Kasten Yaralama Suçu (TCK M. 86)

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun1 86. Maddesinde düzenlenen, failin “başkasının vücuduna acı verme, sağlığının bozulmasına neden olma ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma” eylemini gerçekleştirdiği bir suç tipidir. Bu suç tipinin temel halinde fail, 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak kasten yaralama suçunun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli halleri ile daha az cezayı gerektiren nitelikli hali bulunmaktadır.

Kasten Yaralama Suçu (TCK M. 86) Nedir?

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 86. Maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. İlgili maddenin birinci fıkrası;

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla kasten yaralama suçunda fail bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Bu ceza, suçun temel şeklinin cezası olup cezayı artıran nitelikli haller de bulunmaktadır. Kasten yaralama eyleminden bahsedebilmek için fail, aşağıdaki eylemlerden birini gerçekleştirmelidir:

Mağdurun vücuduna acı vermek
Mağdurun sağlığının bozulmasına neden olmak
Algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak

Kasten Yaralama Suçunda Korunan Hukuki Değer Nedir?

Kasten yaralama suçunda korunan hukuki değer, kişinin beden bütünlüğüdür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın2 “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. Maddesi;

Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

Hükmüne haizdir. Birtakım görüşlere göre kişinin dış görünüşü de korunan hukuki değerlerden birisidir.3

Kasten Yaralama Suçunun Unsurları Nelerdir?

Kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için suçun unsurlarının tamamının varlığı gerekmektedir. Zira suçun unsurlarında eksiklik bulunduğu takdirde suçtan bahsedilemeyecektir. Ayrıca bu suçun unsurlarından bazıları maddi unsurken bazıları da manevi unsurdur. Maddi unsurlar;

  • Fail
  • Mağdur
  • Suçun Konusu
  • Fiil
  • Netice
  • Nedensellik Bağı Ve Objektif İsnadiyettir.

Suçun manevi unsurları ise kastın varlığıdır. Ayrıca suçun oluşması için hukuka aykırılık unsuru da bulunmalıdır.

Kasten Yaralama Suçunda Fail

Kasten yaralama suçunda fail, yaralama eylemini gerçekleştiren kişidir. Ayrıca fail, herkes olabilir. Dolayısıyla kanunda fail olabilmek için herhangi bir şart bulunmamaktadır. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 86/3-d bendi gereğince kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle yaralama eylemi gerçekleştirildiği takdirde şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Bu bendin uygulanabilmesi için failin kamu görevlisi olması gerektiğine şüphe bulunmamaktadır. Dolayısıyla yaralama eyleminde fail herkes olabilecekken 86/3-d bendinde düzenlenen nitelikli halin varlığından bahsedebilmek için yaralama eyleminin failinin kamu görevlisi olması gerekmektedir.

Kasten Yaralama Suçunda mağdur

Kasten yaralama suçunda mağdur, korunan hukuki menfaati ihlal edilen kişidir. Ayrıca bu kişi herkes olabilmektedir. Yani yaralama eyleminin mağduru herkes olabilecektir. Ancak suçun mağduru beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak bir kişiyse bu durumda şikayet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranından artırılacaktır. Yani mağdurun beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişi olması durumunda faile daha fazla ceza verilecektir. Ayrıca doktrinde tartışmalı olmakla birlikte ceninin de yaralama eyleminin mağduru olamayacağı görüşü baskındır.

Kasten Yaralama Suçunda Konu

Kasten yaralama suçunda kişinin vücut bütünlüğü ile beden ve ruh sağlığı koruma altına alınmaktadır.4 Dolayısıyla bu suçun konusu kişinin vücut bütünlüğü, beden ve ruh sağlığıdır. Failin kendi vücudu suçun konusu olamayacaktır, dolayısıyla fail ile mağdur aynı kişi olamaz.5 Ayrıca ölmüş bir kişinin vücudu da bu suçun konusu olamayacaktır. Suçun konusunun olabilmesi için yaşayan bir kişinin vücut bütünlüğü ile beden veya ruh sağlığından bahsetmek gerekmektedir.

