Haksız tahrik, mağdur tarafından yapılan bir eylem neticesinde failin kendine hakim olma kabiliyetinde oluşan azalma anlamına gelmektedir. Haksız tahrik neticesinde suç işleyen failin cezasında indirim yapılacaktır. Bu hususun temel sebebi, haksız tahrik ile kusur durumu arasındaki ilişkidir. Zira haksız tahrike maruz kalan failin kusuru, haksız tahrike maruz kalmayan bir faile göre daha düşük niteliktedir. Özellikle kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçunda sıkça gündeme gelen haksız tahrik kurumu, pek çok başkaca suç tipinde de gündeme gelebilir.
İçindekiler
Haksız Tahrik Nedir?

Haksız tahrik, suçun failinin, kendisine karşı yapılan bir haksız fiil karşılığında duyduğu hiddet ve elemin etkisiyle suç işlemesi halidir.1 Dolayısıyla burada esasen failin, suç işlemeye itilmesi söz konusudur. Haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu‘nun2 29. Maddesinde düzenlenmektedir. İlgili madde;
“Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”
Hükmüne haizdir. Dolayısıyla haksız tahrik ile suç işleyen bir kimseye verilecek ceza;
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla,
- Müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla,
- Diğer hallerde ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Haksız Tahrik Şartları Nelerdir?
Haksız tahrik, TCK’nun 29. Maddesinde düzenlenen, faile verilecek olan cezada indirim yapılmasını öngören bir müessesedir. Ancak haksız tahrikin oluşabilmesi için birtakım şartların varlığı aranmaktadır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2016/6000 E., 2018/3079 K. Sayılı kararında3;
“… 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı,
b) Bu fiil haksız olmalı,
c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç bu ruhi durumun tepkisi olmalı,
e) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan kaynaklanmalıdır…”
Denilerek haksız tahrikin şartları sayılmıştır. Dolayısıyla haksız tahrikin varlığı, bu şartların oluşup oluşmadığına bağlıdır. Ayrıca failin hiddetli ve şiddetli elemle hareket etmesi haksız tahrikin oluşması için yeterli değildir. Aynı zamanda bir haksız fiil de bulunmalıdır. Bu husus, özellikle kan gütme saikiyle veya töre saikiyle işlenen kasten öldürme suçunda fail hakkında yanlış bir değerlendirme ile haksız fiil indirimi uygulanmasının önüne geçmektedir.4 Haksız tahrik şartlarını detaylıca açıklamayı faydalı görmekteyiz.
1 – Tahriki Oluşturan Bir Fiilin Bulunması
Haksız tahrikin varlığından bahsedebilmek için öncelikle bu tahriki oluşturan bir fiilin bulunması gerekmektedir. Bu fiil, faili suçu gerçekleştirmeye iten bir fiildir. Ayrıca bu eylem, haksız tahrikin objektif unsurunu meydana getirmektedir.5 Gerçekleştiren fiilin tahrik oluşturup oluşmadığı hakimin takdirindedir. Hakim, gerçekleştirilen fiilin tahrik oluşturup oluşturmadığını belirlerken;
- Failin niteliklerine
- Fail ile mağdurun arasındaki ilişkiye
- Mağdurun niteliklerine
- Eylemin gerçekleşme şekline
- Eylemin gerçekleştiği yer ve zamana
Bakarak tahrik oluşup oluşmadığını değerlendirecektir. Ayrıca tahriki oluşturan fiilin kanun koyucu olarak suç olarak kabul edilmesi şart değildir.6 Yine haksız tahriki oluşturan eylemin doğrudan fail aleyhine işlenmesi zorunlu değildir. Örneğin failin bir yakınına, bir eşyasına, bir değer yargısına hatta faille ilgisi bulunmayan bir kişiye karşı gerçekleştirilmesi de tahrik oluşturabilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/179 E., 2023/229 K. Sayılı kararında7;
