Tutuklama Tedbiri Ve Tutukluluk Müessesesi

Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen bir koruma tedbiridir. Tutuklama tedbiri bir ceza değildir ve peşin olarak cezaya dönüşmemelidir. Tutukluluk tedbiri ancak birtakım şartların gerçekleşmesi ile uygulanabilecektir.

Tutuklama Nedir?

Tutuklama, ceza muhakemesindeki en ağır koruma tedbiridir. Tutukluluk tedbirinde kişi, kesin bir hükümle mahkum olmamasına rağmen hürriyetinden yoksun kalmaktadır [1]. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın [2], Kişi hürriyeti ve güvenliği kenar başlıklı 19. Maddesinin 3. Fıkrasında;

“Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. “

Hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla tutukluluk, ancak sanığın veya şüphelinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunduğu takdirde ve sanık veya şüphelinin;

  • Kaçma
  • Delilleri yok etme
  • Delilleri değiştirme

İhtimallerini önlemek amacıyla ya da tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde ancak hakim kararı ile uygulanabilecektir.

Tutuklama Şartları Nelerdir?

Tutuklama, her türlü durumda uygulanabilecek bir koruma tedbiri değildir. Tutukluluk kararı verilebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki tutuklama tedbiri, şartları gerçekleşmiş olsa dahi uygulanması zorunlu olmayan bir tedbirdir. Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun [3] Tutuklama nedenleri kenar başlıklı 100. Maddesi;

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)

3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),

5. İşkence (madde 94, 95)

6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.

h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.

j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.

k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla tutukluluk kararı verilebilmesi için;

  • Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması
  • Bir tutuklama nedeninin bulunması

Gerekmektedir. Tutuklama nedenleri ise;

  • Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı
  • Sanık veya şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması

Halleridir. Bu hallerin varlığı halinde mahkeme, tutukluluk kararı verebilecektir. Ayrıca katalog suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu takdirde de tutuklama nedeni var sayılabilecektir.

Tutuklulukta Katalog Suçlar Nelerdir?

Türk hukuk sisteminde birtakım suçların varlığına ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphenin varlığı halinde tutuklama nedeni var sayılabilmektedir. Bu suçlara katalog suçlar denir. Katalog suçlar ise şunlardır;

  • Soykırım (TCK m. 76)
  • İnsanlığa karşı suçlar (TCK m. 77)
  • Bu suçları işlemek amacıyla örgüt kurmak (TCK m. 78)
  • Göçmen kaçakçılığı (TCK m. 79)
  • İnsan ticareti (TCK m. 80)
  • Kasten öldürme (TCK m. 81,82,83)
  • Kasten yaralama (TCK m. 86/3-b-e-f)
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m. 87)
  • İşkence (TCK m. 94,95)
  • Cinsel Saldırı (TCK m. 102 [1. Fıkra hariç])
  • Çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103)
  • Hırsızlık (TCK m. 141,142)
  • Yağma (TCK m. 148,149)
  • Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m. 188)
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m. 220 [iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç])
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar (TCK m. 302, 303, 304, 307, 308)
  • Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK m. 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)
  • Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı suçları.
  • Zimmet suçu
  • Kaçakçılık Suçu
  • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar
  • Orman Kanununun 110. maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33. Maddesinde sayılan suçlar
  • Terörle Mücadele Kanununun 7. Maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar
  • Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu
  •  Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu
  • Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu

Katalog suçlardır.

Tutuklama Tedbirinin Özellikleri Nelerdir?

Tutuklama tedbiri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir koruma tedbiri olarak öngörülmüştür. Bu koruma tedbiri, uygulanabilecek en ağır koruma tedbiridir. Zira tutukluluk durumunda doğrudan kişinin özgürlüğüne müdahale edilmektedir. Bu sebeplerle tutukluluk halinin birtakım katı özellikleri mevcuttur.

1- Tutuklama Bir Ceza Değildir.

Tutukluluk halinin en önemli özelliklerinden birisi ceza olmamasıdır. Zira tutuklamanın hukuki niteliği, onun bir koruma tedbiri olmasıdır [4]. Zaten tutuklama tedbiri uygulandığı anda şüpheli veya sanık hakkında verilen bir mahkumiyet kararı bulunmamaktadır. Modern ceza hukuku anlayışına göre sanığın suçlu olduğu bir mahkeme kararıyla sabit olmadığı sürece sanığın cezalandırılması mümkün değildir [5]. Bunun sebebi evrensel bir ilke olarak kabul edilen masumiyet karinesidir. Ancak adalet duygusunun gereği olarak tutuklu bulunan kişinin ceza alması sonucunda cezanın infazı sırasında tutukluluk süresi infaz edilecek süreden indirilecektir.