Kasten Yaralama Suçunda Fiil

Kasten yaralama suçu, doktrinde tartışmalı olmakla birlikte kanımızca serbest hareketli bir suçtur. Dolayısıyla fail, mağdurun;

  • Vücuduna acı veren
  • Algılama yeteneğini bozan
  • Sağlığını bozan

Her türlü eylemle yaralama suçunu işleyebilecektir.

Kasten Yaralama Suçunda Netice

Bu suç, neticeli bir suçtur. Dolayısıyla yaralama suçunun oluşabilmesi için kanunda öngörülen neticelerden en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Yani fail, mağdurun vücuduna acı vermeli, algılama yeteneğini bozmalı veya sağlığını bozmalıdır. Bu üç neticeden en az biri gerçekleştiği takdirde yaralama suçundan bahsedilebilecektir.

Yaralama Suçunda Objektif İsnadiyet Ve İlliyet Bağı

Bu suçta oluşan neticelerin, failin yaralama eylemi sonucunda olduğu söylenebiliyorsa illiyet bağının varlığından bahsedilecektir. Dolayısıyla illiyet bağı, oluşan neticenin failin eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesiyle paraleldir. Objektif isnadiyet ise illiyet bağından farklı olarak neticenin faile yüklenebilmesi anlamına gelecektir. Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2011/13881 E., 2012/9694 K. Sayılı kararında6;

“…Sanığın hazırlık soruşturmasında ” kolundan çektim, tişörtü yırtıldı” ve yargılama aşamasında ise “itekledim” şeklindeki kaçamaklı ikrarı, katılanın ” beni yakamdan tutup çekiştirince tişörtüm yırtıldı, kucağımda çocukla dizimin üstüne düştüm” şeklindeki anlatımı nedeniyle, sanığın katılanı iteklemesi üzerine düşerek dizinin yaralanması arasında illiyet bağı bulunduğu bu hususu doğrulayan doktor raporu ile suç sabit olduğu halde delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş…”

Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, illiyet bağı bulunduğunu doğrulayan doktor raporu ile suç sabit olduğu halde beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Kasten Yaralama Suçunda Manevi Unsur

Bu suçun manevi unsuru kasttır. Yani fail, gerçekleştirdiği suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek eylemi gerçekleştirmektedir. Kast, Türk Ceza Kanunu‘nun 21. Maddesinde;

“Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla kast iki unsurdan meydana gelmektedir. Fail, kasten yaralama suçunda kasıtla hareket ederek suçu işlemektedir. Ayrıca kast da kendi içinde doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılacaktır. Doğrudan kastta fail yaralama eylemini doğrudan bilmekte ve istemektedir. Ancak olası kastta failin mantığı, “yaralanırsa yaralansın” şeklindedir. Yani yaptığı eylemden dolayı mağdurun yaralanabileceğini öngörmekte ve bu neticeyi de kabullenmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2009/5456 E., 2010/6916 K. Sayılı kararında7;

“…Sanık E.. T..’nın iki takım oyuncuları arasında çıkan kavgada karşı takım oyuncularına vurmak için saldırırken arada barikat kuran polis memurlarına çarparak yaralanmalarına neden olabileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam ederek ortaya çıkacak neticeyi kabullendiğinden sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 86/2, 3-c ve 21/2. maddelerine uyan olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu…”

Şeklinde karar vermiştir.

Kasten Yaralamada Hukuka Aykırılık Unsuru

Kasten yaralama eyleminden bahsedebilmek için hukuka aykırılık unsurunun varlığı şarttır. Ceza hukukunun temel suç tiplerinden biri olan kasten yaralama, bir kişinin vücut bütünlüğüne veya sağlığına kasten zarar verilmesiyle oluşur. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86. maddesinde düzenlenen bu suçun meydana gelmesi için sadece failin kasıtlı bir eylemde bulunması yeterli değildir. İşlenen fiilin aynı zamanda hukuka aykırı olması gerekir. Ceza hukukunda bir fiilin suç sayılabilmesi için kanunda tanımlanan tipe uygun olmasının yanı sıra, hukuka da aykırı olması şarttır. Hukuka aykırılık, en basit tanımıyla, gerçekleştirilen eylemin mevcut hukuk düzeninin tamamıyla çelişki içinde olmasıdır. Bazı durumlar vardır ki, birine zarar verme eylemi dışarıdan bakıldığında suç gibi görünse de aslında hukukun koruması altındadır. Bu durumlara “hukuka uygunluk nedenleri” denir. Kasten yaralama suçunda en sık karşılaşılan hukuka uygunluk nedenleri şunlardır:

1. Meşru Müdafaa (Zorunlu Savunma)

Belki de en bilinen hukuka uygunluk nedenidir. Kendisine veya bir başkasına yönelmiş, haksız ve devam eden bir saldırıyı defetmek amacıyla orantılı bir şekilde karşılık verilmesidir.

  • Örnek: Yolda yürürken kendisine saldıran ve öldürmeye çalışan bir saldırganın kolunu bükerek onu etkisiz hale getiren bir kişinin eylemi, meşru müdafaa kapsamındadır. Burada amaç saldırıyı durdurmaktır ve kullanılan güç orantılı olduğu sürece hukuka uygundur. Saldırgan yaralansa bile, savunmayı yapan kişiye ceza verilmez.

2. Zorunluluk Hali (Iztırar Hali)

Kişinin, kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik ağır ve muhakkak bir tehlikeden başka türlü korunamayacak olması durumunda, bu tehlikeyi uzaklaştırmak için başkasının malına veya şahsına zarar vermesidir.

  • Örnek: Dağda mahsur kalmış ve donma tehlikesi geçiren bir dağcının, hayatta kalmak için kapısını kırarak boş bir dağ evine sığınması ve oradaki yiyecekleri tüketmesi zorunluluk halidir. Benzer şekilde, üzerine doğru kontrolden çıkmış bir aracın geldiğini gören bir kişinin, kurtulmak için yanındaki kişiyi itmesi ve bu itme sonucu o kişinin hafifçe yaralanması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Önemli olan, kurtarılan menfaatin feda edilen menfaatten daha üstün olmasıdır.

3. Hakkın Kullanılması

Kanunların veya teamüllerin kişiye tanıdığı bir hakkın kullanılması sırasında meydana gelen yaralamalar hukuka uygundur.

  • Tıbbi Müdahaleler: En tipik örneğidir. Bir cerrahın, hastanın rızası dahilinde yaptığı ameliyat, tanım olarak vücut bütünlüğüne bir müdahaledir. Ancak bu eylem, tıp biliminin kurallarına uygun ve hastayı iyileştirme amacı taşıdığı için bir hakkın (mesleğin) kullanılmasıdır ve suç teşkil etmez.
  • Spor Faaliyetleri: Boks, güreş, futbol gibi spor dallarında, oyunun kuralları çerçevesinde meydana gelen yaralanmalar da hakkın kullanılması sayılır. Bir boksörün maç sırasında rakibine attığı yumruk, sporun doğası gereği hukuka uygundur. Ancak kuralların kasten ve bariz bir şekilde dışına çıkılarak yapılan hareketler bu kapsamın dışına çıkabilir.

4. Kanun Hükmünü Yerine Getirme

Bir kanun hükmünün veya yetkili bir amirin emrinin yerine getirilmesi sırasında işlenen fiiller hukuka uygundur.

  • Örnek: Bir polis memurunun, kaçmaya çalışan veya direnen bir şüpheliyi yakalamak için kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve orantılı bir şekilde zor kullanması, kasten yaralama suçunu oluşturmaz.

5. İlgilinin (Mağdurun) Rızası

Mağdurun, kendisine yönelik eyleme geçerli bir şekilde rıza göstermesi, fiili hukuka uygun hale getirebilir.

  • Örnek: Dövme veya piercing yaptırmak, kişinin kendi vücudu üzerinde tasarruf hakkı kapsamında rıza gösterdiği eylemlerdir. Bu işlemler sırasında meydana gelen ve işlemin doğası gereği olan yaralanmalar suç değildir. Ancak rızanın geçerli olabilmesi için, kişinin rıza açıklama ehliyetine sahip olması ve rızanın ahlaka aykırı bir amaç için verilmemiş olması gerekir.

Hukuka Uygunluk Nedenlerinde Sınırın Aşılması

Unutulmamalıdır ki, bu nedenlerin varlığı sınırsız bir eylem serbestisi tanımaz. Özellikle meşru müdafaada, savunma ile saldırının orantılı olması gerekir. Eğer savunmada sınır aşılırsa, yani gerekenden fazla güç kullanılırsa, TCK’nın 27. maddesi gündeme gelir. Dolayısıyla failin cezai sorumluluğu farklı şekilde değerlendirilir. Sınırın korku, panik veya heyecan gibi nedenlerle aşılması durumunda faile ceza verilmeyebilir.

Yaralamada Daha Az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal Nedir?

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) eylemin sonuçlarına göre farklı ağırlıklarda ele alınır. Kanun koyucu, her yaralama eylemini aynı kefeye koymaz; bazı durumların daha ağır, bazılarının ise daha hafif ceza ile karşılanmasını öngörür. Genellikle “nitelikli hal” denildiğinde akla cezayı artıran durumlar gelse de, kasten yaralama suçunda bir de cezayı azaltan nitelikli bir hal mevcuttur. Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin 2. fıkrasının 1. Cümlesi (TCK 86/2) şu şekildedir:

“Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” 

Bu madde, kasten yaralama suçunun en hafif şeklini tanımlar. Eğer bir yaralama eylemi, mağdurun sağlığında “basit bir tıbbi müdahale” ile iyileştirilebilecek kadar küçük bir etki yaratmışsa, bu durum fail için lehe (avantajlı) bir nitelikli hal sayılır ve verilecek ceza ciddi oranda azalmaktadır.

“Basit Tıbbi Müdahale” Tam Olarak Ne Demektir?

Bu kavram, ceza hukukunda davanın seyrini tamamen değiştirebilen bir kilit noktasıdır. Bir yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine hâkim veya savcı değil, tıp uzmanları karar verir. Bu tespit, genellikle olay sonrası alınan adli tıp raporu (doktor raporu) ile yapılmaktadır.

Raporda yer alan “yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceği” tespiti, davanın TCK 86/2 kapsamında görülmesini sağlar.

Peki, hangi yaralanmalar genellikle bu kapsama girer?

  • Kabul Edilenler:
    • Vücutta oluşan hafif sıyrıklar, ekimozlar (morluklar) ve yüzeysel çizikler.
    • Dikiş gerektirmeyen veya sadece pansuman, yara temizliği gibi basit işlemlerle iyileşen küçük kesikler.
    • Herhangi bir iz bırakmayan, kalıcı etki yaratmayan hafif darbeler.
  • Kabul Edilmeyenler (Yani suçun ağır hali sayılanlar):
    • Kemik kırıkları veya çatlakları.
    • Birden fazla dikiş gerektiren derin kesikler.
    • Organ veya duyu kayıplarına yol açan yaralanmalar.
    • Yüzde sabit ize neden olan yaralar.
    • Hastanede yatış veya cerrahi operasyon gerektiren durumlar.

Bu Nitelikli Halin Yargılamadaki Sonuçları Nelerdir?

Yaralamanın “basit tıbbi müdahale” ile giderilebilir olduğunun tespit edilmesi, fail açısından iki önemli sonuç doğurmaktadır:

1. Daha Az Ceza Verilmesi

Suçun temel halinde (TCK 86/1) ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis iken, bu nitelikli halin varlığında (TCK 86/2) ceza dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına düşer. Görüldüğü gibi, ceza miktarında ciddi bir azalma söz konusudur ve hapis cezası yerine adli para cezası seçeneği de gündeme gelir.

2. Suçun Şikâyete Tabi Olması

Belki de en önemli sonuç budur. Kasten yaralamanın temel hali şikâyete tabi değilken, yani mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık tarafından soruşturma yürütülürken; basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama suçu şikâyete tabidir.

Bu ne anlama gelir?

  • Soruşturma İçin Şikâyet Şarttır: Mağdur şikâyetçi olmazsa, savcılık soruşturma başlatamaz.
  • Şikâyet Süresi Vardır: Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre geçerse, şikâyet hakkı düşer.
  • Şikâyetten Vazgeçme Davayı Düşürür: Mağdur, davanın herhangi bir aşamasında şikâyetinden vazgeçerse, ceza davası tamamen düşer ve fail ceza almaz.

Adli Rapor ve Avukat Desteğinin Önemi

Görüldüğü üzere, kasten yaralama suçunda mağdurun aldığı adli tıp raporu, davanın kaderini belirleyen en önemli delildir. Yaralanmanın niteliği, hem verilecek cezanın miktarını hem de yargılamanın şikâyete bağlı olup olmadığını doğrudan etkiler.

Eğer bir kasten yaralama olayının tarafıysanız (fail veya mağdur), sürecin en başından itibaren hukuki destek almanız kritik öneme sahiptir.

  • Fail iseniz; yaralanmanın TCK 86/2 kapsamında kalıp kalmadığının tespiti ve lehinize olan bu durumun mahkemede doğru bir şekilde savunulması gerekir.
  • Mağdur iseniz; haklarınızı tam olarak bilmek, şikâyet süresini kaçırmamak ve uğradığınız zararın doğru bir şekilde tespit edilmesini sağlamak için bir avukata danışmalısınız.

Basit gibi görünen bir darp eylemi, hukuki sonuçları itibarıyla oldukça karmaşık olabilmektedir.Bu nedenle süreci bir ceza avukatı ile yönetmek, hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur.

Kasten Yaralama Suçunun Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Halleri (TCK M. 86/3) Nelerdir?

Kasten yaralama suçu, işleniş biçimine, mağdurun kimliğine ve eylemin yol açtığı sonuçların ağırlığına göre ciddi ceza artırımlarını beraberinde getirebilmektedir. Türk Ceza Kanunu (TCK), bazı durumları suçun “nitelikli hali” olarak kabul ederek faile verilecek temel cezayı önemli ölçüde artırır. Bu durumlar, toplum vicdanını daha derinden yaralayan ve daha fazla haksızlık içeren eylemleri hedef alır. Türk Ceza Kanunu’nun 86/3 maddesi;

“Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla TCK’nın 86. maddesinin 3. fıkrası, bazı durumların varlığı halinde temel cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler. Bu haller şunlardır:

1. Aile Bireylerine Karşı İşlenmesi

Suçun; failin üstsoyuna (anne, baba, dede), altsoyuna (çocuk, torun), eşine veya kardeşine karşı işlenmesi durumunda ceza artırılacaktır. Kanun, aile bağlarının sağladığı güven ortamını ihlal eden bu tür eylemleri daha ağır bir şekilde cezalandırmaktadır.

2. Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı İşlenmesi

Mağdurun beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olması, cezayı artıran bir diğer önemli nedendir. Yaşlılar, engelli bireyler, ağır hastalar veya küçük çocuklar bu kapsama girer. Failin, mağdurun bu acizliğinden faydalanması haksızlığı artırır.

3. Kamu Görevi Nedeniyle İşlenmesi

Mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralanması durumunda ceza artırılacaktır. Örneğin, bir doktora yaptığı tıbbi müdahale nedeniyle, bir öğretmene verdiği eğitim nedeniyle veya bir polise görevini yaptığı sırada saldırmak bu nitelikli hali oluşturur.

4. Silahla İşlenmesi

Uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli hallerden biridir. Eylemin silahla işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Ceza hukuku açısından “silah” kavramı oldukça geniştir:

  • Ateşli ve ateşsiz silahlar: Tabanca, bıçak, muşta vb.
  • Saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü nesne: Sopa, tornavida, sandalye, taş, cam şişe, hatta sıcak su bile olayın gelişimine göre silah sayılabilecektir.

5. Canavarca Hisle veya Eziyet Çektirerek İşlenmesi

Failin sadece yaralamayı değil, aynı zamanda mağdura acı çektirmekten zevk alarak veya özel bir zalimlikle hareket etmesi durumudur. Mağdura sistematik olarak acı vermek, işkence benzeri eylemlerde bulunmak “eziyet çektirerek” veya “canavarca hisle” yaralamaya birer örnektir.

Ayrıca suçun temel hali kadına karşı işlenmiş ise bu halde de verilecek olan cezanın alt sınırı 9 aydan az olamayacaktır.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama

Ceza hukuku, bir eylemin yalnızca niyet edilen sonucuna değil, aynı zamanda bu eylemin doğurduğu tüm sonuçlara odaklanır. Bazen bir kişiyi yaralamak amacıyla yapılan bir hareket, failin öngörmediği veya istemediği çok daha ağır neticelere yol açabilir. İşte bu noktada Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) özel bir suç tipi olan “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” gündeme gelir. Bir suçun neticesi sebebiyle ağırlaşması, failin işlemeyi kastettiği suçun sonucunda, kastettiğinden daha ağır veya bambaşka bir neticenin ortaya çıkması durumudur. Türk Ceza Kanunu’nun 23. maddesi bu durumu genel bir ilkeye bağlar: Failin, bu ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için, ağırlaşan netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.

Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; bir tartışma sırasında A, B’ye yumruk atarak onu basit bir şekilde yaralamayı hedefler. Ancak B, aldığı darbenin etkisiyle dengesini kaybedip başını sert bir zemine çarpar ve beyin kanaması geçirerek hayatını kaybeder. Burada A’nın ilk kastı öldürmek değil, yaralamaktır. Ancak eylemi, ölüm gibi çok daha ağır bir sonuca yol açmıştır. İşte bu durumda “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” yani neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu oluşur.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya ilişkin olarak Türk Ceza Kanunu‘nun 87. Maddesi;

“(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Hükmüne haizdir. Bu durumların tamamı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya birer örnektir. Neticeler farklı olmakla birlikte esasen her bir durum neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama örneği olarak kabul edilecektir. Zira yaralama eyleminin temel halinin sonucunda mağdurun vücuduna acı verilmektedir. Ancak bu durumlarda netice, acı çekmekten daha ağırdır. Dolayısıyla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gündeme gelecektir.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Ve Cezanın Bir Kat Artırılmasını Gerektiren Haller (TCK m. 87/1)

Kasten yaralama fiili sonucunda mağdurda aşağıdaki durumlardan biri meydana gelirse, faile verilecek temel ceza bir kat artırılır:

  • Duyulardan veya Organlardan Birinin İşlevinin Sürekli Zayıflaması: Görme, işitme gibi bir duyunun veya el, ayak gibi bir organın fonksiyonlarında kalıcı bir azalma olması.
  • Konuşmada Sürekli Zorluk: Mağdurun akıcı ve anlaşılır konuşma yeteneğinin kalıcı olarak bozulması (örneğin, kalıcı kekemelik).
  • Yüzde Sabit İz: Mağdurun yüzünde, estetik bir müdahale olmadan geçmeyen, kalıcı bir iz oluşması.
  • Yaşamı Tehlikeye Sokan Bir Durum: Yaralamanın, mağduru ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bırakması (örneğin, iç kanama, dalağın alınması).
  • Gebe Bir Kadının Çocuğunun Vaktinden Önce Doğması: Hamile bir kadına yönelik eylem sonucu erken doğumun tetiklenmesi.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Ve Cezanın İki Kat Artırılmasını Gerektiren Haller (TCK m. 87/2)

Eğer kasten yaralama fiili daha da vahim sonuçlara yol açarsa, ceza iki kat artırılacaktır:

Gebe Bir Kadının Çocuğunun Düşmesi: Eylem sonucunda anne karnındaki ceninin hayatını kaybetmesi.

İyileşmesi Mümkün Olmayan Bir Hastalık veya Bitkisel Hayat: Mağdurun, yaralama nedeniyle sürekli tıbbi bakıma muhtaç bir hastalığa yakalanması veya bitkisel hayata girmesi.

Duyulardan veya Organlardan Birinin İşlevinin Yitirilmesi: Bir gözün tamamen kör olması, bir kolun felç kalması gibi duyu veya organın işlevini tamamen kaybetmesi.

Konuşma ya da Çocuk Yapma Yeteneklerinin Kaybolması: Mağdurun konuşma veya üreme yeteneğini tamamen yitirmesi.

Yüzün Sürekli Değişikliği: Yüzde sabit bir izden daha ağır olarak, yüzün genel görünümünü kalıcı ve çarpıcı şekilde bozan durumlar (örneğin, kezzap saldırısı sonrası oluşan durum).

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçunda Özel Durumlar: Kemik Kırığı ve Ölüm Neticesi

  • Vücutta Kemik Kırılması (TCK m. 87/3): Yaralama sonucunda kemik kırığı oluşmuşsa, kırığın kişinin hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre cezada ayrıca bir artırım yapılacaktır.
  • Ölüm Neticesi (TCK m. 87/4): En ağır hal, kasten yaralama eyleminin ölümle sonuçlanmasıdır. Bu durumda faile 8 ila 12 yıl arasında (nitelikli hallerde 12 ila 18 yıl) hapis cezası verilecektir. Bu suç, kasten öldürme suçundan (TCK m. 81) farklıdır. Ayırt edici temel kriter, failin kastıdır. Failin amacı öldürmek değil yaralamak ise bu madde uygulanır. Yargıtay, bu ayrımı yaparken kullanılan silahın niteliği, darbe sayısı, darbelerin şiddeti ve vurulan vücut bölgesi gibi kriterleri dikkate alır.

Sonuç

Kasten yaralama suçu, 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülen bir suçtur. Ayrıca bu ceza, suçun temel hali için öngörülmektedir. Zira cezayı artıran nitelikli hallerden birisi mevcut olduğunda fail, daha fazla ceza alacaktır. Lakin cezayı düşüren bir nitelikli hal mevcutsa bu durumda da daha düşük ceza alacaktır. Yaralama suçunda cezayı azaltan nitelikli hal bir tanedir. Bu nitelikli hal, yaralamanın etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilmesidir. Ayrıca bu durumda yaralama suçu şikayete tabi olacaktır. Tüm bunların yanında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama halleri gerçekleştiği takdirde de fail daha ağır bir cezayla karşı karşıya kalacaktır.

Kaynakça

  1. Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 18.07.2025. ↩︎
  2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 18.07.2025. ↩︎
  3. TANERİ, Gökhan/ KAMIŞLI, Gani: Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018. ↩︎
  4. KOCALAR, Salih/BİÇEN, Yunus: Kasten Yaralama Suçu Örneğinde Genel Hükümler, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019. ↩︎
  5. TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ ÖNOK, Rıfat Murat: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 15. Baskı, Seçkin Yayınları, 2017. ↩︎
  6. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2011/13881 E., 2012/9694 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: https://karararama.yargitay.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.07.2025. ↩︎
  7. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2009/5456 E., 2010/6916 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: https://karararama.yargitay.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.07.2025.  ↩︎

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir