Polis veya jandarma bir kişiyi aniden günlük yaşamından koparabilir. Bu durum kişi ve ailesi için çok sarsıcıdır. Gözaltı süreci büyük belirsizlikler taşımaktadır. Şüpheli sıfatıyla emniyete gitmek yoğun bir panik yaratır. Aslında bu paniğin temel nedeni bilgi eksikliğidir. Zira insanlar haklarını ve sürecin nasıl işleyeceğini genellikle bilmemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti ceza sisteminde kişi hürriyetini kısıtlamak keyfi bir işlem değildir. Kanunlar ve Anayasa bu süreci net bir şekilde kısıtlamaktadır. Öncelikle bir yakınınızın gözaltına alınması onun suçlu olduğunu göstermemektedir. Zira gözaltı peşinen verilen bir ceza değil bir koruma tedbiridir. Netice itibarıyla ceza muhakemesinde önemli olan gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Devlet gözaltı sürecinde temel insan haklarını güvence altına almaktadır. Gözaltı işlemi adalet çarkının ilk evresidir. Bu evrenin geçici bir “koruma tedbiri” olduğunu unutmamalısınız. Hukuk sistemimiz bireyin özgürlüğünü esas almaktadır. Kanunen sadece zorunlu hallerde bu hürriyet kısıtlanacaktır. İlk saatlerde atacağınız adımlar davanın kaderini belirlemektedir. Zira verdiğiniz ilk emniyet ifadesi olası bir ceza davasının temelini oluşturacaktır. Bu kritik zaman diliminde panik yapmamalısınız. Hatalı adımlar atmak yerine profesyonel bir ceza avukatı desteği almalısınız. Doğru bir savunmayı sürecin en başından itibaren inşa etmelisiniz.
İçindekiler
- Gözaltı Nedir?
- Yakalama İle Gözaltı Arasındaki Fark Nedir?
- Gözaltı Kararını Kim Verir?
- Gözaltı Süresi Kaç Saat?
- Gözaltına Alınan Kişinin Hakları Nelerdir?
- Gözaltında Telefon Kullanılabilir mi?
- İfadeye Çağrılmak İle Gözaltı Aynı Şey midir?
- Gözaltında Avukat Neden Önemlidir?
- Gözaltından Nasıl Çıkılır?
- Gözaltı Sicile İşler mi?
- Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
Gözaltı Nedir?

Hukuki dilde gözaltı işleminin net bir tanımı vardır. Gözaltı; bir suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin, yakalanmasının ardından soruşturma işlemlerinin (ifade alma, kimlik tespiti, delil toplama, teşhis vb.) tamamlanabilmesi amacıyla, kural olarak Cumhuriyet savcısının kararıyla ve kanunda belirtilen geçici süreler boyunca özgürlüğünün kısıtlanarak kolluk birimlerinde (emniyet, jandarma vb.) denetim altında tutulması işlemidir. Polis, suç şüphesi altındaki kişiyi yakalamaktadır. Ardından soruşturma işlemlerini tamamlamak için kişiyi karakolda tutmaktadır. İfade alma ve delil toplama işlemleri bu süreçte gerçekleşmeye başlamaktadır. Kural olarak Cumhuriyet savcısı gözaltı kararı vermeye yetkilidir. Şayet gözaltı kararı verilirse kişi kanunun belirlediği geçici süreler boyunca denetim altında kalacaktır.
Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbiri
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gözaltını bir “koruma tedbiri” olarak düzenlemektedir. Koruma tedbirleri ceza yargılamasını sağlıklı yürütmek için vardır. Şüphelinin kaçmasını veya delilleri karartmasını koruma tedbirleri engellemektedir. Yani gözaltı işlemi kişiye verdiğimiz bir ön ceza değildir. Bu işlem bir infaz yöntemi de sayılmaz. Tam aksine, muhakeme makamlarına zaman kazandıran hukuki bir araçtır.
Gözaltının Kanuni Şartları Nelerdir?
Gözaltı işlemini hukuka uygun yapmak için iki temel şart ararız:
- Soruşturma Yönünden Zorunluluk: Gözaltına alma işlemi soruşturma için kaçınılmaz olmalıdır. Sadece ifade alıp serbest bırakmak yetiyorsa gözaltı kararı verilmemesi gerekmektedir.
- Somut Delillerin Varlığı: Kişinin suçu işlediğine dair somut deliller var olmalıdır. Basit şüphe veya emare gözaltı için yeterli değildir.
Bu şartlar gözaltı uygulamasının keyfi olarak uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak maalesef uygulamada, bazı keyfi gözaltılar var olmaktadır. Süreç Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kurallarına tabidir. Bireyin hürriyeti, ancak yasaların ışığında kısıtlanabilmektedir.
Yakalama İle Gözaltı Arasındaki Fark Nedir?
Günlük dilde “yakalama” ve “gözaltı” kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır. Oysa bu iki kavram hukuken tamamen farklıdır. Yakalama ve gözaltı, birbirini takip eden iki ayrı aşamayı ifade etmektedir. Gözaltı, yakalamadan sonra gelen bir işlemdir.
Yakalama Anlık Bir İşlemdir
Yakalama, kişinin özgürlüğünü anlık olarak kısıtlama eylemidir. Dolayısıyla yakalamada hakim kararı olmadan polis kişiyi fiilen kontrol altına alacaktır. Kişi sokakta durdurulduğunda veya aracında yakalandığında bu işlem sona ermektedir. Suçüstü hallerinde vatandaş bile yakalama işlemi yapabilmektedir. Ancak bu yetki sadece failin kaçmasını engellemek içindir. Vatandaş yakaladığı kişiyi derhal polise teslim etmelidir.
Gözaltı Savcı Kararıyla Başlar
Gözaltı süreci yakalamadan sonra başlamaktadır. Polis yakalanan şüpheliyi emniyet veya jandarma binasına getirecektir. Ardından polis durumu hemen Cumhuriyet savcısına bildirecektir. Savcı, kişinin nezarethanede tutulmasını emreder. İşte bu talimatla gözaltı süreci resmi olarak başlayacaktır.
Kısacası yakalama bir anlık müdahaledir. Gözaltı ise savcılık kararıyla süren bir tedbirdir. Her yakalanan kişinin gözaltına alınması şart değildir. Savcı sadece kimlik tespiti ve ifade de talep edebilecektir. Ardından kişiyi derhal serbest bırakabilir. Aşağıda gözaltı ve yakalamanın farklarını açıklayan bir tablo sunuyoruz:
| Özellik | Yakalama | Gözaltı | Tutuklama |
| Tanım ve Nitelik | Kişinin özgürlüğünün fiili olarak anlık kısıtlanması. | Yakalanan kişinin savcı kararıyla nezarethanede tutulması. | Kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleriyle cezaevine gönderilme. |
| Karar Veren Merci | Kolluk kuvvetleri (Polis, Jandarma vb.) veya suçüstü halinde vatandaşlar. | Kural olarak Cumhuriyet Savcısı. (İstisnai hallerde Kolluk Amiri) | Yalnızca Sulh Ceza Hâkimi veya Mahkeme. |
| Uygulama Mekânı | Suçun işlendiği veya kişinin bulunduğu her yer (sokak, ev, araç). | Kolluk birimlerine ait nezarethaneler. | Adalet Bakanlığına bağlı Ceza İnfaz Kurumları (Cezaevi). |
| Süre Sınırı | Anlık bir işlem olup, derhal savcıya bilgi verilene kadar geçen çok kısa süre. | Kural olarak en fazla 24 saat. (Toplu suçlarda 4 güne kadar uzatılabilir). | Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında yasal azami sürelere veya tahliye kararına kadar. |
| Kanuni Dayanak | CMK m. 90 ve m. 98 | CMK m. 91 | CMK m. 100 ve devamı |
Gözaltı Kararını Kim Verir?