2- Tutuklama Zorunlu Değil, İhtiyari Niteliktedir.

Tutuklama tedbiri, şartları oluştuğunda dahi uygulanması zorunlu olan bir tedbir değildir. Hakim kanaat getirdiği takdirde şüpheli veya sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verebilecektir. Dolayısıyla Türk hukukunda tutukluluk için ihtiyarilik ilkesi benimsenmiş durumdadır [6]. Ayrıca katalog suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde de tutuklama zorunlu değildir. Tutukluluk tedbiri tamamen hakimin takdir yetkisi içerisindedir.

3- Tutuklama İstisnaidir.

Tutuklama kural değil istisnadır. Kanuni şartları gerçekleşmeden sırf vicdani kanaate dayanarak tutukluluk kararı verilemeyecektir. Dolayısıyla tutuklama, kanunda belirtilen şartların oluşması durumunda istisnai olarak uygulanabilen bir koruma tedbiridir [7].

4- Tutuklama Geçicidir.

Tutuklama geçici nitelikte bir koruma tedbiridir. Dolayısıyla tutukluluk şartları kalktığı anda tutuklama tedbirinin de ortadan kaldırılması zaruri niteliktedir. Ayrıca tutukluluk şartları kalkmamış olsa dahi tutuklulukta belirlenen süre aşılamaz. İşbu süreler Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 102. Maddesinde düzenlenmektedir. Nitekim ilgili madde;

Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.[17]

(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla bu tutukluluk sürelerini geçen bir tutuklama da yapılamayacaktır.

Tutukluluk Kararı Verilemeyecek Olan Durumlar Nelerdir?

Tutukluluk, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen en ağır koruma tedbiridir. Zira tutuklamada şüpheli veya sanığın yargılamasının tamamlanmamasına rağmen özgürlüğü kısıtlanmaktadır. İşbu sebeple bazı hallerde tutukluluk kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir. Türk hukuk sisteminde tutuklama kararı verilemeyecek olan haller şunlardır;

  • Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4).
  • Vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutukluluk kararı verilemez (CMK m. 100/4).
  • İşin önemi, verilmesi beklenen ceza ve güvenlik tedbirinin orantılı olmaması durumunda tutukluluk kararı verilemez (CMK m. 100/1).
  • Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK [8] m. 21).

Tutuklamaya İtiraz (CMK m.101/5)

Tutuklama kararına, tutukluluğun devamı kararına ve tahliye talebinin reddine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilecektir. Bu itiraz, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında yapılabilir. İtiraz, tutuklama koruma tedbirini hafifletmek amacıyla getirilmiş olan bir kanun yoludur.

Tutuklamaya İtirazı Kimler Yapabilir?

Tutukluluk kararına itirazı yalnızca kanunda gösterilen belirli kişiler yapabilecektir. Buna göre tutuklamaya itiraz edebilecek kişiler şunlardır:

Şüpheli veya sanığın kendisi itirazda bulunabilir.
CMK m. 261 gereğince şüpheli veya sanığın avukatı itirazda bulunabilir.
CMK m. 262/1 gereğince şüpheli yahut sanığın yasal temsilcisi veya eşi itiraz yoluna başvurabilir.

Ayrıca kovuşturma aşamasında mahkemece re’sen tutukluluk kararı verildiği takdirde Cumhuriyet savcısı da tutukluluğa itiraz edebilir. Zira Cumhuriyet savcısı, sanığın hem lehine hem de aleyhine olan hususları bildirmelidir.

Tutuklamaya İtirazı İnceleyecek Mercii Neresidir?

Tutuklama itirazı inceleyecek olan mercii birtakım durumlara göre değişecektir. Şöyle ki;

Soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararına karşı itiraz Asliye Ceza Mahkemesine yapılacaktır ve itirazı Asliye Ceza Mahkemesi değerlendirecektir.
Kovuşturma aşamasında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı verildiği takdirde tutuklamaya itiraz Ağır Ceza Mahkemesine yapılacaktır.
Kovuşturma aşamasında Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı verilmiş ise bu durumda itiraz varsa numara olarak kararı veren mahkemeyi izleyen Ağır Ceza Mahkemesine yapılacaktır. Şayet birden fazla Ağır Ceza Mahkemesi bulunmamaktaysa kararı veren mahkeme en yakın Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilecek ve itiraz böylece karara bağlanacaktır.

Tutuklamaya İtiraz Süresi Nedir?

Tutuklama kararına karşı itiraz süresi, tutuklama kararının öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu süre tutukluluğun devamı kararı için de geçerlidir. Dolayısıyla itiraz kanun yoluna bu süre içerisinde başvurulması gerekecektir.

Tutuklulukta Geçen Sürenin Mahsup Edilmesi Nedir?

Tutuklu şüpheli veya sanığın, kendisi hakkında ceza hükmü verilmesinin ardından tutuklulukta geçen sürenin verilen cezadan indirilmesine tutuklulukta geçen sürenin mahsup edilmesi denilir. Zira tutukluluk sırasında şüpheli veya sanığın özgürlüğüne el konulmaktadır. Dolayısıyla mahsup, hak ve adalet duygusunun gereğidir. Mahsup yapılmaması durumu hakkaniyet ilkesine aykırı olacaktır. Dolayısıyla sanığın tutuklulukta geçirdiği süreler hükmedilen hapis cezasından indirilecektir [9].

Tutuklamanın Sona Ermesi

Tutukluluk tedbiri, tutuklama koşullarının bitmesi ile birlikte sona erecektir. Tutuklamanın sona ermesi için soruşturma veya kovuşturmanın bitmiş olması gerekmez. Tutuklama şartları ortadan kalktığı takdirde mahkeme, “tutuklama kararının geri alınması” kararı verecektir [10]. Bu karar verildiği takdirde sanık veya şüphelinin derhal salıverilmesi gerekmektedir. Tutukluluk; şu şekillerde sona erebilecektir:

  • Tutukluluk hallerinin sona ermesine ilk örnek, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. Maddesidir. Bu maddeye göre Cumhuriyet Savcısı, şüpheli veya müdafi; şüphelinin adli kontrol kararı uygulanarak serbest bırakılmasını Sulh Ceza Hakimliği’nden talep edebilecektir. Sulh Ceza Hakimi bu durumda tutuklunun salıverilmesine karar verebilir.
  • Soruşturma evresinde tutukluluk kararı düzenli olarak 30 günde bir gözden geçirilmektedir. Bu gözden geçirme sırasında tahliye kararı verilebilecektir.
  • Azami tutukluluk süresinin aşılması durumunda Cumhuriyet savcısının kararı ile tutuklunun salıverilmesi de mümkündür.
  • Tutukluluk itirazı ile birlikte mahkeme tutuklunun salıverilmesine karar verebilecektir.
  • Kanun yolları mahkemeleri tarafından da tutukluluk değerlendirilerek sanığın salıverilmesine karar verilebilir.
  • Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı kararı, düşme kararı, mahkumiyetin ertelenmesi kararı gibi kararlar sonucunda da tutukluluk sona erecektir.

Kaynakça

[1] HAKERİ, Hakan/ÜNVER, Yener: Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler, Adalet Yayınları, Ankara 2008.

[2] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 08.05.2025.

[3] Ceza Muhakemesi Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 08.05.2025.

[4] ALİCANOĞLU, Mahmut: Ceza Hukuku Mevzuatında Tevkif Müessesesi, İBD, C: XXVIII, İstanbul, 1954.

[5] KUNTER, Nurullah/YENİSEY, Feridun/NUHOĞLU, Ayşe: Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, 18. Baskı, İstanbul 2010.

[6] ERCAN, İsmail: Ceza Muhakemesi Hukuku, XII Levha Yayınları, 5. Bası, İstanbul 2012.

[7] İNCİ, Zekiye Özen: Bir Koruma Tedbiri Olarak Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, Ankara 2017.

[8] Çocuk Koruma Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.05.2025.

[9] CENTEL, Nur: Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama ve Yakalama, Beta Yayınevi, İstanbul 1992.

[10] İNCİ, Zekiye Özen: Bir Koruma Tedbiri Olarak Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, Ankara 2017.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir