Vasi tayini ve vesayet davası, kendi kendisine bakma ve kararlar alma yeteneğini kaybeden kişilere kolaylık olması amacıyla düzenlenen bir müessesedir.

İçindekiler
- Vesayet Nedir?
- Vasi Tayini Gerektiren Haller Nelerdir?
- Yaş Küçüklüğü sebebiyle Vasi Tayini (TMK m. 404) Nedir?
- Kısıtlanma Sebebiyle Vasi Tayini (TMK m. 405-406) Nedir?
- Hürriyeti Bağlayıcı Hapis Cezası Nedeniyle Vasi Tayini (TMK m. 407) Nedir?
- İstek Üzerine Kısıtlanma (TMK m. 408) Nedir?
- Vasi Tayininde Usul
- Vesayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Vasi Tayini Koşulları
- Vesayet Davasında Yargılama Usulü
- Vesayet Davasında Vesayet Makamı ve Denetim Makamı
- Vesayet Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler Nelerdir?
- Denetim Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler Nelerdir?
- Vasiliğe İtiraz Nedir?
- Vasilik Görevinin sona Ermesi Sebepleri Nelerdir?
- Kaynakça
- Sıkça Sorulan Sorular
Vesayet Nedir?
Vesayet, Türk Medeni Kanunu‘nda [1] düzenlenen sebeplerin varlığı halinde, iş ve işlem yapması kısıtlanan kişilerin iş ve işlem yapmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Bu müessese genel olarak özel hukuk kurallarına tabi olmakla birlikte bir kamu kurumudur. [2] Vesayet kurumu şu kişileri kapsamaktadır:
Vesayet altına alınan kişilere bir vasi tayini yapılacaktır. Nitekim Türk Medeni Kanunu‘nun 403/1 Maddesi: “… Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür…” Hükmünü içermektedir.
Vasi Tayini Gerektiren Haller Nelerdir?
Aşağıda belirtilen durumlarda vasi tayini yapılabilecektir:
- Yaş Küçüklüğü
- Kısıtlama
- Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza
- İstek Üzerine Kısıtlanma.
Yaş Küçüklüğü sebebiyle Vasi Tayini (TMK m. 404) Nedir?
Yaş küçüklüğü sebebiyle vasi tayini, Türk Medeni Kanunu‘nun 404/1 Maddesinde; “Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Velayet hakkı yalnızca anne ve babaya tanınan bir hak iken vesayet hakkı öyle değildir. Şayet 18 yaşından küçük çocuklara ilişkin velayet hakkı ortadan kalkmışsa vasi atanması gerekecektir.
Kısıtlanma Sebebiyle Vasi Tayini (TMK m. 405-406) Nedir?
Kısıtlanma sebebiyle vasi atanması, iki başlıkta incelenecektir:
1- Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Sebebiyle Kısıtlanma
Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanma; TMK‘nun 405. Maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre;“Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.” Şeklinde düzenlenmektedir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunması tek başına bir kısıtlama nedeni değildir. Vasi atanması için şu şartlardan en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir:
Ayrıca akıl hastalığı veya akıl zayıflığının Adli Tıp Kurumu raporuyla ispatlanması gerekecektir.
2- Savurganlık, Alkol Veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetim Sebebiyle Kısıtlanma
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim sebebiyle kısıtlanma; TMK‘nun 406. Maddesinde: “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.” Hükmünü içermektedir.
a- savurganlık:
Savurganlık, kişinin anlamsız ve yararsız bir biçimde servetini ve gelirini aşan harcamalar yapmasıdır. [3] Burada bir harcamanın savurgan kabul edilebilmesi için amaçsız olması gerekmektedir. Savurganlık “israf” olarak da adlandırılmaktadır.
B- Alkol Veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı:
Alkol bağımlılığı “kişinin sürekli ve aşırı şekilde içki içme alışkanlığı” anlamına gelmektedir. [4] Benzer şekilde uyuşturucu madde bağımlılığı da bir kısıtlanma sebebidir.
C- kötü Yaşama Tarzı:
Kötü yaşama tarzı da kısıtlılık sebeplerinden bir diğeridir. Kötü yaşama tarzı, genel ahlaka aykırı, toplum düzeni ile bağdaşmayan yaşam tarzıdır. [5] Kişinin ahlaki normlara uymayan bir yaşama tarzı bulunduğu takdirde kişi kısıtlanacaktır.
D- Kötü Yönetim:
Kötü yönetim de bir kısıtlılık sebebidir. Kötü yönetim; bir kişinin bilgisinin eksikliğinden yahut aczinden dolayı ekonomik durumunu tehlikeye düşürecek nitelikte idaresiz olması anlamına gelmektedir. [6]
Bütün bu kısıtlılık sebeplerinin bulunması, kişinin kısıtlanmasına tek başına olanak sağlamayacaktır. Vesayet davasının kabul görmesi için kısıtlılık sebebinin yanında aşağıdaki şartlardan en az birinin de gerçekleşmesi gerekmektedir:
Yukarıda belirtilen sebeplerin varlığı halinde vesayet davası açılarak kısıtlanma sebebiyle vasi tayini talep edilebilecektir.
Hürriyeti Bağlayıcı Hapis Cezası Nedeniyle Vasi Tayini (TMK m. 407) Nedir?
Hürriyeti bağlayıcı hapis cezası nedeniyle vasi tayini, Türk Medeni Kanunu‘nun 407. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre; “Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.” Dolayısıyla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi, ancak kendi isteği üzerine kısıtlanacaktır. Fakat ilgili maddenin devamında; “Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir.” Hükmü mevcuttur. Dolayısıyla beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunması halinde hükümlünün isteği bulunmasa dahi kısıtlanabilecektir.
İstek Üzerine Kısıtlanma (TMK m. 408) Nedir?
İstek üzerine kısıtlanma; Türk Medeni Kanunu‘nun 408. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre; “Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.” Dolayısıyla burada kişinin, kendisine vasi tayini talep etmesi söz konusudur.
Vasi Tayininde Usul
Vasi tayini, TMK m. 419 gereğince gecikmeksizin yapılır. Şayet vesayet davası; TMK m. 406’da bulunan sebeplerden birine dayanılarak açılmışsa bu durumda kısıtlılığı talep edilen kişi dinlenilmeden karar verilemez (TMK m. 409/1). Yine vesayet davasının sebebi akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ise bu durumda da resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Resmi sağlık kurulu raporu olmadan vasi atanması kararı verilemeyecektir. Verilen kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur. Ayrıca atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur.
Vesayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vesayet davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla vesayet davasında görevli ve yetkili mahkeme; küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi olacaktır.
Vasi Tayini Koşulları
Vasi olarak tayin edilebilmek için birtakım koşullar aranmaktadır. Bu koşullar:
Bu şartları sağlayan kişiler vasi olarak atanmayı talep edebileceklerdir.
Vesayet Davasında Yargılama Usulü
Türk Medeni Kanunu‘nun 437. Maddesi: “Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.” Hükmü gereğince vesayet davasında basit yargılama usulü uygulanacaktır. Yine aynı maddenin devamında “… Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir…” Hükmü yer almaktadır.
Vesayet Davasında Vesayet Makamı ve Denetim Makamı
Türk Medeni Kanunu‘nun 397. Maddesine göre vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi, Denetim Makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Vasi, vasi atandığı kişi adına bazı işlemleri yaparken vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin almakla yükümlüdür. Bazı işlemleri yaparken ise vesayet makamının ardından denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nden izin alacaktır. Bu hususlar TMK’da şart koşulmuş ve bazı işlemler izne tabi tutulmuştur.
Vesayet Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler Nelerdir?
Vesayet makamının izni ile yapılabilecek işler, Türk Medeni Kanunu‘nun 462. Maddesinde düzenlenmektedir. İşbu maddeye göre vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi’nin) izni ile yapılabilecek işler şunlardır:
- Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi,
- Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,
- Ödünç verme ve alma,
- Kambiyo taahhüdü altına girme,
- Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,
- Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması,
- Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,
- Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması,
- Borç ödemeden aciz beyanı,
- Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması,
- Çıraklık sözleşmesi yapılması,
- Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi,
- Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.
İşlemleri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yani vesayet makamının iznine tabidir.
Denetim Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler Nelerdir?
Bazı iş ve işlemler vesayet makamının izninin ardından denetim makamının izni ile yapılabilecektir. Bu husus, Türk Medeni Kanunu‘nun 463. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre denetim makamının izni ile yapılabilecek işler şunlardır:
- Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi,
- Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması,
- Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması,
- Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması,
- Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması,
- Küçüğün ergin kılınması,
- Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.
Bu iş ve işlemlerin yapılabilmesi için öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi’nden, ardından Asliye Hukuk Mahkemesi’nden izin alınması gerekecektir.
Vasiliğe İtiraz Nedir?
Türk Medeni Kanunu‘nun 422/1 maddesi gereğince vasiliğe atanan kişi, vasilik kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde vasiliğe itiraz edebilecektir. Yine vasiliğe itirazı ilgili olan herkes de öne sürebilecektir. Vasi olarak atanan kişinin vasiliğe itiraz edebilmesi için şu şartlardan en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir:
- Vasiliğe atanan kişi altmış yaşını doldurmuşsa,
- Bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek ise,
- Dörtten çok çocuğun velisi ise,
- Üzerinde halihazırda vasilik görevi mevcutsa,
- Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkimlik ve savcılık mesleği mensuplarından biriyse
Bu durumda vasilikten kaçınabilecektir (TMK m. 417).
Vasilik Görevinin sona Ermesi Sebepleri Nelerdir?
Vasilik görevi, birtakım sebeplerle sona ermektedir. Sona erme sebepleri şunlardır:
- Vasinin ölümü
- Vasinin fiil ehliyetini yitirmesi
- Vasinin görev süresinin dolması
- Vasiliğe engel bir durumun veya kaçınma sebeplerinden birinin ortaya çıkması
- Vasinin görevden alınması
- Vasinin kasten işlediği bir suç sonucunda hapis cezasına mahkum edilmesi (Türk Ceza Kanunu‘nun [7] 53/1-c Maddesi)
- Açılan bir vesayetin kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi
Gibi sebeplerdir. Bu sebeplerin varlığı halinde vasilik görevi sona erecektir.
Kaynakça
[1] Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 20.01.2025.
[2] KÖPRÜLÜ, Bülent, KANETİ, Selim; Aile Hukuku, İstanbul 1989.
[3] OĞUZMAN, M. Kemal, DURAL, Mustafa; Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1998.
[4] ÖZUĞUR, Ali İhsan, Türk Medeni Kanununun Yeni Düzenlemeleri İle Açıklamalı, İçtihatlı Velayet-Vesayet-Soybağı ve Evlat Edinme Hukuku, Aile Mahkemeleri, Ankara 2003.
[5] AKINTÜRK, Turgut; Türk Medeni Hukuku, II. Cilt, Aile Hukuku, Gözden Geçirilmiş ve Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış 11. Bası, Beta Yayınları, Ankara 2008.
[6] TEKİNAY, Selahattin Sulhi; Türk Aile Hukuku, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, İ.Ü.H.F 1990.
[7] Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 22.01.2025.
Sıkça Sorulan Sorular
Vesayet davası, kısıtlılık veya yaş küçüklüğü sebebiyle işlerini yönetemeyecek kişilere vasi tayini için açılan bir dava türüdür. Bu dava hasımsız olarak açılır ve görülür. Vesayet davası kabul edildiği takdirde küçük veya kısıtlıya bir vasi atanacaktır.
Evet, şartları sağlayan herkes vasi olabilir. Ancak bir kişinin vasi tayin edilebilmesi için TMK m. 413 ve 418’de belirtilen şartların varlığı halinde mümkün olacaktır.
Vasi, vesayet altındaki kişinin taşınmaz mallarını satmak için vesayet makamından izin alacaktır. Ancak bu izinle mal satımı mümkündür. Vesayet makamı, Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.
Vasi, vesayet altındaki kişiyi temsil etmekle görevlidir. Bu temsil, gereği gibi olmalı ve vasi, vesayet altındaki kişinin menfaatlerine uygun hareket etmelidir. Vasi yönetilecek olan malların defterini tutacaktır. Bu malları iyi bir yönetici gibi yönetecektir. Şayet vasi kusuru ile mallara zarar verirse bu durumdan sorumlu olacaktır.
Vasi, vesayet altındaki kişiye ilişkin ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapabilecektir. Ancak bu sözleşmenin yapılabilmesi için öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alacaktır. Sulh Hukuk Mahkemesi, yani vesayet makamı izin verdiği takdirde Asliye Hukuk Mahkemesi’nden izin alacaktır. Asliye Hukuk Mahkemesi denetim makamıdır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin bu hususlar TMK m. 463/4’te düzenlenmektedir.
Vasi olamayacak kişiler; haysiyetsiz hayat sürenler, kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, vasi olarak atanacağı kişi ile arasında menfaat çatışması veya düşmanlık bulunan kişilerdir.
Sitemizdeki diğer makalelere makalelerimiz bölümünden göz atabilirsiniz.