“… Emekli olan sanık ve büfe işleten maktulün aynı mahallede ikamet etmeleri nedeniyle birbirlerini uzun süredir tanıdıkları, zaman zaman maktulün büfesinden içki alan sanığın olay tarihinden iki yıl kadar önce maktule 2.800 TL tutarında borç verdiği, sanığın alacağını istemesine karşın maktulden parasını tahsil edemediği, alkollü olarak olay günü saat 21.30 sıralarında maktulün işlettiği büfeye av tüfeğini alarak giden sanığın, tüfeği maktule doğrultarak parasını tekrar istediği, ardından büfe içerisinde birden fazla kez yakın mesafeden ateş ettiği, bacağından isabet alan maktulün iri kürevi kurşun yaralanmasına bağlı femur kemik kırığı ile karakterli büyük damar harabiyetinden gelişen dış kanama sonucu hayatını kaybettiği ve silah sesini duyduktan sonra olay yerine gelenlerce sanığın darbedilerek etkisiz hâle getirildiği anlaşılan dosyada; maktulden alacaklı olduğu parayı hukuki yollardan takip etme imkanına sahip sanığın bu yola başvurmaması, Ceza Genel Kurulunun yerleşik uygulamasına göre salt hukuki alacağın tahsil edilememesinin haksız tahrik olarak kabulünün mümkün olmaması, olay esnasında veya öncesinde maktulden kaynaklanan ve sanığa yönelen başkaca herhangi bir haksız söz ve davranışın da bulunmaması karşısında, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, salt olarak hukuki alacağın tahsil edilememesinin haksız tahrik olarak kabul edilmeyeceğini yerleşik bir uygulama olarak uygulamaktadır. Dolayısıyla salt hukuki alacağın ödenmemesi, tahriki oluşturan bir fiil olarak kabul edilmeyecektir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/906 E., 2020/64 K. Sayılı kararında8;
“…Kuryelik ve balıkçılık yaparak geçimini sağlayan inceleme dışı sanık … … ile inceleme dışı sanık … …’ın yaklaşık 4 yıldır evli oldukları ve bu evliliklerinden 4 yaşında fiziksel engelli bir kız çocuklarının bulunduğu, …’in, engelli çocuğunu götürdüğü yardım kuruluşunda maktul … ile tanıştığı, bir süre sonra maktul … ile … arasında duygusal yakınlaşma başladığı, eşi …’nın 31.03.2011 tarihinde arkadaşlarıyla iki günlüğüne balık tutmaya gideceğini öğrenen …’in, gün içerisinde cep telefonuyla maktul … ile pek çok kez mesajlaşarak eşi …’nın balığa gideceğini ve eşi gittikten sonra evine gelebileceğini söylediği, …’nın, arkadaşlarının balık tutmaya gelmemeleri nedeniyle kayınpederi olan sanık …’a balığa gitmek için ısrar ettiği ve her ikisinin saat 00.30 sıralarında balık tutmak üzere …’nın kullandığı pikap araçla Tekirdağ istikametinde bulunan Yeniçiftlik Barajı’na doğru yola çıktıkları, …’nın evden ayrıldığını haber alan maktul …’ın, saat 01.30 sıralarında …’in evine gittiği, …’in 4 yaşındaki kız çocuğunu uyuttuğu, daha sonra maktul … ile birlikte diğer odaya geçip bir süre sohbet ettikten sonra cinsel ilişkiye girdikleri, bu sırada Yeniçiftlik Barajı’na ağ atan … ile sanık …’ın saat 05.00-05.30 sıralarında tekrar Küçükçekmece’ye döndükleri, …’nın aynı mahallede kendisine yakın bir yerde oturan sanık …’ı ikametine bıraktıktan sonra evine gittiği, kapının arka deliğinde anahtar bulunması nedeniyle evinin kapısını açamayan …’nın zemin katta bulunan evin arka tarafına dolaşarak oturma odasının penceresini eliyle itekledikten sonra el feneriyle içeriye ışık tuttuğunda eşi … ile maktul …’ı cinsel ilişki halinde gördüğü, hemen evinin giriş kapısına yönelen …’nın kapıya şiddetli bir şekilde vurmaya başladığı, …’in yarı çıplak hâlde kapıyı açması üzerine eve giren …’nın evin giriş kapısını içeriden kilitledikten sonra maktul …’ı aramaya başladığı, kısa bir süre sonra iş malzemelerinin bulunduğu oda içerisindeki halıların arkasına saklanan maktul …’ı üzerinde sadece külot varken bulduğu ve hole çıkardıktan sonra banyodan aldığı fırça ile maktule vurmaya başladığı, bu sırada …’nın kendisine de bir şey yapacağından korkan …’in kızını da alarak evden kaçtığı ve 155 Polis İmdat Hattını arayarak eşinden şiddet gördüğüne dair ihbarda bulunduğu ancak yaşananlardan bahsetmediği, …’nın ise evde maktul …’ı döverek baygın hâle getirip koli bandı ile ellerini ve ayaklarını bağlayarak ağzını da yapıştırdıktan sonra salona getirip halının üzerine bıraktığı, akabinde kayınpederi olan sanık … ile kayınbiraderi olan sanık …’e haber verdiği, maktul …’ın gün boyu … ve …’e ait evde elleri ve kolları bağlı, ağzı kapalı bir şekilde beklediği, 01.04.2011 tarihinde saat 23.00 sıralarında … ile sanıklar … ve …’ün, aldığı darbeler nedeniyle inlemekte olan maktulü sanık …’nın kullanımındaki pikap araca bindirdikleri ve Kemerburgaz’da bulunan gölete götürerek elleri ve kolları bağlı bir şekilde suya attıkları ve döndükleri, maktulün ölüp ölmediğini merak eden … ile sanık …’ın gece geç saatlerde tekrar gölete gittikleri, maktulün cansız bedeninin suyun yüzeyine çıktığını gören …’nın, botla göletin daha derin bir noktasına giderek maktule taş bağlayıp bıraktığı ve suya battığından emin olduktan sonra sanık … ile birlikte eve döndüğü, aradan geçen uzun süre ve göl şartları nedeniyle yapılan tüm aramalara rağmen gölette maktulün cesedine ulaşılamadığı olayda;
Maktul …’ın, başkasıyla resmî nikâhlı evli olduğunu bildiği … ile rızaya dayalı da olsa cinsel ilişkiye girmesinin, evlilik birliği içerisinde eşine karşı sadakat yükümlülüğü bulunan …’in bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesine neden olması, maktulün eve …’in rızasıyla girmesine rağmen …’nın bu duruma rızasının bulunmaması nedeniyle maktulün …’ya yönelik konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlemesi ve sabaha karşı evine dönen …’nın maktul ile …’i cinsel ilişkiye girdikleri sırada görmesi karşısında, maktulün haksız fiil ve suç teşkil eden eylemlerinin, …’in eşi … yönünden haksız tahrik nedeni olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak burada tartışılması gereken husus, …’nın kayınpederi ve kayınbiraderi olup maktulün öldürülmesi ve hürriyetinden yoksun bırakılması fiillerine iştirak eden sanıklar … ve … açısından da aynı eylemlerin haksız tahrik nedeni oluşturup oluşturmayacağıdır. TCK’nın 29. maddesinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için mağdurdan kaynaklanmış haksız bir davranış veya söz bulunması, sanığın da bu haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi gerekmektedir. Haksız tahrikin suça iştirak edenlerden her birine uygulanabilmesi için, tahrike ilişkin koşulların tüm şerikler hakkında geçerli olması zorunludur. Somut olayda ise, sanık …’ın kızı, sanık …’ün de kız kardeşi olan …’in maktul ile ilişkisinin rızaya dayalı olması, sadakat yükümlülüğünün sadece eşlere ait bulunması, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun ise …’ya karşı işlenmesi nedenleriyle, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan davranışların sanıklar … ve …’e yönelmediği, başka bir ifadeyle evlilik birliği içerisindeki konumu itibarıyla … açısından haksız tahrik oluşturan davranışların, …’yla aynı konumda bulunmayan sanıklar … ve … açısından haksız tahrik nedeni oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Medeni Kanun’un 161/1. maddesinde eşler arasında bir boşanma nedeni sayılan evlilik dışı cinsel ilişkinin, yine aynı Kanun’un 185/3. maddesinde düzenlenen sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturacağı sabit olmakla birlikte, ahlaki veya geleneksel açıdan kabul edilemeyecek bu durumun eşler dışındaki diğer aile bireyleri açısından haksızlık teşkil ettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Aksinin kabulü hâlinde namusunun lekelendiği düşüncesine kapılan aile fertlerinden herhangi birinin işlediği her suçta haksız tahrik hükmünün uygulanması gündeme gelebilecek, haksız tahrikin kaçıncı derecedeki akrabaya kadar uygulanacağının belirli olmaması nedeniyle kapsamı öngörülemeyecek ölçüde genişletilmiş olacaktır. Bunun yanında somut olayda, gün boyunca elleri kolları bağlı şekilde ve kendinden geçmiş bir hâlde …’nın evinde alıkonulan maktulün, sanıklar … ve …’e yönelik başkaca herhangi söz ve davranışı da bulunmamadığı da gözetildiğinde sanıklar … ve … hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır…”
Şeklinde karar vermiştir. Bu olayda Yargıtay, eşini bir başkasıyla cinsel ilişkiye girerken gören ve eşi ile cinsel ilişkiye giren şahsı öldüren fail özelinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanacağına karar vermiştir. Ancak müşterek failler olan failin kayınpederi ve kayınbiraderi özelinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmayacağına karar vermiştir. Buna dayanak olarak da maktul ile kadının ilişkilerinin rızaya dayalı olması, sadakat yükümlülüğünün eşler arasında bulunması ve yalnızca kadının eşi olan adama karşı konut dokunulmazlığını ihlal suçu işlendiği sebeplerini göstermiştir.
2 – Tahriki Oluşturan Fiilin Haksız Olması
Tahriki oluşturan fiilin haksız olması, haksız tahrikin bir diğer koşuludur. Haksız olmasından kasıt, hukuk düzenine aykırı bir fiilin var olmasıdır. Ancak bu eylemin suç niteliğinde olması gerekmemektedir. Ayrıca bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında gerçekleştirilen eylem neticesinde suç işleyen faile haksız tahrik hükümleri uygulanmayacaktır. Ve tahrik niteliği taşıyan fiilin, failin üzerinde hiddet ve şiddetli elem oluşturması yeterli olacak, tahrikin “ağır bir tahrik” olması koşulu aranmayacaktır. Ayrıca fiilin haksız olup olmadığı yalnızca somut olayın özelliklerine göre takdir edilecektir. Zira somut olayın özelliklerine göre yalnızca ahlaka aykırı bir fiil de faili tahrik edebilecektir.9
3 – Tahriki Oluşturan Eylemin Failde Hiddet Veya Şiddetli Elem Meydana Getirmesi
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için bir diğer şart, bu eylemin failde hiddet veya şiddetli elem meydana getirmesidir. Bu husus, subjektif şarttır. Yani haksız eylemin failde, kusur durumunu etkileyecek bir nitelikte kızgınlık ve üzgünlük yaratması gerekmektedir. Ayrıca failin şahsına münhasır olan kıskançlık, kompleks, öç alma duyguları, fazla alınganlık göstermesi gibi hususlar haksız tahrikin uygulanmasına sebebiyet vermeyecektir.10 Burada yapılan eylemin fail nezdinde hiddet veya şiddetli elem meydana getirip getirmediği belirlenirken normal, orta derece bir insan esas alınarak karar verilecektir. Yani hakim, objektif ölçütlerle yapılan eylemin hiddet veya şiddetli elem meydana getirip getirmeyeceğini belirleyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/848 E., 2016/105 K. Sayılı kararında11;
” … Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da maktulden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hallerde, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gereklidir. Öte yandan eylemin tahrik nedeni sayılabilmesi için haksız olması yeterlidir. Ayrıca ceza kanunlarında öngörülen bir suç kalıbına uyması, başka bir deyişle suç oluşturması gerekli değildir. Bu nedenle, tahrik teşkil eden fiilin faili, bu eylemi nedeniyle yargılanarak mahkum olmuş ve cezası infaz edilmiş olsa bile, haksız fiilin doğurduğu öfke ve şiddetli elemin etkisi altında kalıp bu ruhi durumun tepkisi ile suç işleyen kimse hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 11.05.2004 gün ve 74-118 ile 10.06.2003 gün ve 143-183 sayılı kararlarında, üzerinden uzun zaman geçmesi, taraflar arasında önceden gerçekleşmiş bulunan olayın yargılamaya konu edilmesi ve hatta mahkumiyetle sonuçlanıp cezanın infaz edilmesi ya da fiilin suç oluşturmaması nedeniyle kişinin beraat etmesi, dava veya cezanın afla ortadan kalkması gibi durumların, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği vurgulanmıştır…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay bu kararında; haksızlık teşkil eden eylemin suç olması ve bu sebeple haksız eylemi gerçekleştiren kişinin mahkum olup cezasının infaz edilmesi durumunda dahi haksız fiilin doğurduğu öfke ve şiddetli elemin etkisinde kalan fail hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğini hükme bağlamıştır. Yani haksız eylemi gerçekleştiren kişi hapis cezasıyla mahkum olsa dahi haksız tahrik altında bulunan fail, somut olayın özelliklerine göre halen haksız eylem sebebiyle hiddet veya şiddetli eleme sahipse bu durumda fail hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanabilecektir.
4 – Failin İşlediği Suç İle Hiddet Veya Şiddetli Elem Arasında Nedensellik Bağı Bulunması
Haksız tahrike ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için failin işlediği suç ile hiddet veya şiddetli elem arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Ancak hiddet veya şiddetli elem ile failin işlediği suç arasında bir oran bulunup bulunmaması gerektiği hususu tartışmalıdır. Kanaatimizce hiddet veya şiddetli elem ile failin işlediği suç arasında bir oranın bulunması gerekmemektedir. Zira kanunda da böyle bir şart bulunmamaktadır. Kaldı ki böyle bir oranın aranması demek, haksız tahrikin getiriliş amacına uygun düşmemektedir.
5 – Haksız Eylemin Mağdurdan Kaynaklanması
Haksız tahrike ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için haksız eylemin mağdurdan kaynaklanması gerekmektedir. Burada haksız eylemi mağdurdan kaynaklanması ya da mağdurun haksız eylemi önleme yükümlülüğü varken haksız eylemi önlememesi ya da zımnen haksız eylemi onaylaması gerekmektedir.12 Dolayısıyla fail, haksız eylemi gerçekleştiren kişiye değil de bir başkasına karşı suç işlediği takdirde haksız tahrik hükümleri uygulanmayacaktır.
Basit Haksız Tahrik – Ağır Haksız Tahrik Ayrımı
Basit haksız tahrik – ağır haksız tahrik ayrımı esasen eski Türk Ceza Kanunu’nda açıkça düzenlenen bir ayrımdı. Ancak yeni Türk Ceza Kanunu’nda böyle bir ayrım düzenlenmemiş, hakime indirim konusunda geniş takdir yetkisi tanınmıştır. Dolayısıyla hakim, haksız tahrikin basit mi ağır mı olduğunu kendisi değerlendirerek bu duruma göre indirim uygulayacaktır. İşbu durumda indirim oranı takdir edilirken;
- Tahrik eyleminin ne olduğu
- Tahrik eyleminin gerçekleştirildiği yer
- Gerçekleştirilme zamanı
- Bölgesel şartlar
- Failin ve mağdurun durumları
Gibi hususlar göz önüne alınacaktır. Somut olayın özelliklerine göre hangi eylemin daha fazla indirim hangi eylemin daha az indirim gerektireceği değişmektedir. Ancak genel hatlarıyla, eski Yargıtay kararlarından hareketle basit haksız tahrike şunlar örnek olarak verilebilecektir:
- Malvarlığına yönelik eylemler: Mağdurun, failin bahçesinden meyve çalması, taksirli bir biçimde arabasına çarpması vs.
- Aşağılayıcı hitap ve hakaretler: Mağdurun, faili tehdit etmesi, sinkaflı hakaretler etmesi vs.
- Toplumsal değerlere aykırı davranışlar: Laf atmak, nişan bozmak vs.
Yine somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, ağır haksız tahrike şunlar örnektir:
- Cinsel sadakatsizlik
- İffete yönelik eylemler
- Ağır darp
- Ağır sövme
Bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021/5643 E., 2021/3023 K. Sayılı kararında13;
” … Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, katılan …’ın sanık …’ye ait iş yeri önündeki şemsiyeyi kırdığı, devamında karşılıklı birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaraladıkları olayda, katılandan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak, TCK’nin 29. maddesi gereğince makul oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, daha vahim olaylarda uygulanma imkanı bulunan (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır …”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay bu kararında, katılanın; sanığın iş yeri önündeki şemsiyeyi kırdığı ve birbirlerini btm ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları olayda basit haksız tahrikin bulunduğunu belirtmiştir. Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2019/16404 E., 2019/22707 K. Sayılı kararında;
” … mağdurun kendisine “Allah belanı versin, Allah canını alsın, arkadaşlarının yüzünden bana kızıyorsun” dediğini belirtmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 3.maddesi uyarınca orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanığın cezasından asgari (1/4) oranda indirim yapılması yerine yazılı şekilde (2/4) oranında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından … “
Şeklinde karar vermiştir. Yargıtay, bu kararında “Allah belanı versin Allah canını alsın, arkadaşların yüzünden bana kızıyorsun” şeklindeki haksız eylemin ancak basit tahrik oluşturabileceğini vurgulamıştır.
Özel Haksız Tahrik Halleri
Özel haksız tahrik halleri, haksız tahrike ilişkin olarak kanunda bulunan özel düzenlemelerdir. Kanun koyucu bazı suçlarda özel haksız tahrik halleri öngörmüş olup bu durumlarda haksız tahrikin genel düzenlemesine değil, özel düzenlemeye bakılarak hareket edilmesi gerekecektir.
1 – Hakaret Suçunda Haksız Tahrik
Hakaret suçunda haksız tahrik, bir özel tahrik hali olarak karşımıza çıkmaktadır. Hakaret suçunda haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu‘nun 129. Maddesinde;
“(1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”
Şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla haksız tahrikin hakaret suçundaki görünümleri;
- Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi
- Kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi
- Hakaretin karşılıklı olarak işlenmesi halleridir.
1 – Hakaret Suçunun Haksız Bir Fiile Tepki Olarak İşlenmesi
Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde verilecek olan ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Burada hakaret suçu mağdurunun, suçtan önce faile karşı bir haksız eylemi söz konusudur. Bu haksız eylem karşısında hiddet veya şiddetli eleme kapılan fail, hakaret suçunu işlemektedir. Burada işlenen hakaret suçu ile failin kapıldığı hiddet veya şiddetli elem arasında bir nedensellik bağı söz mevcuttur.
2 – Hakaret Suçunun Kasten Yaralama Suçuna Tepki Olarak İşlenmesi
Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi durumunda kişiye ceza verilmeyecektir. Burada kanun, hakime takdir hakkı tanımamıştır. Şayet şartlar oluşmuşsa bu durumda hakaret suçunun failine ceza verilmeyecektir. Burada şartlar;
- Kişiye karşı kasten yaralama suçu işlenmesi
- Kasten yaralama suçunun mağdurunun, kasten yaralama suçunun failine karşı hakaret etmesi
- Hakaret ve kasten yaralama arasında nedensellik bağı bulunması
Şeklindedir.
3 – Hakaretin Karşılıklı Olarak İşlenmesi
Hakaretin karşılıklı olarak işlenmesi halinde taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilecektir. Karşılıklı hakaretin bulunduğu durumda hakim, dilerse taraflardan her ikisi veya biri hakkında cezada indirim yapabilecektir. Bunun dışında taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza vermekten vazgeçebilecektir. Ancak karşılıklı hakaret halinde her iki taraf hakkında indirim yapılmaması ve her iki tarafa da ceza verilmesi hukuka aykırı niteliktedir.
2 – Askeri Ceza Kanunu’nda Haksız Tahrik
Askeri Ceza Kanunu‘nda14 haksız tahrik, ilgili kanunun 92. Maddesinde;
“1. Bir amir veya mafevk, askeri nizamlara ve askerlik kaidelerine mugayir muamelede bulunmak, yahut makam ve mevkiinin salahiyetini tecavüz etmek suretleriyle madunu tahrik eyler ve madun bu tahrik sebebiyle 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90 ve 91 inci maddelerde yazılı suçlardan birini hemen yaparsa, Türk Ceza Kanununun elli birinci maddesine göre madunun cezası hafifletilir.
2. Birinci fıkradaki tahriki yapanlar tahrikin nevi ve mahiyetine göre 116, 117 ve 118 inci maddelerde yazılı cezalarla cezalandırılır.”
Şeklinde düzenlenmektedir. Burada haksız tahrike uğrayan failin;
- Amire ve mafevke (üste) hürmet etmemek (m.82)
- Bilerek doğru söylememek (m.83)
- Yalan yere veya usulsüz şikâyet (m.84)
- Amir ve mafevkine (üstüne) hakaret etmek (m.85)
- İtaatsizlik (m.86)
- İtaatsizlikte ısrar (m.87)
- Toplu asker karşısında veya hizmetten savuşmak için veya silahlı yapılan itaatsizlik (m.88)
- Büyük zararlar veren itaatsizlik (m.89)
- Mukavemet (m.90)
- Amire ve mafevke (üste) fiilen taarruz etmek (m.91)
Suçlarını işlemesi durumunda cezası hafifletilecektir.
Mefruz (Varsayılan) Tahrik
Mefruz tahrik; mağdurdan kaynaklanmamasına rağmen, fail tarafından mağdurdan kaynaklandığı sanılan bir eylem sonucu failin hiddet veya şiddetli eleme kapılarak suç işlemesi durumudur. Varsayılan tahrik durumunda faile ilişkin olarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Zira birtakım yazarlar; haksız tahrikin dayanağının psikolojik olduğunu, failin de mağdurdan kaynaklandığı sandığı eylem sonucunda hiddet veya şiddetli eleme kapıldığı, bu durumda psikolojik şartın gerçekleştiğini ve failin haksız tahrikten yararlanması gerektiğini savunmaktadır. Buna karşılık birtakım yazarlar ise mağdurdan kaynaklanan bir haksız eylem olmadığını, bu sebeple haksız tahrik hükümlerin uygulanmaması gerektiğini savunmaktadır. Bu husus, yeni Türk Ceza Kanunu’nda açıklığa kavuşturulmuştur. Şöyle ki; Türk Ceza Kanunu‘nun 30/3 maddesi;
“Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.”
Hükmüne haizdir. Bu hükümden hareketle; haksız tahrik koşullarının gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen fail, bu hatasından yararlanacaktır. Dolayısıyla faile ilişkin haksız tahrik hükümleri uygulanacaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, hatanın “kaçınılmaz” olmasıdır. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda fail hatasından yararlanamayacak olup hakkında haksız tahrike ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.15 Bu hususta Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2010/8176 E., 2012/34575 K. Sayılı kararında16;
“Sanığın, olay tarihinde oğlu Ahmet’in dövüldüğünün kendisine söylenmesi üzerine hemen olay yerine gittiği ve burada oğlunu döven kişilerden birisi olduğunu zannettiği müşteki Hüseyin’le kavga etmeye başladığı, sanığın olay yerine gelen ve Hüseyin’le aralarındaki kavgaya müdahale eden müşteki Zekayi’yi de yaraladığı anlaşılmasına göre, müştekilerin tahrik teşkil edebilecek haksız bir fiilleri olmadığı halde sanığın bu hususta yanılarak 5237 sayılı TCK’nın 30/3. maddesi kapsamında kaçınılmaz bir hataya düştüğü ve mefruz tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, bu kararında failin, oğlunu dövdüğünü sanarak kaçınılmaz bir hataya düştüğü, bu şekilde mağduru yaraladığı olayda fail hakkında mefruz tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiğini öngörmüştür.
Kaynakça
- AÇIKGÖZ, Mehmet: Ceza Hukukunda Haksız Tahrik. Adalet Yayınevi, Ankara 2012. ↩︎
- Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 26.08.2025. ↩︎
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2016/6000 E., 2018/3079 K. Sayılı kararı, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 26.08.2025. ↩︎
- KARAKEHYA, Hakan: Ceza Hukuku Genel Hükümler. Adalet Yayınevi, 2. Baskı, Ankara 2023. ↩︎
- KOCA, Mahmut/ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Seçkin Yayıncılık, 16. Baskı, Ankara 2023. ↩︎
- BİRTEK, Fatih: Ceza Hukuku Genel Hükümler Temel Bilgiler (Tamamı Örnekli Olaylarla Açıklanmış). Adalet Yayınevi, Ankara 2018. ↩︎
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/179 E., 2023/229 K. Sayılı kararı, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 26.08.2025. ↩︎
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/906 E., 2020/64 K. Sayılı kararı, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 26.08.2025. ↩︎
- BAŞAR, Nur: Türk Ceza Hukukunda Haksız Tahrik I. AD, Y.71, S.3, Mayıs- Haziran 1980, S.3 ↩︎
- TAŞDEMİR, Nezahat: Türk Ceza Hukukunda Haksız Tahrik. Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2012. ↩︎
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/848 E., 2016/105 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: https://karararama.yargitay.gov.tr/, Erişim Tarihi: 08.09.2025. ↩︎
- PARLAR, Ali: Ceza Hukukunda Meşru Savunma ve Haksız Tahrik. Bilge Yayınevi, 1.Baskı, Ankara 2015. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021/5643 E., 2021/3023 K. Sayılı kararı, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 09.09.2025. ↩︎
- Askeri Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 11.09.2025. ↩︎
- İÇEL Kayıhan/EVİK, Ali Hakan: Ceza Hukuku Genel Hükümler. Beta Yayınevi, İstanbul 2007. ↩︎
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2010/8176 E., 2012/34575 K. Sayılı kararı, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 09.09.2025. ↩︎
