Zorunlu geçit hakkı davası, sahip olduğu taşınmazdan yola çıkma imkanı bulunmayan malikin, tam bir bedel ödemek koşuluyla kendisine geçit hakkı tanınmasını talep ettiği bir dava türüdür. Zorunlu geçit hakkı davası, mülkiyet hakkını sınırlayan dava türlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın1 13. Maddesi olan;
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Hükmü gereğince temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın ancak anayasada belirtilen sebeplerle bağlı bir biçimde kanunla sınırlanabilecektir. Dolayısıyla geçit hakkı, mülkiyet hakkını ancak kanun ile sınırlayabilir.

İçindekiler
Geçit Hakkı Davası Nedir?
Geçit hakkı davası, esasen zorunlu geçit hakkı bulunan malik tarafından, taşınmazından yola çıkabilmek amacıyla açılabilen bir dava türüdür. Bu hak, mülkiyet hakkını sınırlayan bir haktır. Zorunlu geçit hakkının dayanağı, Türk Medeni Kanunu‘nun2 747. Maddesinde;
“Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir”.
Şeklinde düzenlenmektedir. Zorunlu geçit hakkı, bir sınırlı ayni haktır ve irtifak hakkı niteliğindedir. Geçit hakkı davasının açılma sebebi, ülkemizde her taşınmazdan yola çıkma imkanının bulunmamasıdır. Bu sebeple yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan taşınmaz maliki, genel yola çıkmak amacıyla geçit hakkı davasını açmaktadır. Ayrıca malik, bu hakkını somut koşullara göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra da bu haktan en az zarar görecek olan komşuya karşı kullanacaktır. Zorunlu geçit hakkının yöneltildiği taşınmaza yükümlü taşınmaz adı verilmektedir.3 Yükümlü taşınmazın malikinin sahip olduğu en önemli hak, geçit kullanılması için vereceği taşınmazın bedelini talep etme hakkıdır.4 Geçit hakkı davası, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2005/11223 E., 2006/1064 K. Sayılı kararında5;
“… Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Bu tür davalarda amaç; genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsada mevcut yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazların genel yola bağlantısını sağlamaktır. Somut olayda, davacının mutlak geçit ihtiyacı da olduğu açıktır. Dava dilekçesindeki anlatımlarda geçit kurulması talebine yöneliktir. Davacı vekilinin 12.10.2004 günlü duruşma tutanağına geçirilen sözleri ile davacının geçite neden ihtiyaç duyduğunu ve istediği geçidin niteliğini mahkemeye açıklamaya çalıştığı görülmektedir. Bu beyana başka türlü bir anlam vermek veya bu beyanı geçit hakkı kurulması davasından vazgeçmek şeklinde anlamak olanaklı değildir…”
Şeklinde açıklanmıştır.
Geçit Hakkı Davasına Egemen Olan İlkeler Nelerdir?
Geçit hakkı davası, genel yola çıkmak için yeterli geçide sahip olmayan taşınmazın malikinin, kendisine uygun bir geçit tesit edilmesi amacıyla açtığı davadır. Bu davaya egemen olan ilkeler;
- Komşuluk hukuku ilkeleri
- Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi
- Kestintisizlik ilkesidir.
1 – Komşuluk Hukuku İlkeleri
Zorunlu geçit hakkı davasında komşuluk hukuku ilkeleri gözetilecektir. Bu ilkelere göre taraflar arasında oluşan geçit hakkı uyuşmazlığının tarafların arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olmalıdır. Geçit hakkı belirlenirken komşuluk hukuku ilkeleri göz önüne alınmalıdır.
2 – Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi, esasen kanunen menfaati daha aşağıda tutulan tarafın uğradığı zararın kanunen menfaati üstün tutulan tarafından karşılanması ve bozulan menfaat dengesinin düzeltilmesi anlamına gelmektedir.6 Dolayısıyla zorunlu geçit hakkı tesis edilirken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçit hakkı bulunmayan malik, geçit hakkı tesis edilen taşınmazın sahibine tam bir bedel ödeyecektir. Bu ödeme, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin bir gereğidir. Bu hususta Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2006/5072 E., 2006/6230 K. Sayılı kararında7;
“… Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır…”
Şeklinde karar vermiştir.
3 – Kesintisizlik İlkesi
Kesintisizlik ilkesi, davacının taşınmazının herhangi bir engelle karşılaşmadan doğrudan genel yola çıkmasını ifade eden ilkedir. Bu ilke gereğince, genel yola çıkmak için birden çok parselden geçmek gerekiyorsa bütün parsellerin içinden geçerek kesintisiz bir biçimde geçit hakkı kurulacaktır. Parsellerin bazıları atlanarak genel yola ulaşılmadan geçit hakkı kurulması söz konusu olmayacaktır. Bu ilkeye ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/1524 E., 2015/1041 K. Sayılı kararında8;
“… Hemen belirtmek gerekir ki, zorunlu geçit hakkının genel yola kadar kurulması şarttır. Çünkü TMK’nun 747. maddesinin ve maddenin dayandığı düşüncenin temeli budur. İşte bu yüzden m. 747/1 de “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.” denilmiştir. Uygulamada buna kesintisizlik ilkesi denilmektedir. Yani taşınmaz yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Eldeki davada: davacı, 361 parsel sayılı taşınmazın yola cephesinin bulunmadığı, geçit ihtiyacının olduğu açıktır. Geçit davasında amaç genel yola bağlantısı olmayan taşınmazları genel yola kesintisiz olarak bağlamaktır.
Ne var ki, mahkemenin gerekçesine esas aldığı bilirkişi raporunda davacı taşınmazı yararına 363 ve 364 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden kurulan geçit güzergahının zemindeki Karakaya deresine bağlandığı görülmektedir. Geçitin bağlandığı ve krokide 1 no’lu köprü mahalli olarak gösterilen dere üzerindeki bu kısma davacı inisiyatifi ile yapılacak köprüden sonra, zeminde yol olarak kullanılan fakat kadastro paftasında tescil harici olarak görünen yerden geçilmek suretiyle genel yola ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Geçit hakkının yukarıda açıklandığı gibi genel yola kadar kesintisiz kurulması şart olup, mahkemece, genel yol ile bağlantısı bulunmayan, paftasında dere ve sonrasında tescil harici kısma bağlantı sağlanarak davalı parsellerden geçit tesisi edilmesi nedeniyle kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiştir.
Bununla birlikte, dereler devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmakla, ileride buraların dava konusu yapılabileceği de gözetilmelidir…”
Şeklinde karar vermiştir.
Zorunlu Geçit Hakkı Davasında Davacı
Zorunlu geçit hakkı davasında davacı, genel yola ulaşmak için yeterli geçidi bulunmayan kişi/kişilerdir. Ayrıca paylı mülkiyette paydaşların her biri geçit hakkı davası açabilecektir. Ancak elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğu takdirde maliklerin tamamının zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Dolayısıyla bu davayı tüm malikler birlikte açabilir.
Geçit Hakkı Davasında Davalı
Geçit hakkı davasında davalı, geçit hakkına muhtaç bulunan taşınmazın malikinin, geçit hakkı talep ettiği komşu taşınmaz malikleridir.9 Ancak davacı, bu maliklere dava açsa dahi davalı değişebilir. Şöyle ki; en az zarar verme koşulu, tek bir parselden geçme ve en büyük parselden geçme koşulu, komşuluk hukuku kuralları gibi kurallar neticesinde geçit hakkının davacının talep ettiği komşunun taşınmazından değil, başka bir taşınmazdan geçmesi daha uygun düşebilir. Bu durumda davacı, geçit hakkı için daha uygun olan taşınmaz malikini davaya dahil edecektir. Şayet bir elbirliği mülkiyeti söz konusu ise davacı, bütün mirasçılara dava açacaktır. Ancak henüz intikal yapılmamışsa mahkeme, davacıya murisin veraset ilamını almak için yetki verecektir. Veraset ilamı alan davacı, mirasçıları davaya dahil edecektir.
Geçit Hakkı Davasında İzlenecek Yol Nedir?
Geçit hakkı davasında davacı, geçit ihtiyacını ispatlamakla yükümlüdür. Ayrıca bu ispatı her türlü delille yapabilecektir. Bu davalarda mahkeme, ilgili tapu müdürlüğünden tapu kayıtlarının getirtilmesini isteyecektir. Ayrıca ilgili kadastro müdürlüğünden çaplı krokileri de talep edecektir. Bu belgeler mahkemeye intikal ettikten sonra keşif yapılması gerekmektedir. Taşınmazın niteliğine göre bilirkişiler görevlendirilecektir. Örneğin taşınmaz bir tarım arazisi ise ziraat mühendisi bilirkişi görevlendirilecektir. Keşfin ardından genel yola çıkmak için en uygun taşınmazın belirlenmesi icap edecektir. Bu belirlemenin ardından geçit bedeli belirlenecektir. Geçit hakkı bedeli;
- Yükümlü taşınmazın metrekare fiyatı
- Geçit hakkının kurulacağı yerin bedeli
- Şayet taşınmazda bir muhdesat varsa muhdesatın bedeli
göz önüne alınarak fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda belirlenecektir.
Geçit Hakkı Davasında Yargılama Gideri Ve Vekalet Ücretinden Sorumluluk
Geçit hakkı davası, davacının taşınmazından genel yola çıkabilmek amacıyla geçit hakkı istediği komşu taşınmazın malikine veya maliklerine açtığı bir davadır. Bu davada yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluk davacıdadır. Zira bu davalarda davacı, kanundan doğan bir hakkını kullanmaktadır. Dolayısıyla burada davalıya vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yükletilmesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Nitekim Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları da geçit hakkı davasında yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılması gerektiği yönündedir. Ayrıca davalı yararına da vekalet ücreti yükletilmemesi gerekmektedir.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 14.06.2025. ↩︎
- Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 14.06.2025. ↩︎
- SİRMEN, Lale: Eşya Hukuku, Yetkin Yayınları 10.Baskı, Ankara 2022. ↩︎
- ÜNAL, Mehmet: Sınırlı Ayni Haklar, Savaş Yayınevi, Ankara 2021. ↩︎
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2005/11223 E., 2006/1064 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat Ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 17.06.2025. ↩︎
- ULUSAN, İlhan: Medeni Hukukta Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi ve Uygulama Alanı, Vedat Yayıncılık, Ek Bölüm ile Güncelleştirilmiş 2. Tıpkı Baskı, İstanbul 2012. ↩︎
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2006/5072 E., 2006/6230 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat Ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 17.06.2025. ↩︎
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/1524 E., 2015/1041 K. Sayılı kararı, Corpus Web Hukuk Mevzuat Ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://www.corpus.com.tr/ , Erişim Tarihi: 17.06.2025. ↩︎
- ALBAYRAK, Adem: 6100 Sayılı HMK’ya Göre Hazırlanmış Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Güncelleştirilmiş ve Genişletilmiş 4.Baskı, Ankara 2019. ↩︎
