Boşanmada Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi) Davası

Evlilik birliği sona erdiğinde mal rejiminin tasfiyesi, genellikle boşanmada mal paylaşımı olarak bilinir ve taraflar arasında mülkiyet ilişkilerinin düzenlenmesi açısından önemli bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde çiftlerin mal varlığının tasfiyesine ilişkin yasal düzenlemeler, hem adaletin sağlanmasını hem de bireylerin haklarının korunmasını hedefler. Bu yazıda, mal rejiminin tasfiyesi süreci, hukuki çerçevesi ve pratiğe ilişkin tespitler yer alacaktır.

Türk Hukuk Sisteminde Mal Rejimi Kavramı

Türk hukuk sisteminde mal rejimi, eşler arasında malların yönetimi, mallar üzerinde tasarrufta bulunma şekilleri, eşlerin mallardan nasıl yararlanacağı gibi hususlar da dahil olmak üzere, eşler arasındaki evlilik birliğinin sona ermesi durumunda malların ne şekilde tasfiye edileceğini de düzenleyen bir müessesedir. Eşler arasındaki evlilik birliği şu şekillerde sona erebilir:

  • Eşlerin boşanmaları
  • Eşlerden en az birinin ölümü
  • Evliliğin iptali
  • Gaiplik
  • Cinsiyet değiştirme

Hukukumuzda mal rejimi çeşitleri, Türk Medeni Kanunu‘nda [1] düzenlenmiştir. Eşler, bu mal rejimlerinden herhangi birini seçerek evliliğini sürdürebilir. Bu rejimler ise;

  • Edinilmiş mallara katılma
  • Mal ayrılığı
  • Paylaşmalı mal ayrılığı
  • Mal ortaklığı

olmak üzere dört tanedir. Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu’nda eşler arasında bir sözleşme serbestisi öngörülmüş olmakla birlikte bu sözleşme serbestisi sınırlı bir sözleşme serbestisidir. Zira eşler, bir mal rejimi seçmek zorundadır. Ayrıca, seçilen mal rejimi yalnızca TMK’da düzenlenen mal rejimlerinden birisi olacaktır [2] .

Yasal Mal Rejimi Ve Seçimlik Mal Rejimi

Yasal mal rejimi, eşler arasında herhangi bir mal rejimi seçilmediği takdirde kanunen uygulanan mal rejimidir. Hukukumuzda yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla eşler arasında seçimlik mal rejimlerinden olan mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ya da mal ortaklığı rejimlerinden birisi seçilmemiş ise eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olacaktır. Nitekim Türk Medeni Kanunu‘nun “Yasal mal rejimi” kenar başlıklı 202. Maddesi;

“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”

Hükmüne haizdir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere diğer mal rejimleri seçimlik olup, asıl olan edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bunun dışında, seçimlik olan mal rejimleri ise şunlardır:

  • Mal Ayrılığı: Mal ayrılığı rejimi, eşlerin üzerindeki malların eşlerde kaldığı, her bir eşin kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğu mal rejimidir. Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m. 242).
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı: Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi de mal ayrılığı rejimine benzemektedir, ancak paylaşmalı mal ayrılığında eşlerden biri tarafından paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin kurulmasından sonra edinilen ve ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş malların mal rejiminin sona ermesi halinde eşler arasında eşit olarak paylaşılacaktır. Esasen paylaşmalı mal ayrılığı rejimi mal ayrılığı ile edinilmiş mallara katılma rejiminin arasında bir mal rejimi türüdür.
  • Mal Ortaklığı Rejimi: Eşlerin mallarının genel olarak ortak mal sayıldığı bir mal rejimi türüdür.
  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: “Edinilmiş mallara katılma rejimi” ise yasal mal rejimi olarak düzenlenen, eşler arasında seçimlik mal rejimlerinden birisinin tercih edilmemesi durumunda uygulanan mal rejimidir.

Boşanmada Mal Paylaşımına İlişkin Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

Edinilmiş mallara katılma rejimi, hukukumuzda yasal mal rejimi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla eşler herhangi bir mal rejimi seçmedikleri takdirde bu mal rejimine tabi olacaklardır. Nitekim bu husus, Türk Medeni Kanunu‘nun 202. Maddesinde;

“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Bu mal rejiminin anlaşılabilmesi için öncelikle “edinilmiş mal” kavramının açıklanması gerekmektedir.

1- Edinilmiş Mal Kavramı

Edinilmiş mallara katılma rejimini anlayabilmek için edinilmiş mal kavramını anlamlandırmak gerekmektedir. Bu kavram, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı olarak tanımlanmaktadır. Nitekim bu husus Türk Medein Kanunu’nun 219. Maddesinde;

“Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

  1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
  2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  4. Kişisel mallarının gelirleri,
  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.”

Şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere edinilen mallar yalnızca sayılan mallar değildir, kanunda “özellikle” şeklinde vurgulandığı için sayılanların dışındaki malların da edinilen mal olarak kabul edilmesi mümkün olacaktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki eşler tarafından elde edilen malların edinilen mal olarak kabul edilebilmesi için eşler tarafından “karşılığının verilerek elde edilmesi” şartı aranmaktadır [3] . “Karşılık” kavramı ise eşlerin bedeni veya fikri gücü yahut emeği ile elde ettiği kazanımlar, eşlerden birisinin üçüncü bir kişinin haksız fiili sonucunda üçüncü kişiden kazandığı tazminatlar, edinilen malların içerisinde bulunan bir hak veya eşyanın sarf edilmesi sonucunda kazanılan hak ve malları ifade etmektedir [4] .

2- Kişisel Mal Kavramı

Kişisel mal ise, eşlerin kendilerine ait olan, mal rejiminin tasfiye edilmesi sırasında paylaşıma sokulmayan malları ifade etmektedir. Kişisel mal kavramı;

  • Kanundan doğan kişisel mal
  • Sözleşmeden doğan kişisel mal

Olmak üzere kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır. Kanundan doğan kişisel mallar, Türk Medeni Kanunu‘nun 220. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur madde;

“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  3. Manevî tazminat alacakları,
  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”

Hükmüne haizdir. Yine sözleşmeden doğan kişisel mallar ise TMK m. 221’de şu şekilde düzenlenmektedir:

“Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler”.

Dolayısıyla eşler kendi aralarında sözleşme yaparak, bir mesleğin icrası veya işletme faaliyeti sebebiyle doğan edinilen mallara eklenmesi gereken bir malvarlığı değerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabileceklerdir. Yine eşler kişisel mal gelirlerinin de edinilen mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilecektir. Ayrıca Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları doğrultusunda düğünde takılan takılar da kişisel mal niteliğindedir. Bu bağlamda geline takılan kadınlar geline, damada takılan takılar damada ait kabul edilecektir. Dolayısıyla ziynet eşyası davasında da bu hususlar göz önüne alınacaktır.

Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Kavramları Işığında Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanmada mal paylaşımı sırasında edinilen mallar tasfiyeye dahil edilecektir. Buna karşılık kişisel mallar mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmeyecektir. Mal rejiminde kural olarak erkeğe ait kişisel mallar, erkeğe ait edinilen mallar, kadına ait kişisel mallar ve kadına ait edinilen mallar olmak üzere 4 adet mal çeşidi bulunmaktadır [5] . Kişisel mal – edinilen mal arasındaki ayrımda malların ivazlı ya da ivazsız olması hususu önem taşımaktadır. İvaz, sözlükte “ödün, edim, karşılık” anlamlarına gelmektedir [6] . Burada alınan mal, kısmen ivazlı kısmen ivazsız ise ivazlı kısmının mı yoksa ivazsız kısmının mı ağırlıklı olduğu önem taşıyacaktır. Örneğin eşlerden birisi, çok yakın bir arkadaşından değeri 200.000 TL olan aracı 140.000 TL’ye satın almışsa bu durumda 140.000 TL ivazlı, 60.000 TL ivazlı olacağından bu malda ivazlı kısım ağırlıklı olacaktır. Dolayısıyla bu araç edinilen maldır ve tasfiyeye dahil edilecektir. Bu nitelendirmeyi mahkeme yapacaktır. Ardından nitelendirmenin aleyhine olan kısım için denkleştirme alacağı talep edilecektir [7] .

Şayet ivazlı kısım ve ivazsız kısım birbiri ile eşit ise bu durumda bu mal da edinilen mal kabul edilecektir. İşbu kabulün sebebi ise tercih ilkesidir [8].

Krediyle Alınan Ev Boşanmada Nasıl Paylaşılır? (2025 Yargıtay Hesabı)

Boşanma davalarının en karmaşık konusu, evlilik içinde krediyle alınan evlerdir. Yargıtay’ın güncel içtihatlarına (Oranlama Yöntemi) göre boşanmada mal paylaşımına ilişkin hesaplama şöyle yapılır:

  1. Evlilik Öncesi Ödenen Kısım: Eşlerden biri evi evlenmeden önce aldıysa ve kredisinin bir kısmını bekarken ödediyse, bu kısım onun “Kişisel Malı” sayılır ve paylaşıma dahil edilmez.
  2. Evlilik İçinde Ödenen Kısım: Evlendikten sonra ödenen kredi taksitleri, maaşla (emek karşılığı) ödendiği için “Edinilmiş Mal” kabul edilir ve diğer eşin bu kısımda yarı yarıya (1/2) hakkı vardır.
  3. Kredi Bitmediyse: Dava tarihinde hala borç varsa, evin güncel değerinden kalan kredi borcu düşülür. Kalan rakam (Artık Değer) ikiye bölünür.

Boşanmada Mal Paylaşımının Aşamaları Nelerdir?

Boşanmada mal paylaşımı, baştan itibaren şu şekilde aşamalandırılabilecektir:

1- Eşlerin Mallarını Geri Almaları Ve Diğer Eşin Mallarını İade Etmeleri

Boşanmada mal paylaşımının yapılabilmesi için öncelikli olarak eşlerin, kendilerine ait malları geri almaları gerekmektedir. Nitekim bu hususta, Türk Medeni Kanunu‘nun 226/1 maddesi;

“Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla her eş, diğer eşte bulunan kişisel mallarını talep etme hak ve yetkisine sahip olacaktır. Şayet eşlerden birisi, mal rejiminin son bulmasının ardından diğer eşe ait olan malı iade etmekten kaçınırsa kötü niyetli zilyet olacaktır. Malik olan eş, kötü niyetli zilyete karşı aile mahkemesinde dava açarak zilyetliğin iadesini talep edebilecektir.

2- Kişisel Mal/Edinilmiş Mal Ayrımı

Boşanmada mal paylaşımında en temel husus, edinilen mallar ile kişisel malların birbirinden ayrılması hususudur. Ardından edinilen mallar tasfiyeye dahil edilecektir, ancak kişisel mallar tasfiyeye dahil edilemeyecektir. Edinilen mallar, Türk Medeni Kanunu‘nun 219. Maddesinde düzenlenmektedir. Kişisel mallar ise eşlerin kendilerine ait olan mallar olup bu mallar Türk Medeni Kanunu‘nun 220. Maddesinde düzenlenmektedir.

3- Boşanmada Mal Paylaşımında Tasfiyeye Tabi Olacak Malların Değerinin Belirlenmesi

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde önemli olan bir diğer husus, tasfiyeye tabi olacak olan malların değerinin belirlenmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 232. Maddesi;

“Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır.”

Hükmüne haizdir. Sürüm değeri, malların tasfiye anındaki piyasa değerini ifade eden bir kavramdır. Dolayısıyla yasal mal rejiminin tasfiyesinde malların değeri, tasfiye anındaki değeri ifade etmektedir. Ancak burada istisnai olarak, edinilen malların hesabına eklenecek olan malların değerleri belirlenirken devir tarihi esas alınacaktır [9] . Eklenen değerler ise Türk Medeni Kanunu’nun 229. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur madde şu şekildedir:

“Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

  1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
  2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.”

Yine Türk Medeni Kanunu’nun 235/2. Maddesi ise;

“Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.”

Diyerek ekleneceklerin değerinin, malın dervedildiği tarih esas alınarak hesaplanacağına karar vermiştir.

4- Edinilen Malların Borçlarının Artık Değerden Çıkarılması

Mal rejiminin tasfiyesindeki önemli aşamalardan birisi de edinilen malların borçlarının artık değerden çıkarılmasıdır. Bu aşamayı anlayabilmek için öncelikle artık değer kavramının hesaplanabilmesi gerekmektedir. Artık değer, edinilen malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılması ile bulunan sonuçtur. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 231. Maddesi;

“Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.”

Hükmüne haizdir. Görüleceği üzere yasal mal rejiminin tasfiyesi için edinilen malların borçlarının edinilen malın değerinden çıkarılması ve artık değerin hesaplanması gerekmektedir. Burada mühim olan husus, mevcut olan borçların edinilen mallara mı yoksa kişisel mallara mı ait olduğunun belirlenmesidir. Hangi mala ait olduğu belirlenemeyen borçlar edinilen mallara ilişkin borçlar olarak kabul edilecektir. Ayrıca eşler arasında yasal mal rejiminin başlamasından önce doğan borçlar, kişisel mallara ait olarak kabul edilecektir [10].

5- Boşanmada Mal Paylaşımı Ve Değer Artış Payı Alacağının Hesaplanması

Değer artış payı kavramı, mal rejiminin tasfiyesinde önemli rol oynayan bir kavramdır. Değer artış payı ise bir eşin diğer eşe ait bir mala yönelik olarak;

Malın iyileştirilmesi
Malın korunması

Yönünde hiç ya da uygun bir karşılık almadan yaptığı kazandırmalardır. Bir eş diğer eşe ait olan mala böyle bir katkı yapmış ise mal rejiminin tasfiyesi sırasında katkısı oranında alacak hakkına sahip olacaktır. Zira mezkur mal üzerinde bir değer artışı meydana gelmektedir.

Değer artış payı, Türk Medeni Kanunu’nun 227. Maddesinde;

“Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Değer artış payının hesaplanmasında da malın tasfiye sırasındaki değeri esas alınacaktır. Fakat eşler mezkur malı daha önce elden çıkarmışsa bu durumda hakim, değer artış payı alacağını hakkaniyete uygun bir biçimde takdir eder. Ayrıca eşler yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebileceği gibi pay oranını değiştirme yetkisine de sahiptirler. Ancak burada anlaşmanın yazılı olması şarttır. Bu açıklamalar ışığında, eşlerden birinin değer artış payını talep edebilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:

  • Eşlerden birinin, diğer eşe ait bir mala maddi katkıda bulunması
  • Bu katkının bağışlama olmaması
  • Katkı yapan eşin hiç ya da uygun bir karşılık almaması
  • Katkının sonucunda malda bir değer artışı meydana gelmesi
  • Eşler arasında katkı payı alacağından vazgeçildiğine yönelik bir anlaşma yapılmaması

Mahkeme değer artış payı talebini kabul ettiği takdirde alacaklıya bir ayni hak tesis etmez, yalnızca alacak hakkı tesis eder [11] .

Ziynet Eşyasını (Altınları) Eve Harcayan Eşin Durumu

Bir eş, kendisine ait kişisel malı olan düğün takılarını (ziynetleri) bozdurup;

  • Eşinin üzerine olan evin kredisini kapattıysa,
  • Evin mutfağını/banyosunu yaptırdıysa (Tadilat),
  • Araba alınırken peşinat verdiyse;

Bu durumda sadece “yarı yarıya” hak almaz. Verdiği paranın güncel değerini (Değer Artış Payı) öncelikle geri alır, ÜSTÜNE kalan değerden de yarısını alır. Buna hukukta “Denkleştirme Adaleti” denir.

6- Eklenecek Değerlerin Hesabı

Boşanmada mal paylaşımı için mahkemenin, mal rejiminin tasfiyesine eklenecek değerleri tasfiyeye dahil etmesi gerekmektedir. Bu değerler, Türk Medeni Kanunu‘nun 229. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur hükme göre;

“Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

  1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
  2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.”

Dolayısıyla eşlerden birisi, mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağanın dışında bir karşılıksız kazandırma yapmış ise bu değer de mal rejiminin tasfiyesine eklenecektir. Ayrıca eşlerden birisi mal rejimi devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla devir yapmışsa bu devirler de tasfiyeye eklenecektir.

7- Boşanmada Mal Paylaşımında Denkleştirme Alacağı

Denkleştirme alacağı, boşanmada mal paylaşımının yapılması için hesaplanan bir diğer alacak türüdür. Bu alacak, Türk Medeni Kanunu’nun 230. Maddesinde düzenlenmektedir. Denkleştirme alacağı hesabında edinilen mallar ile kişisel malların birbirinden ayrılması önem taşımaktadır. Zira bu alacak türü, TMK m. 230’da;

“Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Görüleceği üzere eşlerden birinin kişisel malına ilişkin borç edinilen mallardan ödendiği takdirde, diğer eş denkleştirme alacağı talep edecektir. Yine edinilen mallara ilişkin borç bir eşin kişisel malından ödendiği takdirde kişisel mala sahip olan eş denkleştirme alacağı talep edecektir.

8- Artık Değer

Artık değer de boşanmada mal paylaşımının hesabı için oldukça mühim bir kalemdir. Artık değer, her eş için ayrı ayrı hesaplanan bir kalemi olup artık değerin hesabında Türk Medeni Kanunu’nun 231. Maddesi göz önüne alınacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 231. Maddesi ise;

“Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla artık değer, edinilen malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçları çıkarmak suretiyle belirlenecektir.

9- Boşanmada Mal Paylaşımında Katılma Alacağı

Katılma alacağı, artık değerin yarısıdır. Bu alacak, bir ayni hak niteliğinde değildir, bir alacak hakkı niteliğindedir. Yani mahkeme, eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi sırasında katılma alacağını hesaplayacak ve alacak hakkı doğacaktır. Edinilen mallara katılma rejiminin tasfiyesinde eşlerden yalnızca birinin lehine katılma alacağı doğar. Dolayısıyla eşlerden birisi alacaklı, birisi de borçlu konumda bulunacaktır. Ayrıca katılma alacağı bağımsız bir haktır, dolayısıyla başka bir alacağa bağlı olmadığı gibi boşanmanın fer’isi niteliğinde de değildir [12] . Katılma alacağı, Türk Medeni Kanunu‘nun 236/1 maddesinde;

“Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla katılma alacağının hesabı için mahkeme öncelikle eşlerin alacakları takas edecek, takasın ardından alacaklı olan eş lehine katılma alacağına hükmedecektir. Katılma alacağı lehine hükmedilen tarafa bir ayni hak kazandırmaz. Ancak borçlu isterse borcunu ayın olarak da ifa edebilecektir [13] . Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 239. Maddesi, katılma alacağı ve değer artış payının ifası hakkında;

“Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.”

Dolayısıyla borçlu eş katılma alacağı ve değer artış payını hem ayın hem de para olarak ödeme hakkına sahiptir. Katılma alacağını derhal ödemek o eş için ciddi boyutta güçlük doğuracaksa eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini mahkemeden talep edebilecektir.

Senaryo: Ahmet ve Ayşe 2010 yılında evlendi. 2015 yılında 500.000 TL’ye bir ev aldılar. Evin peşinatı Ahmet’in babasından geldi (100.000 TL). Geri kalan krediyle ödendi. 2025’te boşanma davası açıldığında evin değeri 5 Milyon TL oldu.

Hesaplama:

Paylaşım: Bu 4 Milyon TL, evlilik içinde edinildiği için ikiye bölünür. SONUÇ: Tapu Ahmet’in üzerine olsa bile, Ahmet, Ayşe’ye 2 Milyon TL Katılma Alacağı ödemek zorundadır.

Kişisel Mal Düşülür: Ahmet’in babasının verdiği para (Peşinat), toplam değerin %20’sidir. Güncel değerin %20’si (1 Milyon TL) Ahmet’in kişisel malıdır, Ayşe hak iddia edemez.

Kalan Değer (Artık Değer): 5 Milyon – 1 Milyon = 4 Milyon TL.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Boşanmada mal paylaşımı (yasal mal rejiminin tasfiyesi) davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yasal mal rejiminin tasfiyesi davasında yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 214. Maddesinde düzenlendiği üzere;

Mal rejimi ölüm ile sona ermiş ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
Mahkeme; boşanmaya, mal ayrılığına veya evliliğin iptaline mahkemece karar vermiş ise o kararı veren mahkeme
Diğer durumlarda davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesi Anı

Boşanmada mal rejiminin sona erdiği an, somut olaya göre değişecektir. Şöyle ki;

Mal rejimi ölümle sona ermiş ise ölüm anında sona erme gerçekleştir.
Şayet mal rejimi başka bir mal rejiminin kabulü ile sona erecekse kabul anında yasal mal rejimi sona erer.
Boşanma davasının ardından mal rejiminin tasfiyesi gerektiği takdirde yasal mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer.

01.01.2002 Tarihinden Önce Edinilen Malların Durumu

Türk Medeni Kanunu, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 01.01.2002 tarihinden önce, eski Medeni Kanun geçerli olacaktır. Dolayısıyla 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar ile mezkur tarihten sonra edinilen malların durumu birbirinden farklı olacaktır. Şöyle ki;

  • 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallarda mal kimin üzerinde ise onda kalacaktır. Zira bu tarihten önce mal ayrılığı rejimi geçerlidir.
  • 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye konu olacaktır. Zira mezkur dönemde edinilen mallara katılma rejimi geçerlidir.

Boşanmada Mal Paylaşımı (Katılma Alacağı) Dava Dilekçesi Örneği

Bu dilekçe taslak niteliğindedir. Mal rejimi hesaplamaları uzmanlık gerektirir, mutlaka avukat desteği alınız.

………. NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: [Adınız Soyadınız, T.C. Kimlik No]

VEKİLİ: Av. Mustafa IŞIK

DAVALI: [Eşinizin Adı Soyadı]

KONU: Mal rejiminin tasfiyesi ile Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı alacağımızın, belirsiz alacak davası olarak tahsili istemidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkilim ile davalı …/…/…. tarihinde evlenmiş olup, boşanma davası …. Aile Mahkemesi’nin …. E. sayılı dosyası ile devam etmektedir (veya kesinleşmiştir).
  2. Evlilik birliği içerisinde edinilen ve davalı adına kayıtlı olan …. Plakalı Araç ve …. adresindeki Taşınmaz “edinilmiş mal” niteliğindedir.
  3. Değer Artış Payı İddiamız: Müvekkilim, söz konusu evin peşinatı için düğünde takılan 10 adet bileziğini bozdurmuştur. Bu katkının güncel değerinin (Değer Artış Payı) öncelikle hesaplanarak tarafımıza ödenmesini talep ediyoruz.
  4. Katılma Alacağı İddiamız: Değer artış payı düşüldükten sonra kalan “Artık Değer” üzerinden yasal hakkımız olan 1/2 oranındaki katılma alacağının davalıdan tahsilini talep ediyoruz.

HUKUKİ DELİLLER: Tapu kayıtları, trafik tescil kayıtları, banka dekontları, düğün CD’si, bilirkişi, tanık.

SONUÇ VE İSTEM: Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; şimdilik …. TL Değer Artış Payı ve …. TL Katılma Alacağı olmak üzere toplam …. TL’nin, karar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederim.

Davacı Vekili Av. Mustafa IŞIK

Zina (Aldatma) Sebebiyle Boşanmada Mal Paylaşımı: Payın Sıfırlanması

Normal boşanma davalarında kusur (kimin suçlu olduğu) mal paylaşımını etkilemez. ANCAK, boşanma davası özel olarak “Zina” (TMK m. 161) veya “Hayata Kast” (TMK m. 162) sebebine dayalı olarak açılmış ve kazanılmışsa durum değişir. Zira hayata kast sebebiyle boşanma davasında ya da zina sebebiyle boşanma davasında bu hususta özel düzenlemeler yer almaktadır.

Türk Medeni Kanunu Madde 236/2 uyarınca; hakim, zina yapan veya eşinin canına kasteden kusurlu eşin “Artık Değer” üzerindeki payını (yani o yarı yarıya hakkını) hakkaniyete göre AZALTABİLİR veya TAMAMEN KALDIRABİLİR.

Önemli Ayrım: Bu “payın silinmesi” durumu sadece Katılma Alacağı (evlilik içinde edinilen mallar) için geçerlidir. Eşin kendi kişisel parasıyla yaptığı katkı (Değer Artış Payı) kural olarak silinmez, ancak Yargıtay’ın somut olaya göre farklı değerlendirmeleri olabilmektedir.

Eğer elinizde zina ispatına dair güçlü deliller varsa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açmak yerine zinaya dayanmak mal paylaşımında karşı tarafı “sıfır pay” ile göndermenizi sağlayabilir. Bu nedenle davanın türünü doğru belirlemek hayati önem taşır. Bu hususta profesyonel bir Afyon boşanma avukatından destek almanız sizin için faydalı olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölüm durumunda mal rejiminin tasfiyesi ve miras payı nasıl alınır?

Şayet eşlerden birisi ölürse, bu durumda öncelikli olarak mal rejimi tasfiye edilecektir. Tasfiyenin ardından sağ kalan eş katılma alacağını alır. Tereke ise müteveffanın kişisel malları ile katılma alacağı dışında kalan edinilen mallarından oluşur. Bu tereke de mirasçılar arasında paylaşılacaktır. Yani sağ kalan eş terekeden de miras payını alır.

Eşler 2002’den önce edinilen mallar için hangi taleplerde bulunacaktır?

Eşler, mal rejimi sözleşmesi yapmadığı takdirde 2002’den önce mal ayrılığı rejimine tabi olurlar. Zira 2002 yılından önce eski Medeni Kanun geçerlidir. Eski Medeni Kanun’da yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimidir. Eşler eski Medeni Kanun döneminde edinilen mallar için katkı payı alacağı talep edebileceklerdir. Bu katkı payı alacağı, malın dava tarihindeki değeri üzerinden değerlendirilecektir.

Katılma alacağı davalarında zamanaşımı nedir?

Katılma alacağı davalarında zamanaşımı, eşin ölümü veya boşanmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren 10 yıldır.

Mal rejiminin tasfiyesi davası ne zaman açılır?

Mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma davasının kesinleşmesinden sonra açılacaktır. Şayet boşanma davası sürerken mal rejiminin tasfiyesi davası açılır ise mahkeme bu davada boşanma davasını bekletici mesele yapacaktır. Yani boşanma davasının kesinleşmesini bekleyecektir.

Kaynakça

[1] Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 05.03.2025.

[2] ULUÇ, Yusuf : Mal Rejimleri ve Tasfiyesi, Yetkin Yayınları, Ankara 2014.

[3] SARI, Suat : Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Beşir Kitabevi, İstanbul 2007.

[4] AKBULUT, Pakize Ezgi : Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Edinilmiş Mallar ile Kişisel Mallar Ayrımı, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul 2010, Erişim Adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp, E.T. 06.03.2025.

[5] DURAL, Mustafa/ ÖĞÜZ, Tufan/ GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Filiz Kitapevi, İstanbul 2020.

[6] Türk Dil Kurumu Sözlükleri, Erişim Adresi: https://sozluk.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 06.03.2025.

[7] ŞEKER, Muzaffer: Bilimsel Çalışmalar ve Güncel Yargıtay Kararlarıyla Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Bağlantılı Konular, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2022.

[8] ZEYTİN, Zafer: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, Seçkin Yayınevi, Ankara 2021.

[9] AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ, Derya: Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku İkinci Cilt. Yenilenmiş 22. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul 2020.

[10] GÜMÜŞ Mustafa Alper: Teoride ve Uygulamada Evliliğin Genel Hükümleri ve Mal Rejimleri ( TMK m. 185- 281), Vedat Kitapçılık, İstanbul 2008.

[11] ZEYTİN, Zafer: Artık Değere Katılma ve Değer Artış Payı Alacağında Zamanaşımı, THD, 2008, C. 3, S. 21, s. 16.

[12] KAYIŞ, Ferhat: Eşlerden Birinin Ölümünün Boşanma Davasına, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesine ve Miras Hakkına Etkisi, THD, 2012, C. 7, S. 67, s. 21.

[13] BİÇİMLİ, Serap YILMAZ: EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN SONA ERMESİ VE TASFİYESİ, Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Diyarbakır 2023.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir