Hileli iflas suçu, en basit tanımıyla, borçlunun iflasını hazırlamak veya alacaklıların tatminini engellemek amacıyla hileli davranışlarda bulunmasıdır. Suçun konusunu malvarlığı değerleri oluşturur ve bu yönüyle hem ceza hukuku hem ticaret hukuku hem de icra-iflas hukuku ile kesişen karma nitelikli bir suçtur. İflas hukuku, ekonomik düzenin sağlıklı işleyişi için kritik bir alan olup borçlunun alacaklılarına karşı sorumluluklarını yerine getirememesi durumunda devreye giren bir hukuki mekanizmadır. Ancak borçluların kötü niyetli davranışlarla malvarlıklarını kaçırması, işletme defterlerini tahrif etmesi, ticari faaliyetlerini alacaklıları zarara uğratacak şekilde manipüle etmesi gibi durumlar ekonomik düzeni tehdit eder. İşte bu nedenle hileli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu’nun1 161. maddesinde ekonomik düzenin korunması amacıyla düzenlenmiştir.
İçindekiler
- Hileli İflas Suçu Kavramı ve Tarihsel Gelişim
- Hileli İflas Suçunda Korunan Hukuki Değer
- Hileli İflas Suçu (TCK M. 161) Nedir?
- Hileli İflas Suçunun Unsurları
- Hileli İflas Suçuna İlişkin İçtihatlar
- Hileli İflas Suçu Cezası
- Hileli İflas Suçunda Şahsi Cezasızlık Sebebi Veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
- Hileli İflas Suçunda Etkin Pişmanlık
- Hileli İflas Suçunda Teşebbüs
- TCK 161 Bağlamında İştirak
- TCK 161 Bağlamında İçtima
- Hileli İflas Suçu Ve Tutuklama Tedbiri
- Hileli İflas Suçunda Yargılamanın Yenilenmesi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Hileli İflas Suçunda Görevli Mahkeme
- Kaynakça
Hileli İflas Suçu Kavramı ve Tarihsel Gelişim
Hileli iflas suçuna ilişkin ilk düzenlemeler Osmanlı dönemine kadar uzanır. Ticaretin gelişmesiyle birlikte borçluların malvarlıklarını alacaklılardan kaçırması yaygın bir sorun hâline gelmiş; devlet, ekonomik düzeni korumak amacıyla bu tür davranışları cezalandırma ihtiyacı hissetmiştir.
Cumhuriyet döneminde, 1926 tarihli eski Ceza Kanunu’nun2 506. maddesi “hileli iflas”ı müstakil bir suç olarak düzenlemiş, 2005 tarihli 5237 sayılı TCK ise suçu yeniden sistematik bir yapıya kavuşturmuştur.
Özellikle modern ekonomik ilişkilerin karmaşıklığı borçluların hile yapmasını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu ekonomik suçlara ilişkin yaptırımları sıkılaştırma eğilimindedir.
Hileli İflas – Basit İflas Ayrımı
Doktrinde en çok tartışılan konulardan biri hileli iflas ile basit iflas arasındaki ayrımdır. Basit iflas, borçlunun kusuruyla yükümlülüklerini yerine getirememesi sonucu ortaya çıkarken, hileli iflas kasten ve bilinçli şekilde alacaklı zararına yapılan manipülatif işlemleri içermektedir.
Hileli İflas Suçunda Korunan Hukuki Değer
Hileli iflas suçunda korunan hukuki değer malvarlığıdır.3 Zira hileli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “malvarlığına karşı suçlar” bölümünde düzenlenmektedir. Zira bu suçta bir mal kaçırma kastı mevcut olup bu eylemin suç olarak düzenlenmesinin temel sebebi, alacaklıların haklarını müdafaa etmektir. Ancak hileli iflas suçuyla korunan hukuki değer yalnızca malvarlığı değildir. Bu suç, ekonomiye, ticari hayattaki güven ilişkisine, kredi emniyetine de zarar vermektedir. Dolayısıyla hileli iflas suçunda korunan hukuki değerin içerisine kamu menfaati de girmektedir.4
Hileli İflas Suçu (TCK M. 161) Nedir?

Hileli iflas suçu, failin malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli hareketlerde bulunması ve bu hileli hareketlerinden önce ya da sonra iflas etmesidir. İşbu suç, TCK‘nın 161. Maddesinde şu şekilde düzenlenmektedir:
(1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;
a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,
d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi,
gerekir.
Görüleceği üzere bu suçun oluşması için iflas olgusunun gerçekleşmesi şarttır. İflas, borçlarını ödeyemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip neticesinde, mahkeme kararıyla tespit ve ilan edilen bir haldir.5 Ancak hukukumuzda her borçlunun iflas etmesi söz konusu değildir.
Hileli İflas Suçunun Unsurları
Hileli iflas suçunun unsurları, maddi unsurlar, manevi unsur ve hukuka aykırılık unsuru olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bu unsurların tamamının varlığı halinde hileli iflas suçunun oluştuğundan bahsedilebilecektir.
1 – Hileli İflas Suçunun Maddi Unsurları
Hileli iflas suçunun maddi unsurları;
- Fail
- Mağdur
- Konu
- Fiil
- Netice
- Nedensellik bağı
olmak üzere 6 tanedir.
1- Hileli İflas Suçunun Faili
Hileli iflas suçunun faili, iflasa tabi olan bir kişidir. Yani bu suçun faili tacirler ile kanunda sayılı olan diğer kişilerdir.6 Bu noktada iflasa ilişkin değerlendirme Asliye Ticaret Mahkemesince yapılacaktır. Ancak hileli iflas suçunun oluşup oluşmadığı Ceza Mahkemesince değerlendirilip karara bağlanır. Ancak Ceza Mahkemesi, Ticaret Mahkemesi’nin kararıyla bağlı değildir.7 Şayet hileli iflas yargılaması sürerken şirket başkasına devredilmişse devredilen kişiler de sanık olarak yargılamaya dahil edilecektir. Ayrıca failin asıl borçlu olması da şart değildir. Dolayısıyla müflis kefil de bu suçun faili olabilir.
Hileli iflas suçunun failinin ancak iflasa tabi bir kişi olabileceğini söylemiştik. İflasa tabi kişiler, İcra ve İflas Kanunu‘nun8 43/1 Maddesinde;
“İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır…”
Şeklinde açıklanmıştır. Dolayısıyla iflasa tabi kişiler;
- Tacirler
- Tacir olmadıkları halde tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar
- Özel kanunlara göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilenlerdir.
2 – Hileli İflas Suçunun Mağduru
Hileli iflas suçunun unsurlarından bir diğeri de suçun mağdurudur. Suçta mağdur bulunmadığı takdirde suçun varlığından bahsedilemez. Hileli iflas suçunun mağduru, borçlu müflisin alacaklısı olan, müflisin hileli hareketleri ile alacağını tahsil edemeyen ya da alacağını tahsil edememe tehlikesi altında bulunan kişilerdir.9 Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte birtakım yazarlar, hileli iflas suçunun mağdurunun, alacaklıların yanında kamunun da olduğunu savunmaktadır. Zira hileli iflas durumunda kredi sistemi ile toplumsal güven de zarar görmektedir.
3 – Hileli İflas Suçunda Konu
Hileli iflas suçunun konusu, failin hileli tasarrufuna konu olan malvarlığına ilişkin varlık ve değerlerdir.10 Zira bu suçta failin hileli hareketleri; “malvarlığını eksiltmeye yönelik” hareketlerdir. Ancak burada İİK m. 82’de sayılan haczi kabil olmayan olmayan mallar hileli iflas suçunun konusunu oluşturmayacaktır.11 Haczi kabil olmayan mal ve haklar, İcra ve İflas Kanunu’nun 82. Maddesinde, aşağıdaki şekilde gösterilmektedir:
“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,
4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,
5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,
7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat,
Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,
9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri,
Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,
10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,
11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,
12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi,
13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları.
Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline munhasırdır.
(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.
(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.”
Bu bağlamda haczi kabil olan mallar hileli iflas suçunun konusunu oluştururken haczi kabil olmayan mallar suça konu değildir.
4 – Hileli İflas Suçunda Fiil
Hileli iflas suçunda fiil; failin, malvarlığını eksiltmeye yönelik olarak hileli davranışlarda bulunmasıdır. Ancak her türlü hileli tasarruf bu suça sebebiyet vermez. Kanunda suçun oluşması için gerekli fiiller sayılmıştır. Nitekim Türk Ceza Kanunu‘nun 161. Maddesi;
“Hileli iflasın varlığı için;
a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,
d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi,
gerekir.”
Şeklinde düzenlemelere haizdir. Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere hileli iflas suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde hileli iflas suçu oluşacaktır.12
A – Alacaklıların Alacaklarının Teminatı Mahiyetinde Olan Malların Kaçırılması, Gizlenmesi veya Değerinin Azalmasına Neden Olunması
Hileli iflas suçuna sebebiyet veren eylemlerden biri; alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunmasıdır. Bu mallar, borçlu müflis haczi kabil olan mallarıdır. Ayrıca bu malların doğrudan müflisin elinde bulunması gerekmemektedir. Müflise ait olup 3. Kişilerin zilyetliğinde bulunan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılması da bu madde kapsamındadır. Bu bentteki hareket, üç şekildedir:
- Malların kaçırılması
- Müflise ait malların gizlenmesi
- Malların değerinin azalmasına neden olunması
Şeklindedir. Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte; malların kaçırılması, gizlenmesi, azalmaya neden olunan malların dışındaki mallarla alacaklıların alacaklarına kavuşması mümkünse hileli iflas suçu oluşmaz.
B – Malvarlığını Kaçırmaya Yönelik Tasarruflarının Ortaya Çıkmasını Önlemek İçin Ticari Defter, Kayıt veya Belgelerin Gizlenmesi veya Yok Edilmesi
Hileli iflas suçuna sebebiyet veren bir diğer eylem; malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önleme için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesidir. Görüleceği üzere burada gizleme veya yok etme; malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufları gizlemek amacıyla yapılmaktadır. Aksi takdirde salt olarak gizleme veya yok etme hileli iflas suçuna sebebiyet vermeyecektir.
C – Gerçekte Bir Alacak ve Borç İlişkisi Olmadığı Halde, Sanki Böyle Bir İlişki Mevcutmuş Gibi, Borçların Artmasına Neden Olacak Şekilde Belge Düzenlenmesi
Hileli iflas suçunda eylemlerden biri; gerçekte bir alacak veya borç ilişkisi bulunmamasına rağmen borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesidir. Bu duruma örnek olarak müflisin borçluymuş gibi, bir kambiyo senedi imzalaması verilebilir. Var olan bir kambiyo senedinde tahrifat yapılarak borç miktarının artırılması da örnek olarak verilebilecektir. Türk Ceza Kanunu’nun 212. Maddesi;
“Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.”
Hükmüne haizdir. Dolayısıyla burada hileli iflas suçunun yanında resmi belgede sahtecilik suçu veya özel belgede sahtecilik suçu oluşmuşsa faile, iki suçtan ayrı ayrı ceza verilecektir.
D – Gerçeğe Aykırı Muhasebe Kayıtlarıyla veya Sahte Bilanço Tanzimiyle Aktifin Olduğundan Az Gösterilmesi
Hileli iflas suçunun gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi mümkündür. Burada iki adet seçimlik hareket vardır:
- Gerçeğe aykırı muhasebe kaydıyla aktifin olduğundan az gösterilmesi
- Sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi
Bu bağlamda seçimlik hareketlerden en az birinin gerçekleştirilmesiyle hileli iflas suçu oluşacaktır.
5 – Hileli İflas Suçunda Netice
Kanımızca hileli iflas suçunda netice, failin hileli hareketlerden önce veya sonra iflas etmesidir. Bu husus doktrinde tartışmalı olup bazı yazarlar hileli iflas suçunun sırf hareket suçu olduğunu, hareketin gerçekleşmesiyle suçun oluştuğunu savunmaktadır.
6 – Hileli İflas Suçunda Nedensellik Bağı
Hileli iflas suçunun maddi unsurlarından birisi de nedensellik bağıdır. Bu husus da doktrinde tartışmalıdır. Birtakım yazarlar hileli iflas suçunda hileli hareketlerin iflasa yol açması gerektiğini ifade ederken birtakım yazarlar ise iflasın öncesinde veya sonrasında hileli hareketlerin var olmasının hileli iflas suçuna sebebiyet vereceğini savunmaktadır. Bu yazarlar, hileli hareketin iflasa sebebiyet vermesinde zorunluluk bulunmadığını, iflasın gerçekleşmesinin yeterli olduğunu savunmaktadır.
2 – Hileli İflas Suçunda Manevi Unsur
Hileli iflas suçunun manevi unsuru kasttır. Dolayısıyla bu suç, ancak kasten işlenebilmektedir. Kast; kendi içerisinde olası kast ve doğrudan kast olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hileli iflas suçunun doğrudan kastla işlenebileceğine şüphe bulunmazken olası kastla işlenip işlenemeyeceği doktrinde tartışmalıdır. Ayrıca manevi unsurun, yani kastın bulunmadığı durumda hileli iflas suçunun oluştuğundan söz edilemeyecektir.
3 – Hileli İflas Suçunda Hukuka Aykırılık Unsuru
Hileli iflas suçunun var olabilmesi için bir diğer unsur, hukuka aykırılık unsurudur. İşbu kapsamda işlenen suçta “hukuka uygunluk sebepleri”nin bulunmaması gerekmektedir. Hukukumuzda hukuka uygunluk sebepleri;
- Kanun hükmünü yerine getirme
- Amirin emri
- Meşru savunma
- Hakkın kullanılması
- İlgilinin rızasıdır.
Bu noktada; hileli iflas suçunda ilgilinin rızasının suçun oluşumuna etkisi tartışılmaktadır. Kanımızca burada ilgilinin, yani alacağını alamama tehlikesiyle karşı karşıya kalan borçluların rızası, suçun oluşumuna etki etmeyecektir. Zira daha önce belirttiğimiz gibi bu suçun mağduru alacaklılar olduğu gibi kamu da mağdur duruma düşmektedir. Dolayısıyla yalnızca ilgilinin rızası ile suçun oluşmadığının kabulü kamuya büyük zarar verecektir.
Hileli İflas Suçuna İlişkin İçtihatlar
Hileli iflas suçuna ilişkin pek çok Yargıtay kararı bulunmaktadır. Bu içtihatlar; suçun işleniş biçimleri ve hangi eylemlerin bu suç kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin uyuşmazlıklarda yol gösterici rol oynamaktadır. Nitekim Yargıtay 23. Ceza Dairesi’nin 2015/7265 E. , 2016/5365 K. Sayılı kararında;
“…Sanığın temsile yetkili şirketi adına kayıtlı bulunan, iflas erteleme davasında kendisine teslim olunan, şirketin alacaklılarının alacağının teminatı mahiyetinde bulunan ve iflasın açılması ile iflas masasına ait mal haline gelen suça konu …, … ve … plakalı araçların iflas masasına 3 gün içerisinde teslim edilmesi şerhini içerir muhtıranın sanığa tebliğ edilmesine rağmen suça konu araçları teslim etmediği gibi nerede bulunduklarına dair de yeterli bir bilgi vermediği, sanığın suça konu araçları teslim edemediğine dair ikrar içeren savunması, bilirkişi raporu, iflas kararı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, hileli iflas suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay bu içtihadında; iflas erteleme davası sürerken sanığın şirketi adına kayıtlı bulunan araçların teslimine ilişkin muhtıranın sanığa gönderilmesine rağmen sanık tarafından araçların teslim edilmediği, bu bağlamda sanığın alacağın teminatı mahiyetinde bulunan malları kaçırdığı ve gizlediği, bu bağlamda hileli iflas suçunun oluştuğuna karar vermiştir.
Yine Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2018/1992 E., 2018/5059 K. Sayılı kararında;
“… Şirkete ait 2006 yılı defterlerinin kanuna uygun tutulmaması, sanığın aşamalardaki savunmalarında iflas eden şirketin 2007-2008 yıllarında faal olmadığı için defter tutulmadığını belirtmesi, defter ve belgelerin sunulmamış olması tek başına hileli iflas suçunun oluşturması için yeterli olmayacağı gözetilerek, sanığın eyleminin İ.İ.K’nun 310/5 maddesi delaletiyle TCK 162. maddede tanımlanan taksirli iflas suçunu oluşturduğu gözetilmeden…”
Şeklinde karar vermiştir. Somut olayda tacir, 2006 yılında kanuna uygun bir ticari defter tutmamıştır. Ayrıca şirketin faal olmaması sebebiyle defter tutmadığını belirtmiştir. Yargıtay bu içtihadında defter ve belgelerin sunulmamasının tek başına hileli iflas suçunu oluşturmadığına karar vermiştir. Failin eylemi taksirli iflas olarak değerlendirilmiştir. Yine Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2016/1731 E., 2016/8277 K. Sayılı kararında;
“… Katılanın, sanıklara 2004 yılında 124.201,55 TL tutarında kiraz satışı yaparak ürünleri teslim ettiği, sanıkların borçlarının bir kısmını ödedikleri, ancak bakiye 75.000 TL’sini ödemedikleri ve karşılığında 13.08.2004 tarihli bono düzenleyerek verdikleri, bononun ödenmemesi üzerine…. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/173 Esas, 2005/531 sayılı karar ile iflasına karar verilen … isimli şirket ile … isimli şirketin ticari müşterileri ile ortaklık yapısında benzerlikler olduğu ve sanıkların hileli tasarrufları ile kendi iflaslarına sebep olarak atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda; alınan bilirkişi raporuyla söz konusu şirketin hileli bir yöntemle iflas etmediğinin belirtilmesi, sanıkların atılı suçu işlemediklerine ilişkin savunmaları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılanın soyut iddiasından başka sanıkların mahkumiyetine yetecek ölçüde, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…”
Şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüleceği üzere Yargıtay, somut olayda sanıkların ticari müşterileri ile ortaklık yapısında benzerlik olduğu ve hileli bir biçimde iflas ettikleri iddiasına karşılık dosyada sanıkların hileli bir biçimde iflas ettiklerini gösteren her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir delil bulunmaması sebebiyle sanıkların beraatine karar verilmesinin doğru olduğunu vurgulamıştır.
Hileli İflas Suçu Cezası
Hileli iflas suçu cezası; üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır. Bu ceza, Türk Ceza Kanunu’nun 161. Maddesinde düzenlenmektedir. Ancak hileli iflasın ispat edilemediği hallerde sanık, taksirli iflas suçundan cezalandırılacaktır. Taksirli iflas suçunun cezası ise iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır.
Hileli İflas Suçunda Şahsi Cezasızlık Sebebi Veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
Hileli iflas suçunda şahsi cezasızlık sebepleri ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler, TCK m. 167’de düzenlenmektedir. İlgili hüküm;
“(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Şeklindedir. Görüleceği üzere bu düzenleme sebebiyle failin, hakkında ayrılık kararı verilmemiş olan eşine karşı hileli iflas suçunu işlemesi halinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilecektir. Yine bu suç üstsoy veya altsoya ya da evlat edinen veya evlatlığa karşı işlenmesi halinde de fail cezalandırılmayacaktır. Ayrıca aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin diğerine karşı hileli iflas etmesi durumunda da ceza verilmeyecektir. 2. Fıkradaki durumlarda ise fail hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilecektir. Kanımızca bu düzenleme hatalı bir niteliktedir. Zira hileli iflas suçunda tek mağdur alacaklı değildir. Aynı zamanda kamudur. Bu durumda kamu menfaatlerinin zarar göreceğine şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca alacaklılardan birinin eş, diğerinin başka bir kişi olması durumunda nasıl bir yol izleneceği de tartışmalara mahal vermektedir. İşbu sebeple hileli iflas suçunun TCK m. 167 ekseninden çıkarılması gerektiği kanaatindeyiz.
Hileli İflas Suçunda Etkin Pişmanlık
Hileli iflas suçunda etkin pişmanlık uygulanması mümkündür. Etkin pişmanlık; failin işlediği suçtan dolayı pişmanlık duyması ve kovuşturma öncesinde ya da kovuşturma sırasında mağdurun uğradığı zararı kısmen veya tamamen gidermesi durumunda cezasında indirim yapılması imkanını sağlayan müessesedir. Etkin pişmanlık müessesesi, Türk Ceza Kanunu’nun 168. Maddesinde;
“1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[71] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.”
Şeklinde düzenlenmektedir. Görüleceği üzere hileli iflas ve taksirli iflas da etkin pişmanlık kapsamındadır. Bu bağlamda hileli iflas suçunu tamamlayan fail kovuşturma başlamadan önce mağdurun uğradığı zararı gidermesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilecektir. Yani fail, iflas masasından kaçırdığı malları kovuşturma başlamadan önce aynen iade veya tazmin ederse bu durumda faile verilecek olan ceza indirilir. Şayet fail kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce mağdurun zararını giderirse bu durumda da verilecek cezanın yarısına kadarı indirilecektir. Ayrıca hileli iflas suçunun faili, mağdurun uğradığı zararı kısmen geri verecekse bu durumda etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için mağdurun rızası şart olacaktır.
Hileli İflas Suçunda Teşebbüs
Teşebbüs, failin doğrudan suçun icrasına başlayıp elinde olmayan sebeplerle suçu tamamlayamaması durumudur. Hileli iflas suçuna teşebbüs halinde faile verilecek cezada indirim yapılacaktır. Birtakım yazarlarca hileli iflas suçunun sırf hareket suçu olması sebebiyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı savunulmaktadır. Bu husus doktrinde tartışmalı niteliktedir.
TCK 161 Bağlamında İştirak
Hileli iflas suçuna iştirak edilip edilmeyeceği de doktrinde sıkça tartışılmaktadır. Hileli iflas suçunun esas faili, mallarını kaçıran tacirdir. Bu suçta bir özel faillik durumu mevcuttur. İşbu sebeple iflasa tabi olmayan kişiler hileli iflas suçunun faili olamayacaklardır. Ancak bu kişiler suçtan azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla sorumlu olabilmektedirler. Örneğin tacirin muhasebecisi, tacire hileli hareketler yapmasına ilişkin yol gösterir ve mallarını kaçırması için tavsiyelerde bulunan muhasebeci azmettiren olarak sorumlu olacaktır. Ayrıca gerçeğe aykırı defterler hazırlayan muhasebeci de suçta yardım eden sıfatıyla sorumlu olacaktır.
TCK 161 Bağlamında İçtima
Hileli iflas suçunda içtima da oldukça sık tartışılan bir konudur. Hukukumuzda kural gerçek içtimadır. Yani ne kadar fiil varsa o kadar suç, ne kadar suç varsa o kadar ceza uygulanacaktır. Hileli iflas suçu, sıkça resmi belgede sahtecilik suçuyla birlikte işlenmektedir. Hukukumuzda resmi belgede sahtecilik suçuyla birlikte işlenen suçlarda her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilmesi yoluna gidilmektedir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu‘nun 43. Maddesi;
“(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.”
Şeklinde zincirleme suç hükümlerini düzenlemektedir. 2. Bent ise hukukumuzda “aynı neviden fikri içtima” olarak isimlendirilmektedir. Bu hükümler uyarınca hileli iflas suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir. Ayrıca aynı neviden fikri içtima hükümleri de uygulama alanı bulacaktır. Ancak bu hususlar doktrinde tartışmalıdır. Hileli iflas suçuyla birlikte dolandırıcılık suçunun işlenmesi durumunda ne yapılacağı da oldukça tartışılmaktadır. Birtakım yazarlar dolandırıcılık suçuyla hileli iflas suçu arasında gerçek içtima uygulanacağını ve her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini savunmaktadır.13 Ancak bazı yazarlar dolandırıcılık suçu ile hileli iflas suçu arasında genel norm-özel norm ilişkisi bulunduğunu, bu sebeple iki suçun birlikte işlenmesi durumunda faile, özel norm olan hileli iflas suçundan ceza verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.14
Hileli İflas Suçu Ve Tutuklama Tedbiri
Hileli iflas suçunda tutuklama tedbirinin uygulanması mümkündür. Her ne kadar hileli iflas suçu; Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun15 100/3 Maddesinde öngörülen katalog suçlardan birisi olmasa da, hileli iflas suçunda da tutuklamaya karar verilebilmektedir. Bu suçtan dolayı tutuklama kararı verilebilmesi için;
- Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var olması
- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa ya da
- Şüpheli veya sanığın davranışları;
- 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
- 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
Aksi takdirde şartların oluşmaması sebebiyle hileli iflas suçunda tutuklama kararı verilemeyecektir.
Hileli İflas Suçunda Yargılamanın Yenilenmesi
Hileli iflas suçunda yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü bir kanun yolu olup istisnai durumlarda bu yola başvurulabilir. Hukuk sistemimizde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri;
- Duruşmada sahte belge kullanılması
- Tanık veya bilirkişinin yalan beyanda bulunması
- Hükme katılmış olan hakimlerin kusurlu görev yapmış olmaları
- Mahkumiyet hükmüne dayanak olan hukuk mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılması
- Yeni olay ve yeni delillerin ortaya konulması ile sanığın beraat edeceğinin anlaşılması
- AİHM veya AYM tarafından hak ihlaline karar verilmesi
Durumlarıdır. Bu durumların ortaya çıkması halinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilecektir. Örneğin hileli iflas suçunun failinin gerçeğe aykırı muhasebe kaydı düzenlemek suretiyle suçu işlediğine karar verilmesinin ardından gerçeğe aykırı muhasebe kaydı olduğu iddia edilen belgenin de sahte olduğunun anlaşılması halinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet, hileli iflas suçunda tekerrür mümkündür. Tekerrürden söz edebilmek için hileli iflas suçundan cezalandırılan failin hüküm kesinleştikten sonra tekrardan hileli hareketlerle mal kaçırmaya çalışmasında söz konusu olacaktır.
Hayır, hileli iflas suçu seri muhakeme usulüne tabi bir suç değildir.
Hileli iflas, failin hileli hareketler yaparak alacaklıların alacağına kavuşmasını engellemesi, bu hareketlerden önce veya sonra da iflas etmesidir.
Haksız tahrik indiriminin hileli iflas suçunda uygulanamayacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak hayatın olağan akışında haksız tahrik hükümlerinin hileli iflas suçunda gündeme gelmesi pek mümkün gözükmemektedir.
Hileli iflasın cezası, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 161. Maddesi hileli iflas suçunu düzenlemektedir. Bu suçun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır.
Hileli İflas Suçunda Görevli Mahkeme
Hileli iflas suçunda görevli mahkeme, ağır ceza mahkemesidir. Bu bağlamda bu suçun kovuşturması esnasında profesyonel bir avukattan destek alınması sanık açısından oldukça faydalı olacaktır. Işık Hukuk & Danışmanlık, Afyon ağır ceza avukatı olarak Afyonkarahisar’da bulunan müvekkillerimize ağır ceza mahkemesi kapsamındaki davaları için hukuki destek vermekteyiz.
Kaynakça
- Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 02.12.2025. ↩︎
- 765 Sayılı Eski Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 02.12.2025. ↩︎
- UZUN, Engin Berkay: Hileli İflas Suçu. Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2023. ↩︎
- EVİK, Ali Hakan: Türk Ceza Hukuku’nda Hileli ve Taksirli İflas Suçları. Oniki Levha Yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2015. ↩︎
- PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet: İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı. On İki Levha Yayıncılık, 6.Bası, İstanbul 2019. ↩︎
- YURTCAN, Erdener: Yeni Türk Ceza Kanunu ve Yorumu. Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul 2004. ↩︎
- ESEN, Sinan: Anlatımlı ve İçtihatlı Malvarlığına Karşı Suçlar – Belgelerde Sahtecilik ve Bilişim Alanında Suçlar. Adalet Yayınevi, Ankara 2007. ↩︎
- İcra ve İflas Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 04.12.2025. ↩︎
- GERÇEKER, Hasan: Yorumlu & Uygulamalı Türk Ceza Kanunu C: 2. Seçkin Yayıncılık, 6. Baskı, Ankara 2022. ↩︎
- MERAN, Necati: Yeni Türk Ceza Kanununda Sahtecilik- Malvarlığı- Bilişim Suçları ile Ekonomi ve Ticaret Alanında Suçlar. Seçkin Yayıncılık, Ankara 2005. ↩︎
- ÖZBAY, Asena Tuğçe: Türk Ceza Kanununda Öngörülen Hileli İflas Suçu. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019. ↩︎
- GÜRLER, Mehmet: Hileli Ve Taksirli İflas Suçları (TCK. m. 161 ve TCK. m. 162). Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015. ↩︎
- BACAKSIZ, Pınar: TCK’da Yer Alan İflas Suçları. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2011. ↩︎
- EREM, Faruk: Taksirli ve Hileli İflas Prof. Yaşar Karayalçın’a 65 inci yaş. Armağanı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 641-651, Ankara 1988. ↩︎
- Ceza Muhakemesi Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 09.12.2025. ↩︎