Gözaltı işlemi bireyin özgürlüğüne doğrudan müdahale eden bir koruma tedbiridir. Bu nedenle kanun karar verme yetkisini çok sıkı kurallara bağlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ceza sisteminde bu kararı kural olarak Cumhuriyet Savcısı verecektir. CMK 90. madde uyarınca yakalama işlemini gerçekleştiren kolluk görevlileri, yakalanan kişi ve olay hakkında derhal, gecikmeksizin yetkili Cumhuriyet savcısına bilgi vermekle yükümlüdür. Savcı, olayın oluş şeklini, delil durumunu ve suçun niteliğini değerlendirerek kolluk görevlilerine talimatını iletecektir. Bu talimat ya kişinin ifadesinin alınıp serbest bırakılması yönünde olur ya da soruşturma işlemlerinin derinleştirilmesi amacıyla kişinin gözaltına alınması yönünde olacaktır.
İstisnai Olarak Kolluk Amirinin Yetkisi
Kanun kamu düzenini sarsan acil durumlara hızlı müdahale imkanı tanmaktadır. Bu kapsamda CMK 91. maddeye 2015 yılında istisnai bir yetki getirilmiştir. Suçüstü halleriyle sınırlı kalmak şartıyla bazı polis amirleri de gözaltı kararı verebilir.
Kolluk amirinin gözaltı kararı verebileceği katalog suçlar şunlardır:
- Terörle Mücadele Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamındaki belirli suçlar
- Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar,
- Kasten öldürme ve taksirle öldürme,
- Kasten yaralama ve cinsel saldırı,
- Çocukların cinsel istismarı,
- Hırsızlık ve yağma,
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
- Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma, fuhuş, kötü muamele,
- Sokağa çıkma yasağının ihlali.
Bu istisnai yetki bile yargı denetimine tabidir. Kolluk amiri verdiği kararı hemen savcıya bildirecektir. Dolayısıyla sürecin geri kalanını yine savcı yönetecektir.
Gözaltı Süresi Kaç Saat?
Kişilerin bireysel özgürlüğünden mahrum kaldığı süre sınırsız olamayacaktır. Anayasa‘nın 19. maddesi bu süreyi kesin olarak sınırlamaktadır. Gözaltı süresi suçun bireysel veya toplu işlenmesine göre değişmektedir.
Bireysel Suçlarda Gözaltı Süresi Sınırı
Bir veya birbirleriyle iştirak iradesi olmaksızın iki kişi tarafından işlenen suçlarda gözaltı süresi, yakalama anından itibaren en fazla 24 saattir. Bu sürenin başlangıcı, kişinin savcı karşısına çıkarıldığı an değil, fiilen yakalandığı andır. Ayrıca, şüphelinin yakalandığı yerden, kendisini sorgulayacak en yakın hâkim veya mahkemeye götürülmesi için gereken zorunlu yol süresi bu 24 saatlik süreye dâhil edilmez. Ancak kanun, suistimalleri önlemek adına bu yol süresinin hiçbir şartta 12 saati geçemeyeceğini emretmektedir. Yani zorunlu yol süresiyle birlikte bir birey en fazla 36 saat tutulabilir.
Toplu Suçlarda Süre Uzatımı
Üç veya daha fazla kişi bir suçu işlerse buna toplu suç adı verilmektedir. Toplu suçlarda delilleri toplamak oldukça güçtür. Bu nedenle kanun savcıya ek süre verme yetkisi tanır.
Toplu suçlarda temel 24 saatlik süre, Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, her defasında bir günü geçmemek üzere uzatılabilmektedir. Ancak bu uzatmaların toplamı da sınırsız değildir; gözaltı süresi en fazla 4 gün (96 saat) olabilecektir.
Hakim Karşısına Çıkarma Zorunluluğu
Gözaltı süresinin temel felsefesi kişiyi “derhal” hakim önüne çıkarmaktır. Yasal azami süreler (24 saat veya 4 gün) dolmak zorunda değildir. Polis ifade alma ve teşhis işlemlerini erken bitirebilir. Bu durumda polis sürenin dolmasını beklemez. Şüpheliyi derhal adliyeye sevk edip hakim karşısına çıkarır. Aksi bir tutum haksız gözaltına sebebiyet verecektir.
Gözaltına Alınan Kişinin Hakları Nelerdir?
Ceza hukuku şüpheliyi soruşturmanın bir nesnesi olarak görmemektedir. Şüpheliyi hakları olan bir birey olarak kabul etmektedir. Gözaltı aşaması, temel hak ve özgürlüklerin en çok ihlal edilme riski taşıdığı evredir. Bu nedenle gözaltına alınan kişinin hakları, gerek Anayasa ve CMK gerekse uluslararası sözleşmeler (AİHS) ile detaylı bir koruma kalkanına alınmıştır.
İfade Öncesi Susma ve Avukat Hakkı
- Susma Hakkı: CMK madde 147 kişilere susma hakkı tanımaktadır. Susma hakkı, ceza ve adalet sisteminin temel taşlarından birisidir. Kimlik bilgilerinizi doğru vermek zorundasınız. Şüpheli, kimlik bilgilerini (ad, soyad, adres vb.) doğru beyan etmek zorundadır. Ancak kendisine isnat edilen suçla ilgili hiçbir açıklama yapmak zorunda değildir.
- Avukat İsteme Hakkı: Gözaltındaki kişi, kolluk ifadesi alınmadan önce veya sürecin herhangi bir anında bir ceza avukatından hukuki destek talep etme hakkına sahiptir.
Sağlık Kontrolü ve Yakınlara Haber Verme
- Yakınlara Haber Verilmesi: Özgürlüğü kısıtlanan şüphelinin nerede ve hangi gerekçeyle tutulduğunun, kendi belirlediği bir yakınına Cumhuriyet savcısının emriyle derhal bildirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Şayet şüpheli yabancı uyruklu ise ilgili ülkenin konsolosluğuna bildirilecektir.
- Sağlık Kontrolü: Doktor gözaltına alınan kişiyi gözaltına girmeden önce ve çıkarken muayene edecektir. Sağlık raporu vücudunuzda darp izi olup olmadığını belgelemektedir. Bu kural işkence yasağının en büyük güvencesidir.
İşkence Yasağı ve İtiraz Hakkı
- Müdafi ile Görüşme Hakkı: Gözaltına alınan kişinin avukatıyla baş başa görüşme hakkı vardır. Polis bu görüşmeyi dinleyemez ve kayda alamaz.
- İşkence Yasağı: Kolluk görevlileri şüpheliye fiziksel şiddet veya psikolojik baskı uygulayamaz. Yasak usullerle alınan ifadeler, mahkemede hükme esas alınamayacaktır.
- İtiraz Hakkı: Gözaltı kararına itiraz hakkı bulunmaktadır. Avukatınız veya aileniz Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak serbest kalmanızı talep edebilecektir.
Gözaltında Telefon Kullanılabilir mi?
Gözaltı süreci ve cezaevi kuralları birbirinden tamamen farklıdır. Cezaevindeki tutuklular ankesörlü telefonla aileleriyle görüşebilmektedir. Ancak emniyet veya jandarma nezarethanelerinde kurallar başkadır.
Gözaltına alınan kişi kişisel cep telefonunu kesinlikle kullanamaz. Dışarıyla mesajlaşamaz veya serbestçe arama yapamaz. Kolluk görevlileri yakalama anında cep telefonu, cüzdan gibi kişisel eşyaları emanete alacaktır. Bu durum kişinin dış dünyayla bağının tamamen koptuğunu göstermemektedir. Hukuk sistemi haberleşme ihtiyacını farklı bir yöntemle çözmektedir. Gözaltına alınan kişi bizzat telefon edemez. Ancak görevli polis memurları ailenizi resmi hattan arayacaktır.
Ayrıca polis telefonunuzun içindeki mesajları öylece okuyamaz. CMK madde 134 gereğince polisin mutlaka bir hakim kararı alması gerekir. Korkuyla cep telefonu şifrenizi polise vermemelisiniz. Aksi halde kendi rızanızla hukuka aykırı delillerin dosyaya girmesine yol açmış olursunuz.
İfadeye Çağrılmak İle Gözaltı Aynı Şey midir?
Soruşturmalar farklı şekillerde başlayabilir. Emniyete “ifadeye çağrılmak” ile “gözaltına alınmak” tamamen farklı kavramlardır.
Bir ceza soruşturması başladığında savcılık sizi ifade vermeye çağıracaktır. Dolayısıyla polis sizi telefonla arayıp “müsait olduğunuzda karakola gelin” diyebilir. Siz kendi rızanızla karakola gidip ifadenizi verirsiniz. İfadeniz bitince serbestçe karakoldan ayrılıp evinize dönersiniz. Burada bir gözaltı durumu yaşamazsınız.
Zorla Getirme Kararı ve Gözaltı Riski
Polis sizi usulüne uygun çağırmış olabilir. Geçerli bir mazeretiniz yokken ifade vermeye gitmezseniz işler değişecektir. Savcı hakkınızda CMK 146 uyarınca “zorla getirme” kararı çıkaracaktır.
Bazen kendi rızanızla ifadeye gitseniz bile risk doğar. Verdiğiniz ifade sonrasında savcı kaçma şüpheniz olduğuna kanaat getirebilecektir. Böyle bir durumda savcı ifade sonrasında sürpriz bir gözaltı kararı verebilir. Ancak bu durum bir istisnadır.
Gözaltında Avukat Neden Önemlidir?
Gözaltı süreci, koca bir ceza davasının omurgasının inşa edildiği evredir. Bu evre, şüphelinin hayatının en savunmasız, yorgun ve stresli anlarını yaşadığı süreçtir. Böyle bir evrede deneyimli bir ceza avukatının varlığı lüks değil, mutlak bir zorunluluktur.
İlk İfadenin Davaya Etkisi
Emniyette verdiğiniz ilk ifade mahkemenin vereceği hükmün yapı taşıdır. Şüpheliler genellikle olaydan hemen sıyrılmak için mantıksız beyanlarda bulunmaktadır. Ya da yorgunluk ve panik altında doğrudan kendini suçlamaktadır. İlk ifadede yaptığınız stratejik bir hatayı sonradan değiştiremezsiniz. Zira mahkemede “korkmuştum” demek hakimi kolay kolay ikna etmeyecektir.
Avukat hangi sorulara cevap vermeniz gerektiğini belirleyecektir. Susma hakkını kullanmanın size fayda sağlayıp sağlamayacağını avukat değerlendirecektir.
Hak İhlallerini Önleme ve Strateji
Polis ifade odasında yönlendirici veya baskıcı sorular sorabilir. “Anlat da seni hemen bırakalım” diyebilir. Bir avukatın odada bulunması bu yasak yöntemleri bıçak gibi kesecektir. Zira avukat söylemediğiniz şeylerin tutanağa yazılmasını engeller.
Şüpheli aleyhindeki delillerin gücünü bilemez. Avukat ise dosyayı inceler ve delilleri analiz eder. Şüpheliyle baş başa kalarak en sağlam savunma stratejisini kurar.
Gözaltından Nasıl Çıkılır?
Gözaltı süresi bittiğinde veya ifade işlemleri tamamlandığında üç farklı sonuçla karşılaşırsınız:
Savcılık Kararıyla Serbest Kalma
Savcı emniyetin topladığı delilleri ve ifadeyi inceleyecektir. İsnat edilen suçu şüphelinin işlemediğini düşünürse şüpheliyi doğrudan emniyetten serbest bırakacaktır. Adliyeye sevk edilmenize gerek görmez. Bu en hızlı çıkış yoludur.
Adli Kontrol veya Tutuklama Talebi
Savcı, şüphelinin serbest kalmasını sakıncalı bulabilir. Ancak tutuklanmanızı gerektirecek kadar ağır bir durum da görmez. Bu durumda savcı şüpheliyi “Adli Kontrol” talebiyle hakime gönderecektir. Hâkim, CMK 109. madde kapsamında kişiye; yurt dışına çıkış yasağı, haftanın belirli günleri imza atma, elektronik kelepçe takma veya belirli bir kefalet yatırma gibi şartlar yükleyerek kişiyi serbest bırakacaktır.
Gözaltı Sicile İşler mi?
Vatandaşlar gözaltı olayının ömür boyu karşılarına çıkacağından çok korkar. Memur olmaya engel teşkil edeceğini düşünürler. Bu noktada GBT ve Sabıka Kaydı farkını iyi bilmelisiniz.
GBT ve Sabıka Kaydı Farkı
Polis sizi gözaltına aldığında bu bilgi GBT sistemine düşer. Ancak GBT bir sabıka kaydı değildir. Sadece polisin ekranında gördüğü anlık bir uyarıdır.
Hukuk sistemimizde “Masumiyet Karinesi” (Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana kadar kimse suçlu sayılamaz) esastır. Bu nedenle, salt ifade vermek, gözaltına alınmak, hakkında ceza davası açılmak ve hatta aylarca tutuklu yargılanmak dahi adli sicil (sabıka) kaydına işlemez. Sabıka kaydına sadece kesinleşmiş mahkumiyet kararları işleyecektir. Savcı takipsizlik kararı verirse veya mahkemede beraat ederseniz siciliniz tertemiz kalacaktır. Dolayısıyla gözaltı tek başına memuriyete engel oluşturmamaktadır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Gözaltı stresinin yarattığı zihinsel bulanıklık, şüphelilerin ileride telafisi zor hukuki hatalar yapmasına neden olmaktadır. Tecrübeli bir ceza avukatının dosyaya dahil olmaması durumunda en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Panikleyip Gelişigüzel Konuşmak: Polislerle sohbet havasında konuştuğunuzu sanırsınız. Kendinizi aklamak için uydurduğunuz çelişkili beyanlar doğrudan suç deliline dönüşebilmektedir.
- Avukatsız İfade Vermek: “Benim suçum yok, avukat istersem polis benden şüphelenir” diye düşünürsünüz. Avukat istemek anayasal hakkınızdır ve bunu kullanmalısınız.
- Telefon Şifresini Hemen Vermek: Hakim kararı olmadan polis telefonunuzu inceleyemez. Şifrenizi vererek tüm dijital mahremiyetinizi hukuka aykırı şekilde dosyaya açarsınız.
- Okumadan İmza Atmak: Tutanaklar hukuki delildir. Olayın saati veya yeri yanlış yazılmış olabilir. Okumadan attığınız her imza o metni kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Sık Sorulan Sorular
Bir veya iki kişinin işlediği suçlarda en fazla 24 saat kalırsınız. Toplu suçlarda savcı bu süreyi 4 güne kadar uzatabilir.
Evet. Ceza muhakemesi kesintisiz işlemektedir. Yakalama kararı varsa polis sizi gece veya gündüz her an alabilir.
Evet. Adliyelerde nöbetçi savcılar ve hakimler 7/24 hizmet verir. Soruşturma işlemleri hafta sonu da devam eder.
Kural olarak hayır. Aile bireyleri nezarethanede fiziki görüşme yapamaz. Ancak avukatınız süre kısıtlaması olmadan şüpheliyle istediği an görüşebilir.
Sonuç
Ceza muhakemesi sürecinin en kritik, aynı zamanda insan psikolojisi açısından en zorlayıcı evresi olan gözaltı aşaması, asla hafife alınmaması gereken bir durumdur. Hürriyetin kısıtlandığı, belirsizliğin hâkim olduğu bu dar zaman diliminde, kolluk kuvvetlerinin ve savcılığın uyguladığı her prosedürün anayasal sınırlara ve kanuna uygunluğunun titizlikle denetlenmesi zorunludur. Panik yapmak, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek, avukatsız bir şekilde emniyette kendi kendini aklamaya çalışmak veya aceleci kararlar vermek, genellikle sürecin şüpheli aleyhine telafisi güç bir biçimde derinleşmesine hizmet etmektedir.
Gözaltı gibi olağanüstü stresli, teknik ve riskli bir süreçte bireyin ve ailenin yapması gereken en doğru hamle; sükuneti koruyarak “susma hakkını” (CMK m.147) kullanmak ve vakit kaybetmeksizin alanında uzman bir ceza avukatından acil destek talep etmektir. Etkin bir ceza avukatının (CMK avukatı) sürece aktif olarak dahil olması, hem bireyin üzerindeki ağır psikolojik baskıyı hafifletecek hem de hukukun üstünlüğü, silahların eşitliği ve adil yargılanma prensiplerinin tam anlamıyla işlemesini güvence altına alarak özgürlüğünüzün kalkanı olacaktır. Tüm hukuki süreçlerinizde uzman bir ceza avukatı desteği almak, haklarınızı ve geleceğinizi korumanın en güvenilir yoludur.
