Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Nedir?

Resmi belgede sahtecilik suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun [1] 204-206. Maddeleri arasında düzenlenmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için sanığın resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmesi veya sahte resmi belgeyi kullanması eylemlerinden en az birini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları Nelerdir?

Resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları şunlardır:

1- Fail:

Resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarından ilki faildir. Yaşayan her insan resmi belgede sahtecilik suçunun faili olabilecektir. [2] Bu bağlamda resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, sahte resmi belgeyi kullanan, resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen her kişi fail olacaktır.

2- Mağdur:

Resmi belgede sahtecilik suçunun bir diğer unsuru ise mağdurdur. Resmi belgede sahtecilik suçunda mağdur kamudur. Şayet resmi belgede sahtecilik suçu bir kimselerin zararına işlendiyse bu kişiler de suçtan zarar gören olacaktır. Ancak bu kişiler mağdur olarak kabul edilmeyecektir. Zira, resmi evrakta sahtecilik suçları, Türk Ceza Kanunu’nda “Topluma Karşı İşlenen Suçlar” bölümünde düzenlenmektedir. Bu düzenleme, resmi evrakta sahtecilik suçunun mağdurunun toplum olduğunu göstermektedir. [3]

3- Fiil:

Resmi evrakta sahtecilik suçunun vücut bulabilmesi için fiilin mevcut olması gerekmektedir. Resmi belgede sahtecilik suçunda fiil, seçimlik hareketli olarak düzenlenmektedir. Yani kanunda tanımlanan hareketlerden en az birinin yapılması ile suç oluşacaktır. Bu fiiller şunlardır:

Resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlenmek
Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek
Sahte resmi belgeyi kullanmak
Gerçeğe aykırı belge düzenlemek

Eylemlerinin her biri resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturacaktır.

4 – Aldatıcılık Unsuru (İğfal Kabiliyeti) :

Resmi evrakta sahtecilik suçunun oluşabilmesi için bir diğer şart aldatıcılık unsurudur. Aldatıcılık unsuru, “iğfal kabiliyeti” olarak da adlandırılır. Aldatıcılık unsuru ile kast edilen; sahte belgenin üçüncü kişileri aldatabilecek bir nitelikle olması halidir [4] . Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, aldatıcılık unsurunu 2017/22 E.,  2017/287 K. Sayılı kararında [5] : şu şekilde tanımlamaktadır:

“… Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmi belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip, belirli bir kişiyi değil birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması ve aldatma gücünün objektif olarak saptanması gerekir. Bu nedenle örneğin, memurların bilgisizliği ve ihmalleri nedeniyle kandırıcı yeteneği olmayan belge üzerinde işlem yapması belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz. Daha önceden var olan subjektif bir bilgi, belge üzerinde var olan aldatma yeteneğini ortadan kaldırıcı etkiye sahip değildir. Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı kararında da, aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği belirtilmiştir. Bu noktada sahteciliğe konu olan belgenin aldatma yeteneği olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesi öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup, hâkim olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat saptamalı ve sonucuna göre belgelerde aldatma yeteneği olup olmadığını takdir ve tespit etmelidir. Görüldüğü gibi, mahkemece, suçun konusunu oluşturan belge aslı getirtilerek resmi belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür gibi zorunlu öğelerin incelenmesi, nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığının saptanması, duraksama halinde ise; mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından konusunda uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmasında zorunluluk vardır. Fotokopi, bir makine yardımı ile orijinal bir belgenin bire bir taklidinin oluşturulmasıdır. Fotokopi belgenin, orijinal bir belge gibi kanıtlama gücünün olmadığı kabul edilmektedir. Fotokopi üzerinde sahtecilik fiilinin işlenmesi hem kolaydır hem de baskı izi, el hareketleri, yazım şekli, el kaldırma hareketleri vb. yönlerden inceleme yapılmasına imkân veren tanı unsurlarının tespiti çoğu kez mümkün değildir.
Ceza muhakemesinin amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda, somut gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak ortaya çıkarılmasıdır. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılarak maddi gerçeğe varmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle, ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı hususunda takdir yetkisinin hâkime ait olduğu ve fotokopi üzerinde mürekkep, el, baskı gibi izleri görebilmenin çoğu zaman mümkün olmadığı göz önüne alındığında; mahkemece suça konu bono aslının getirtilip denetime olanak verecek şekilde dosya içine konması ve duruşmada incelenmesi, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının öncelikle mahkemece değerlendirilmesi, duraksama halinde bu yönde uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, bononun fotokopisi üzerinde yapılan incelemeyle yetinilmek suretiyle eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır…”

5 – Suçun Konusu:

Resmi evrakta sahtecilikte suçun konusu, failin eylemini yönelttiği resmi belgeler ile resmi belge hükmündeki belgelerdir. Resmi belgelere örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Diploma
  • Araç plakası
  • Tebliğ mazbatası
  • Vekaletname
  • Haciz tutanağı
  • Nüfus cüzdanı

Gibi belgeler resmi belgedir. İşbu belgeler üzerinde sahtecilik eylemlerinden birisi gerçekleştiği takdirde resmi evrakta sahtecilik suçu oluşacaktır. Bu belgelerin dışında resmi belge hükmünde belgeler ise Türk Ceza Kanunu‘nun 210. Maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre resmi belge hükmünde belgeler:

“Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Hükmü gereğince emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname resmi belge hükmünde belgelerdir.

6- Manevi Unsur:

Resmi belgede sahtecilik suçunun manevi unsuru kasttır. Kast, Türk Ceza Kanunu’nun 21. Maddesinde şu şekilde tanımlanmaktadır:

“Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.”

Dolayısıyla resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için zarar verme bilincine sahip olması gerekmektedir [6]. Şayet failin bir zarar verme bilinci yoksa bu durumda kasttan söz edilemeyecektir. Nitekim Yargıtay da kararlarında sanığın zarar verme bilinç ve iradesine sahip olmadığı durumlarda suçun oluşmayacağına karar vermektedir. Bkz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2017/4096 E., 2018/312 K. Sayılı Kararı [7] :

” … Köy bütçe defterinin ise 8. ve 9. sayfalarında ihtiyar heyeti azalarından müşteki … yerine imza atmak suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda; sanığın savunmalarında, …’ın cenazesi olması nedeniyle toplantıya katılamayacağını söylediğini, kendisinin de ertesi gün cenazesi olduğu için onun yerine dalgınlıkla bütçe defterine imza attığını, köy karar defterindeki imzaları ise kendisinin atmadığını ve defterlerde herhangi bir usulsüzlüğün olmadığını söylemesi, müşteki …’ın alınan ifadesinde toplantıya çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle katılamadığını beyan ederek defterlerin içeriğine yönelik herhangi bir itirazının olmaması, suça konu belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.07.2011 tarihli Ekspertiz raporunda da suça konu belgeler üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olmadığının belirtilmesi, suça konu belgeler üzerinde imzaları bulunan köy azaları … ve …’ın da tanık olarak alınan ifadelerinde adlarına atılı imzaların kendilerine ait olduğunu beyan etmiş olmaları ve dosya kapsamından suça konu belgelerin içeriğine yönelik herhangi bir itiraz bulunmadığı ve sahteciliğin sadece müşteki adına atılan imzalara yönelik olduğunun anlaşılması karşısında; sanık tarafından zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği ve suçun manevi unsur yokluğu nedeniyle gerçekleşmediği…”

7 – Hukuka Aykırılık:

Resmi evrakta sahtecilik suçunun bir diğer unsuru da hukuka aykırılık unsurudur. Yani suçun oluşması için hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekmektedir. Hukuka uygunluk sebepleri şunlardır:

  • Kanunun hükmü ve amirin emri (TCK m. 24)
  • Meşru savunma ve zorunluluk hali (TCK m. 25)
  • Hakkın kullanılması (TCK m. 26)
  • İlgilinin rızası (TCK m. 26)

Yukarıda bulunan hukuka uygunluk halleri mevcut olmadığı takdirde suç vücut bulacaktır. Ancak amirin emri, konusu suç teşkil etmeyen fiiller için geçerli olduğundan amirin emri ile resmi belgede sahtecilik yapıldığında da sorumluluk doğacaktır.

Resmi Belgeyi Sahte Olarak “Düzenleme” Suçu nedir?

Resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, resmi evrakta sahtecilik suçunun seçimlik hareketlerinden birisidir. Yani resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen fail resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olacaktır. Sahte olarak düzenlemekten maksat, gerçekte var olmayan bir resmi belgenin mevcutmuş gibi düzenlenmesidir [8]. Dolayısıyla bu düzenleme eyleminden bahsedebilmek için sahte olarak düzenlenen belgeyi düzenlemeye yetkili kişinin unvanı ve imzasının da taklit edilmiş olması gerekmektedir [9] . Ayrıca resmi belgeyi düzenlemiş gibi gösterilen kişinin gerçekte olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı hatta uydurma bir isim olup olmadığının da bir önemi yoktur [10] . Bu durumda TCK m. 204/1 de belirtilen suç oluşacağından kişiye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Ancak görevi gereği resmi belgeyi düzenlemeye yetkili olan bir kamu görevlisi, kendi imzası ve unvanı ile sahte içerikli bir resmi belge düzenlediği takdirde TCK m. 204/2’de belirtilen “Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleme” eylemi oluşacağından 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Ayrıca resmi belgede sahtecilik suçu dolandırıcılık yapmak amacı ile işlenmiş ise faile dolandırıcılık suçundan dolayı da ceza verilmesi gerekecektir.

Resmi Belgeyi Başkalarını Aldatacak Şekilde Değiştirme Suçu nedir?

Resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirme suçu, var olan bir resmi belge üzerinde ekleme/çıkarma veya değişiklikler yaparak iğfal kabiliyetine sahip bir belge ortaya koymaktır. Yani değişiklik yapılan belgenin iğfal kabiliyetine sahip olması gerekmektedir. Ayrıca yapılan değişiklik belgenin içeriğine ilişkin olabileceği gibi kimliğe ilişkin de olabilecektir. Zira belgenin üzerindeki imza veya düzenleme tarihi gibi hususların değiştirilmesi durumunda da resmi evrakta sahtecilik suçu oluşmaktadır [11] . Ayrıca yapılan eklemeler de şartlar oluştuğunda bu suça sebebiyet verecektir. Resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren kişiye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.

Sahte Resmi Belgeyi Kullanmak Suçu Nedir?

Sahte resmi belgeyi kullanmak suçu, resmi bir evrağın sahte olarak düzenlenmesine iştirak etmeyen failin, kasten sahte resmi belgeyi kullanmasıdır [12] . İşbu kullanma eylemi somut olayın özelliklerine göre takdir edilecektir. Nitekim somut olayın özelliklerine göre teslim etme, ibraz etme, alenileştirme, okuma gibi eylemler “sahte resmi belgeyi kullanmak” suçuna sebebiyet verebilir [13] . Ancak burada mühim olan husus, failin resmi belgenin sahte olduğunu bilmesi ve buna rağmen kullanmasıdır. Şayet sahte resmi belgeyi kullanan kişi ile düzenleyen kişi aynı ise bu durumda fail tek ceza alacaktır. Sahte resmi belgeyi kullanan kişiye de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Resmi evrakta sahtecilik suçunun nitelikli halleri şunlardır:

Görevi gereği resmi belgeyi düzenlemeye yetkili bir kamu görevlisinin sahte resmi belge düzenlemesi, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmesi, gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemesi ve sahte resmi belge kullanması (TCK m. 204/2)
Resmi belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli bir belge niteliğinde olması (TCK m. 204/3)

Yukarıdaki hallerin varlığı halinde fail, resmi belgede sahtecilik suçunun temel halinden daha fazla alacaktır.

Kamu Görevlisi Veya Memurun Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK m. 204/2) İşlemesinin Yaptırımı Nedir?

Kamu görevlisi veya memurun resmi belgede sahtecilik suçu işlemesi durumunda kendisine üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilecektir. Nitekim bu husus Türk Ceza Kanunu’nun 204/2 maddesinde şu şekilde düzenlenmektedir:

“Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Resmi Belgenin Sahteliği Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Bir Belge Niteliğinde Olması (TCK m. 204/3) Ne Anlama Gelmektedir?

Resmi belgede sahtecilik suçunda, suça konu olan belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli bir belge olması durumunda verilecek olan ceza yarısı oranında artırılacaktır. “Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge” kavramına şu örnekler verilebilir:

  • Mahkemelerin verdikleri ilamlar
  • Duruşma tutanakları
  • İcra ve İflas Kanunu‘nun [14] 38. Maddesinde düzenlenen ilam niteliğindeki belgeler
  • Sayıştay ilamları

gibi hususlar sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelere birer örnek teşkil etmektedirler.

Resmi evrakta Sahtecilik Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Hal Nedir?

Resmi evrakta sahtecilik suçunda daha az cezayı gerektiren hal, Türk Ceza Kanunu’nun 211. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu hüküm;

“Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla fail, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını ispatlamak veya gerçek bir durumu belgelemek amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği takdirde faile verilecek ceza yarısı oranında indirilecektir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Zamanaşımı Nedir?

Resmi evrakta sahtecilik suçunda zamanaşımı, işlenen suçun cezasına göre belirlenecektir. Türk Ceza Kanunu’nun 66. Maddesinde zamanaşımı;

“Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda
sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla resmi belgede sahtecilik suçunun temel şeklinin işlenmesi durumunda zamanaşımı 8 yıl olacaktır. Ancak kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçunu işlemesi durumunda zamanaşımı 15 yıl olarak kabul edilecektir.

Kaynakça

[1] Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 18.01.2025.

[2] GÖKCEN, Ahmet: Belgede Sahtecilik Suçları, 5. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2018.

[3] ÖZBEK, Veli Özer/KANBUR Mehmet Nihat/DOĞAN Koray/BACAKSIZ Pınar/TEPE İlker: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Baskı, Seçkin Yayınevi, 2012.

[4] ARTUK, Mehmet Emin/GÖKCEN, Ahmet: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017.

[5] Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/22 E., 2017/287 K. Sayılı Kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 25.01.2025.

[6] ERMAN, Sahir: Ticari Ceza Hukuku Cilt: III Sahtekârlık Suçları, 4. Baskı, Nazım Terzioğlu Matematik Araştırma Enstitüsü Baskı Atölyesi, İstanbul 1981.

[7] Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2017/4096 E., 2018/312 K. Sayılı Kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 25.01.2025.

[8] TAŞDEMİR, Kubilay: Belgelerde Sahtecilik Suçları, Ütopya Grafik, Ankara 2013.

[9] YÜKSEKTEPE, Mert Asker: Belgede Sahtecilik Suçları, 1. Baskı, Aristo Yayınevi, Ankara 2018.

[10] TEZCAN, Durmuş/ ERDEM, Mustafa Ruhan/ ÖNOK, R. Murat: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku 13. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2016.

[11] GÖZÜBÜYÜK, Abdullah Pulat: Belgelerde Sahtecilik Cürümleri, Adalet Dergisi, Yıl:61, Sayı: 2. 1970.

[12] GÜNGÖR, Devrim: Resmi Belgelerde Sahtecilik Suçu, Yetkin Yayınevi, Ankara 2010.

[13] KOCA, Mahmut/ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017.

[14] İcra ve İflas Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 26.01.2025.

Son Yazılar

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir