Kasten öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun1 81,82 ve 83. Maddelerinde düzenlenen bir suç tipidir. Kasten öldürme suçunda sanık, kast ile hareket ederek öldürmektedir. Kast ise, bilme ve isteme kavramlarından meydana gelir. Ayrıca kasten öldürmenin birtakım nitelikli halleri bulunmaktadır.
İçindekiler
- Kasten Öldürme (TCK m. 81 vd.) Nedir?
- Kasten Öldürme Suçunda Nitelikli Haller Nelerdir?
- 1 – Tasarlayarak Kasten Öldürme Suçu
- 2 – Canavarca hisle Veya Eziyet Çektirerek Kasten Öldürme Suçu
- 3 – Yangın, Su Baskını, Tahrip, Batırma Veya Bombalama Ya Da Nükleer, Biyolojik Veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kasten Öldürme Suçu
- 4 – Üstsoy Veya Altsoydan Birine Ya Da Eş, Boşandığı Eş Veya Kardeşe Karşı Öldürme
- 5 – Çocuğa Ya Da Beden Veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı Öldürme
- 6 – Kadına Karşı Kasten Öldürme
- 7 – Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürme
- 8 – Bir Suçu Gizlemek, Delillerini Ortadan Kaldırmak Veya İşlenmesini Kolaylaştırmak Ya Da Yakalanmamak Amacıyla Öldürme
- 9 – Bir Suçu İşleyememekten Duyduğu İnfialle Öldürme
- 10 – Kan Gütme Saikiyle Öldürme
- 11 – Töre Saikiyle Kasten Öldürme Suçu
- Kaynakça
Kasten Öldürme (TCK m. 81 vd.) Nedir?

Kasten öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 81. Maddesinde;
“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklinde düzenlenmektedir. Kasten öldürme suçunun varlığından bahsetmek için “kast” bulunmak zorundadır. Kast kavramı ise Türk Ceza Kanunu‘nun 21. Maddesinde;
“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.”
Şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla kastın varlığından bahsedebilmek için failin, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi aranmaktadır.
Olası kast ise, failin belirli bir neticeyi gerçekleştirmek üzere harekete geçerken, ikincil bir neticenin de gerçekleşmesini öngörüyor ve bunu kabulleniyorsa olası kasttan bahsedilecektir2. Olası kastta failin “olursa olsun” bakış açısına sahip olduğu görülmektedir. Bu duruma ilişkin olarak, Yargıtay Birinci Ceza Dairesi’nin 2009/4213 E., 2012/7613 K. Sayılı kararında3;
“… Olay günü taraflar arasında arazide hayvan otlatılması nedeniyle tartışma sonrası sanık …’ın görme engelli eşi Ayten’in mağdur Hatice ve oğlu sanık Sami tarafından dövüldüğü, bu olayı gören ve evden av tüfeğini alarak olay yerine gelen sanık …’ın, 11-12 metreden sanık Sami’ye tüfeği doğrultarak ateş ettiği sırada, aniden oğlunun önüne geçen mağdur Hatice’nin isabet aldığı, mağdurun göğüs boşluğundan kot kırıkları, hemopnömothraks oluşturacak ve hayati tehlike meydana getirecek şekilde yaralandığı olayda;
Sanığın, hedef seçtiği Sami’ye ateş ettiği sırada olay yerinde olan mağdur Ayten’in isabet alıp yaralanabileceğini yada ölebileceğini öngörerek ateş edip, mağdur Hatice’yi yaralaması eyleminde; olası kastla hareket ettiği anlaşılmakla…”
Şeklinde karar verilmiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, sanığın başkasını hedef alarak olay yerinde bulunan mağdurun da vurulabileceğini öngördüğünü ve bu sebeple olası kastla hareket ettiğine karar vermiştir.
Kasten Öldürme Suçunda Nitelikli Haller Nelerdir?
Kasten öldürme suçunda nitelikli haller, Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesinde düzenlenmektedir. İlgili madde;
“1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı
e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) (Değişik:12/5/2022-7406/2 md.) Kadına karşı,
g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
i) (Ek:29/6/2005 – 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
j) Kan gütme saikiyle,
k) Töre saikiyle,
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Dolayısıyla kasten öldürme suçunda nitelikli hallerin varlığı halinde fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Nitelikli halleri detaylıca incelemekte fayda görüyoruz.
1 – Tasarlayarak Kasten Öldürme Suçu
Tasarlayarak kasten öldürme, kasten öldürmenin nitelikli hallerindendir. Tasarlama kavramı kanunda tanımlanmamış, doktrin ve uygulamaya bırakılmıştır. Tasarlama eyleminin belirlenebilmesi için plan kurma ve soğukkanlılık teorileri öne çıkmaktadır. Soğukkanlılık teorisine göre tasarlayarak öldürme için;
Gerekmektedir. Bu şartlar gerçekleştiği takdirde tasarlayarak kasten öldürme suçu oluşacaktır. Plan kurma teorisine göre de tasarlayarak öldürmeden bahsedebilmek için iki şart gerçekleşmelidir. Bu şartlar;
- Suç işleme kararı ile suçun işlenmesi arasında bir zaman bulunması
- Suçun işleneceği yeri, suçun işleneceği zamanı ve işlenme şeklini planlayan kişinin suçu işlemesidir4.
Tasarlayarak öldürme konusunda Yargıtay Birinci Ceza Dairesi’nin 2018/2379 E., 2020/2082 K. Sayılı kararında5;
“… “Tasarlama” halinin kabulü için öldürme kararının şarta bağlı olmadan alınması, ruhsal dinginliğe ulaşıldığını kabule elverişli makul bir süre geçmesine karşın eylem kararlılığından dönülmemesi ve belli bir hazırlık yapılarak sebat ve ısrarla bir plan dahilinde öldürme fiilinin gerçekleştirilmesi gerekmekte olup…”
Şeklinde karar verilmiş olup, tasarlayarak öldürmenin gerçekleşmesi için failin ruhsal bir dinginliğe ulaşmasını sağlayacak makul bir süre geçmesine karşın öldürme amacından dönmemesi ve belli bir hazırlık çerçevesinde ısrarla plan dahilinde öldürmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Tasarlamanın bir nitelikli hal olarak kabul edilmesinin temel sebebi, failin yaptığı planlar ile mağdura kendini savunma imkanı tanımamasıdır. Ayrıca tasarlayarak öldürmede öldürme fiilini gerçekleştirmek, delilleri karartmak ve kaçmak daha kolay ve daha olasıdır6. Tasarlayarak öldürme suçunu baştan aşağı açıklayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/453 E., 2015/63 K. Sayılı kararında7ise;
“…Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde “tasarlama” kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından “soğukkanlılık” ve “planlama teorisi” olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise, tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
765 sayılı TCK’nun yürürlükte olduğu dönemde, Ceza Genel Kurulunun 09.07.2002 gün ve 138-301 ile 03.12.2002 gün ve 247-414 sayılı kararlarıyla; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükunete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır” sonucuna ulaşılmıştır.
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için; “Failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükunete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dahilinde icra etmesi” gerekmektedir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 16.04.2013 gün ve 3-144, 26.06.2012 gün ve 67-258, 12.06.2012 gün ve 560-227, 25.01.2011 gün ve 122-7, 16.02.2010 gün ve 251-25, 02.02.2010 gün ve 239-14, 15.12.2009 gün ve 200-290, 03.10.2006 gün ve 30-210, 13.11.2001 gün ve 239-247 ile 28.04.1998 gün ve 117-155 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükunetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır…”
Şeklinde karar verilmiştir.
2 – Canavarca hisle Veya Eziyet Çektirerek Kasten Öldürme Suçu
Canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme suçu da TCK’nın 82. Maddesinde sayılan nitelikli hallerdendir. Ayrıca canavarca hisle öldürme ve eziyet çektirerek öldürme farklı nitelikli haller olup ayrı şekilde incelemeye tabi tutulacaktır.
a – Canavarca Hisle Öldürme
Canavarca hisle öldürmede, failin suçu işleyiş sebebi insani hisler ile açıklanamamaktadır.8Kanımızca canavarca hisle öldürmeden bahsedebilmek için kişinin öldürmek için herhangi bir sebebinin bulunmaması gerekmektedir. Canavarca hisle öldürmeye şu haller örnek verilebilir:
- Hiçbir sebep olmaksızın kişinin nasıl öldüğünü görmek için öldürme
- Ölüm korkusunu görmek için öldürme
- Kişinin çektiği acıdan zevk duyarak öldürme
- Öldürmek için öldürme
- Mağdurun bağırmalarını telefonda yakınına dinleterek öldürme
Gibi hususlarda canavarca hisle öldürme söz konusu olacaktır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2017/152 E., 2017/3564 K. Sayılı Kararında9;
“… Maktulenin travmatik kafatası kemikleri kırıkları ile beyin kanaması sonucu öldüğü olayda; maktulenin kafasının birden çok yere vurularak eylemin gerçekleştirilmesinin tek başına suçun canavarca hisle ya da eziyet çektirerek işlendiğini kabule yeterli bulunmadığı, canavarca hisle öldürme; sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup…”
Maktulenin kafatası kemikleri kırıkları sonucunda ölmesinin doğrudan canavarca hisle öldürme kapsamında kalmadığını, canavarca hisle öldürmenin varlığı için sırf öldürmüş olmak için ya da ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme anlamına geldiğine hükmetmiştir. Ayrıca kanımızca canavarca hisle öldürmenin varlığı halinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacaktır. Zira canavarca hisle öldürmede kişinin kendisine yapılan bir kötülük sonucunda duyduğu elem ve kederle hareket ederek suçu işlemesinden bahsedilemeyecektir.
b – Eziyet Çektirerek Kasten Öldürme Suçu
Eziyet çektirerek öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden birisidir. Eziyet çektirerek öldürmeden bahsedebilmek için; öldürmek için gerekli olmayan, yalnızca mağdura acı çektirmek amacıyla öldürme söz konusudur. Yani eziyet çektirmeden bahsetmek için mağdurun daha kolay bir biçimde ölmesi mümkünken ölüm süreci uzatılmakta ve fail tarafından mağdura daha çok acı çektirilmektedir. Eziyet çektirerek öldürmeye örnek olarak şunlar verilebilir:
- Mağdurun tırnaklarının çekilmesi
- Gözlerinin oyulması
- Kulaklarının kesilmesi
- Dişlerinin sökülmesi
Bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/2505 E., 2018/1046 K. Sayılı kararında10;
“… Eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği…”
Şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla eziyet çektirerek öldürmeden bahsetmek için failin öldürme kastının yanında işkence yahut eziyet çektirme kastının da bulunması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay pek çok kararında, sanığın maktule karşı pek çok sayıda yara ikame etmesinin tek başına eziyet çektirme kastının bulunduğunu ispatlamadığına hükmetmiştir.
3 – Yangın, Su Baskını, Tahrip, Batırma Veya Bombalama Ya Da Nükleer, Biyolojik Veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kasten Öldürme Suçu
- Yangın
- Su baskını
- Tahrip
- Batırma
- Bombalama
- Nükleer silah kullanmak
- Biyolojik silah kullanmak
- Kimyasal silah kullanmak
Suretiyle öldürme de kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden sayılmıştır. Bu eylemlerin nitelikli hal olarak kabul edilme sebebi genel tehlike yaratan eylemler olmasıdır. Ancak kanımızca sayma yoluyla bu nitelikli halin düzenlenmesi, başkaca genel tehlike yaratan eylemleri kapsam dışı bırakacağından kanun yapma tekniği açından doğru bir yöntem değildir. Bu nitelikli haller incelendiğinde;
Yangın vasıtasıyla öldürme nitelikli halinin kabul edilebilmesi için failin, mağduru öldürmek için yangın çıkarması gerekmektedir. Mağdurun yakılarak öldürülmesi yangın vasıtasıyla öldürme değildir. Burada genel tehlikenin yaratılması ve ev, araç gibi yerlerde yangın çıkarılması gerekmektedir.
Su baskını vasıtasıyla öldürme eyleminde de genel bir tehlike oluşturulması ve bu şekilde mağdurun öldürülmesi söz konusudur. İşbu nitelikli halin uygulamada pek örneği olmayan bir nitelikli hal olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Tahrip vasıtasıyla öldürme de örneğin mağdurun öldürülmesi amacıyla bir evin yıkılması anlamına gelmektedir. Bu nitelikli halin de uygulamada örneğine rastlanması zordur.
Batırma suretiyle öldürme eylemi de genel bir tehlike oluşturularak, mağdurun bulunduğu gemi, tekne gibi bir deniz aracının batırılması anlamına gelmektedir. Mağdurun doğrudan suda boğularak öldürülmesi batırma suretiyle öldürme olarak kabul edilemeyecektir.
Bombalama suretiyle öldürme suçu da diğer bir nitelikli haldir.
Nükleer silah kullanmak suretiyle öldürme, biyolojik silah kullanma suretiyle öldürme, kimyasal silah kullanma suretiyle öldürme de kasten öldürme suçunun nitelikli hallerini oluşturmaktır.
4 – Üstsoy Veya Altsoydan Birine Ya Da Eş, Boşandığı Eş Veya Kardeşe Karşı Öldürme
Türk Ceza Kanunu‘nun 82/1-d maddesi gereğince failin;
- Üstsoy
- Altsoy
- Eş
- Boşandığı Eş
- Kardeş
kişilerinden birini mağdur etmek suretiyle öldürmesi halinde faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecektir. Burada altsoydan bahsedebilmek için evlilik içi bir ilişkinin varlığı ya da evlilik dışı bir ilişki olsa dahi tanıma ile hukuki bir ilişki kurulması gerekmektedir. Aksi takdirde hukuken altsoyu olmayan kişiye karşı işlenen öldürme suçunda fail nitelikli halden değil, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu tutulacaktır11. Yine imam nikahlı eşe karşı işlenen kasten öldürme suçunda da fail, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu olacaktır12. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bu husus doktrinde tartışmalıdır.
Failin üstsoyunu öldürmesi bu nitelikli hal kapsamında kalmaktadır. Üstsoy ise şunlardan oluştur;
- Baba
- Anne
- Dede
- Büyükanne
Ve bu kişilerin anne babaları üstsoydur. Altsoy denildiğinde ise;
- Çocuk
- Torun
- Torunun çocuğu
- Torunun torunu ve onların çocukları altsoydur.
Buradan hareketle; kayınvalide, kayınbaba, evlatlık, amca, teyze, hala, dayı, kuzen, süt anne, üvey kardeş gibi kişilere karşı işlenen kasten öldürme suçu bu madde kapsamında kalmamaktadır. Kanımızca bu husus kanun yapma tekniği açısından hatalı olmuştur. Zira kanımızca burada nitelikli halin uygulanacağı akrabalık ilişkileri tek tek sayılmamalı, hakim tarafından yakınlık ilişkisine göre takdir edilmeliydi.
5 – Çocuğa Ya Da Beden Veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı Öldürme
Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı öldürme durumunda fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaktır. İşbu nitelikli halin getirilmesinin sebebi, mağdurun sıradan bir kişiye karşı daha savunmasız oluşu, bu şahıslara karşı öldürme eyleminin daha basit oluşu, bu şahıslara karşı öldürme eylemi gerçekleştiren failin ruhsal olarak daha kötü bir yapıya sahip olduğunun kabulüdür13.
Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişilere örnek olarak şunlar verilebilir:
- İleri yaşlı mağdur
- Akıl hastası mağdur
- Engelli mağdur
- Alkol veya uyuşturucu madde etkisi altındaki mağdur
- Uyku halinde bulunan mağdur
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1285 E., 2013/3 K. Sayılı kararında14:
“… Aynı kanunun “Nitelikli Haller” başlıklı 82. maddesinde yer alan; “(1) Kasten öldürme suçunun; …e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, … İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenleme ile de öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesine ilişkin nitelikli hal hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde de, “kasten öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, bu suç açısından bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Çocuk olması veya ileri yaşı, hastalığı, malûllüğü veya ruhi veya fizik güçsüzlüğü nedeniyle kendini korumaktan aciz bir kimseye karşı fiilin işlenmesi, gerek faildeki ahlâki kötülüğün mefruz çokluğu gerek fiilin icrasındaki kolaylık dolayısıyla, nitelikli hâl sayılmıştır” açıklamalarına yer verilmiştir. Öğretide, beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişi; ileri yaşta olma, sakatlık, uyku hali, bilinçsizlik, narkoz, alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında bulunma, hastalık gibi nedenlerle mağdurun kendisine yönelik gerçekleştirilecek suç sayılan fiillere karşı kendini koruma gücüne sahip olamaması” şeklinde tanımlanmaktadır. Kanun koyucunun kasten öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini nitelikli biri hal olarak düzenlerken “çocuk” sözcüğünü gereksiz olarak kullandığı düşünülemeyeceğinden, kendini savunamayacak durumda olma ile çocuk olma durumları birbirinden ayrı olarak değerlendirilmelidir. Her çocuğun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olacağı söylenemeyeceğinden, TCK’nun 82/1-e maddesindeki düzenleme ile kendisini savunabilecek durumda olan mağdur çocuklar açısından da uygulama alanı oluşturulduğu kabul edilmelidir. Şu halde, kasten öldürme suçu çocuğa karşı işlenmiş ise, sanığa karşı kendisini savunabilecek durumda olup olmadığına bakılmaksızın TCK’nun 82. maddesinde düzenlenen nitelikli hal uygulanacaktır. Maddedeki “çocuk” sözcüğü ile mağdurun ya da maktulün beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığına bakılmaksızın yaşı nedeniyle bir nitelikli hal öngörüldüğünden, sanığın onsekiz yaşını doldurmamış olmasının veya fizik yapısı itibarıyla maktulden daha güçsüz durumda bulunmasının bu nitelikli halin uygulanıp uygulanmaması noktasında bir önemi bulunmayacaktır. Sanığın da çocuk olması Türk Ceza Kanununun 31. maddesi kapsamında ve içinde bulunduğu yaş grubuna göre ayrıca bir indirim nedeni olacaktır. Diğer bir anlatımla, sanık ile mağdurun durumları ayrı ayrı değerlendirilecek, sanığın çocuk olması durumunda 31. maddedeki indirim hükmü uygulanacak, mağdurun ya da maktulün çocuk olması halinde de eylemi gerçekleştirenin yaşına bakılmaksızın aynı kanunun 82. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki nitelikli hal uygulanacaktır. İkisinin de çocuk olması durumunda ise, sanık hakkında TCK’nun 82/1-e maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden aynı Kanunun 31. maddesi uyarınca yaş küçüklüğü indirimi yapılacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 22.07.1991 doğumlu olan maktul C.’in suç tarihi itibariyle onsekiz yaşından küçük yani çocuk olması nedeniyle, kasten öldürme suçunun TCK’nun 82/1-e bendinde düzenlenmiş olan “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı” işlenmesine ilişkin nitelikli halinin, onsekiz yaşını doldurmamış olan sanık hakkında da uygulanması zorunlu olduğundan, sanığın kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilen olayda TCK’nun 82/1-e maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir…”
Şeklinde hüküm kurmuştur. Görüleceği üzere Kurul, failin yaşının küçük olması durumunun bu nitelikli halin uygulanmasına bir etkisi olmadığını, mağdurun yaşının küçük olması halinde mağdurun kendini savunamayacak durumda olup olmamasının değerlendirilmesine gerek bulunmadığını zira kanuna yaş küçüklüğü ve kendini savunamayacak durumda olmanın ayrıca belirtildiğini vurgulamıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur; fail, öldürdüğü kişinin çocuk olduğunu bilmeden öldürmüş ise hatasından yararlanır ve kasten öldürme suçunun temel şeklinden hüküm kurulur.
6 – Kadına Karşı Kasten Öldürme
Kasten öldürme eyleminin kadına karşı işlenmesi durumunda fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılacaktır. Esasen mezkur düzenleme “gebe kadına karşı” kasten öldürme iken yapılan değişiklik ile bütün kadınları kapsayıcı şekilde genişletilmiştir. İşbu sebeple gebe olsun veya olmasın kadına karşı işlenen kasten öldürme suçunda nitelikli hal uygulanacaktır.
7 – Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürme
Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme, kasten öldürmenin nitelikli hallerinden biridir. Mağdurun bir kamu görevi ifa etmesi ve ifa ettiği kamu görevi sebebiyle fail tarafından öldürülmesi durumunda bu nitelikli hal uygulanacaktır. Ayrıca mağdurun kamu görevini icra etmesi ve daha sonrasında kamu görevinden ayrılması durumunda da fail, mağduru önceden ifa ettiği kamu görevi nedeniyle öldürmüş ise bu nitelikli hal uygulama alanı bulacaktır15 [15]. Ve burada “kamu görevi” kavramının geniş yorumlanması gerekmektedir, zira kamu görevi kavramı hukuk dallarına birbirinden farklı şekillerde yorumlanmaktadır.
Bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesi; 2012/10 E., 2012/7900 K. Sayılı kararında16;
“… Mesai saati bitiminden sonra diğer personel ile birlikte çalışmaya devam ettiği sırada, elektrik kesintisi olması ve bankadaki jeneratörün devre dışı kalması nedeniyle güvenlik görevlisi olarak görev yapan maktul Önder ile beraber jeneratör odasına gittikleri, sanığın bankada bulunan paraları yağma amacıyla, yanında bulundurduğu bıçakla maktule vurarak belindeki tabancayı aldığı, sesleri duyup jeneratör odasına gelen banka müdürü mağdur Celal’in başına maktulden aldığı tabancayı dayadığı ve mağdurla birlikte diğer personelin bulunduğu bölüme gelerek bankadaki paraları almak istediğini söylediği, bu yönde banka personeli olarak görev yapan maktul Ufuk’a diğer personelin ağzını bantlaması için talimat verdiği, ancak paraları alamadan acil durum yardım düğmesine basılması nedeniyle olay yerine gelen kolluk kuvvetlerini fark etmesi üzerine “polise haber verdiniz ben de sizin hepinizi öldüreceğim” diyerek maktul Ufuk’u öldürdüğü, mağdurları yaraladığı, sonrasında içeriye girmeyi başaran kolluk kuvvetinin müdahalesiyle yakalanıp yağma eylemini tamamlayamadığı olayda;
Sanığın, bankanın güvenliğini sağladığını bildiği ve kamu görevlisi olarak görev yapan maktul Önder’i yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle ve yağma suçunu işlemek amacıyla öldürdüğü…”
Şeklinde hüküm kurmuştur. Görüleceği üzere Yargıtay , failin banka soygunu amacıyla bankaya girerek güvenlik görevlisini öldürmesi olayında kamu görevi nedeniyle öldürme nitelikli halinin uygulanmasına karar vermiştir.
8 – Bir Suçu Gizlemek, Delillerini Ortadan Kaldırmak Veya İşlenmesini Kolaylaştırmak Ya Da Yakalanmamak Amacıyla Öldürme
Kasten öldürme suçu;
- Bir suçu gizlemek
- Suç delillerini ortadan kaldırmak
- Suçun işlenmesi kolaylaştırmak
- İşlenen suçtan dolayı yakalanmamak
Amacıyla işlendiği takdirde fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durumda öldürme suçu bir “araç suç” niteliği taşıyacak, gizlenmeye çalışan suç ise “amaç suç” olarak adlandırılacaktır. Bu hususa örnek olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/2405 E., 2015/5648 K. Sayılı kararı17;
“… Sanığın maktulün aracı ile değişik şehirlerde ev eşyaları sattığını bildiği, maktulü arayarak buluşmak istediği, buluştuklarında aralarında tartışma yaşanmaksızın maktulü kafasına 1 el ateş ederek öldürüp arabadaki eşyaları tanık Havva’nın işyerine bırakarak daha sonra alacağını söylediği, aracı ise yıkatarak Bursa’da ceset ile birlikte terkettiği olayda;
Sanığın maktule ait araçtaki eşyaları almak amacıyla onu öldürmesi karşısında eylemlerinin TCK’nun 149/1-a maddesinde düzenlenen silahlı yağma ve TCK.nun 82/1-h maddesinde belirtilen bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak, işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla nitelikli biçimde kasten öldürme suçlarını oluşturacağı düşünülmeden …”
Verilebilir. Görüleceği üzere Yargıtay, failin, mağdurun aracında bulunan eşyaları almak amacıyla mağduru öldürdüğü olayda işbu nitelikli halin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu örnekte yağma amaç suç, öldürme ise araç suçtur.
9 – Bir Suçu İşleyememekten Duyduğu İnfialle Öldürme
Kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden birisi de bir suçu işleyememekten duyulan infialle öldürmedir. Bu nitelikli halde de 82/1-h’deki gibi işlenmek istenen suç amaç suç, işleyememekten duyduğu infialle öldürme ise araç suçtur. Burada önemli olan husus, failin amaç suçu işleyememesidir. Zira fail işlemek istediği suçu tamamlamış ise bu durumda bir suçu işleyememekten duyduğu infialle öldürme söz konusu olmayacaktır. Çünkü ortada bir kızgınlık bulunması mümkün değildir18.
10 – Kan Gütme Saikiyle Öldürme
Kan gütme saikiyle öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden biridir. Kan gütme saiki; daha önce öldürülmüş bir kişinin öcünü alma güdüsüyle öldüren kişiyi ya da öldüren kişinin mensup olduğu aile, grup veya klandan bir kişiyi öldürme saiki olarak tanımlanmaktadır19. İşbu nitelikli halin temelinde, ilk öldürülen kişinin mensup olduğu gruba hakim olan “onurlarının zedelendiği” düşüncesidir. Bu gruba mensup kişiler, öldürme eylemini gerçekleştiren kişinin mensup olduğu grubun, yaşanan olayın bedelini kanı ile ödemeleri gerektiği düşüncesi ile hareket ederek bu şekilde aile onurlarını koruduklarını düşünmektedirler. Ayrıca burada ilk öldürme eyleminden duyulan elem ve keder söz konusu değildir. Zira grubun mensupları elem ve öfke ile değil, bir görev bilinci ve “onurunu koruma” düşüncesi ile hareket etmektedir. Dolayısıyla kan gütme saikinin kabulü için şu şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:
- Öldürmeye sebep olan olayın da öldürme olması gerekmektedir. Yani ilk eylem öldürme olmalıdır.
- Fail, kan gütme saiki ile hareket ederek karşı gruptan birini öldürmüş olmalıdır. Nitekim yargılama sırasında mahkeme, failin başka bir saiki olup olmadığını araştırarak hüküm kurmalıdır20.
Bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/4382 E., 2016/2953 K. Sayılı kararında21;
“… Oluşa ve dosya içeriğine göre, olaydan yaklaşık 20 ay evvel sanığın amcasının oğlu . maktul’un kardeşiyle çıkan tartışma sırasında öldürüldüğü, aynı olayda sanığın da basit şekilde yaralandığı, sanığın çalıştığı berber dükkanının bitişiğinde, maktulün de işyeri olduğu, bu iş yerinden kötü kokular geldiği, aksi ispatlanamayan savunmaya göre, olay günü maktulün iş yerinden gelen bu kokular nedeniyle kendisini belediyeye şikayet ettiği düşüncesiyle, sanığa hakaret ettiği, sanığın da bu eylemin oluşturduğu haksız tahrik altında maktulü tabancayla öldürdüğü olayda,
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre; kan gütme saikiyle adam öldürme suçunun kabul edilebilmesi için öldürmenin münhasıran öç alma saiki ile işlenmesi gerektiği, araya giren başka bir nedenin kan gütme saikini bertaraf edeceği, aksi ispatlanamayan savunmaya ve şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre, maktulün hakaret etmesi nedeniyle sanığın eylemi gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK.nun 81. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan hüküm kurulması yerine yazılı şekilde, kan gütme saikiyle kasten öldürme suçundan hüküm kurulması… Bozmayı gerektirmiş olup…”
Şeklinde karar vererek kan gütme saikinden bahsedilmesi için failin münhasıran öç alma saikiyle hareket etmesi gerektiği, maktulun hakaret etmesi sebebiyle failin kendisini öldürdüğü olayda ise kan gütme saikinin uygulanamayacağına karar vermiştir.
11 – Töre Saikiyle Kasten Öldürme Suçu
Töre saikiyle kasten öldürme suçu da kasten öldürmenin nitelikli hallerinden birisi olup cezası, ağırlaştırılmış müebbettir. İşbu saikin temelinde “namus temizleme” düşüncesi yatmaktadır. Ayrıca fail, tıpkı kan gütme saikinde olduğu gibi bir “görev bilinci” ile hareket etmektedir. Töre saikinde, genel olarak mağdurun, toplumun onaylamadığı bir davranışta bulunması ve bu davranışın, o toplum nazarında “ölümle cezalandırılması”nın beklenen bir davranış olduğu görülmektedir. Nitekim bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2018/2552 E., 2020/2397 K. Sayılı kararında22;
“… Töre saiki ile eylemin gerçekleştirildiğinin kabulü için; öncelikle mağdurun toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın “ölümle” cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin gerektiği; somut olayda ise maktulün cep telefonuyla erkek bir şahıs ile görüştüğü için öldürüldüğü hususu dikkate alındığında, sanığın töre saiki ile hareket ettiğini kabule elverişli şartların olayda gerçekleşmediği ve bu unsurun oluşmadığı…”
Şeklinde karar vermiştir.
Kaynakça
- Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 04.06.2025. ↩︎
- ÖNDER, Ayhan: Ceza Hukuku Dersleri, İstanbul 1992. ↩︎
- Yargıtay Birinci Ceza Dairesi’nin 2009/4213 E., 2012/7613 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 04.06.2025. ↩︎
- KOCA, Mahmut/ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 5. Baskı, Ankara 2018. ↩︎
- Yargıtay Birinci Ceza Dairesi’nin 2018/2379 E., 2020/2082 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 05.06.2025. ↩︎
- TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, Murat: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 17. Baskı, Ankara 2019. ↩︎
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/453 E., 2015/63 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 04.06.2025. ↩︎
- ERMAN, Sahir/ÖZEK, Çetin: Ceza Hukuku Özel Bölüm Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1994. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2017/152 E., 2017/3564 K. Sayılı Kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 08.06.2025. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/2505 E., 2018/1046 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 11.06.2025. ↩︎
- DÖNMEZER, Sulhi: Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, 16. Baskı, İstanbul 2001. ↩︎
- BAKICI, Sedat: 5237 Sayılı Yasa Kapsamında Ceza Hukuku Özel Hükümleri, Adalet Yayınevi, C.3, 1.Baskı, Ankara 2010. ↩︎
- GÖKCEN, Ahmet/BALCI, Murat: Kasten Öldürme Suçu, MÜHF – HAD, C. 17, S. 1-2, ss.95-218, 2011. ↩︎
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1285 E., 2013/3 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 11.06.2025. ↩︎
- TOROSLU, Nevzat/TOROSLU, Haluk: Ceza Hukuku Özel Kısım, Savaş Yayınevi, 11. Baskı, Ankara 2021. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi; 2012/10 E., 2012/7900 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 11.06.2025. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/2405 E., 2015/5648 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 11.06.2025. ↩︎
- OTACI, Cengiz: Genel Hükümlerle Bağlantılı Olarak İnsan Öldürme Suçu, Adalet Yayınevi, 2.Baskı, Ankara 2016. ↩︎
- SOYASLAN, Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınları, 13.Baskı, Ankara 2020. ↩︎
- ARTUÇ, Mustafa: Kişilere Karşı Suçlar, Adalet Yayınevi, 2.Baskı, Ankara 2018. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/4382 E., 2016/2953 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 12.06.2025. ↩︎
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2018/2552 E., 2020/2397 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 12.06.2025. ↩︎
