Hayata kast sebebiyle boşanma davası, TMK’da düzenlenen özel boşanma sebeplerinden birini dayanak alan bir dava türüdür. Aile, toplumun en temel yapı taşıdır. Bir kadın ve bir erkeğin evlilik sözleşmesi ile kurduğu bu birlik, taraflara karşılıklı haklar ve yükümlülükler getirir. Ancak evlilik birliği her zaman hedeflendiği gibi ömür boyu sürmeyebilir. Eşler sağken, kanunda sayılan belirli sebeplere dayanarak bir hâkim kararıyla evliliğin sona erdirilmesi “boşanma” olarak tanımlanmaktadır. Boşanma davası ve boşanma sebepleri birden çoktur. Hukukumuzda boşanma davası, özel boşanma sebepleri ile genel boşanma sebebine dayanarak çekişmeli bir biçimde açılabileceği gibi anlaşmalı boşanma davası olarak da ikame edilebilmektedir.
İçindekiler
- Boşanma Sebepleri Nelerdir?
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasının Mal Rejiminin Tasfiyesine (Mal Paylaşımına) Etkisi
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Hususu
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
- Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasına İlişkin Yargıtay İçtihatları
- Kaynakça
Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Hukukumuzda boşanma sebepleri, özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebebi olarak ikiye ayrılmaktadır. Türk hukukunda özel sebebe dayalı olarak açılabilecek boşanma davaları şunlardır:
- Zina sebebiyle boşanma davası
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davası
- Terk nedeniyle boşanma davası
- Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası.
Hukukumuzda kabul edilen genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması olup eşler dilerse doğrudan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası da açabilmektedir. İşbu uyuşmazlıklar çekişmeli boşanma olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca hukukumuzda şartları oluştuğu takdirde anlaşmalı boşanmaya da imkan tanınmıştır.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Hayata kast sebebiyle boşanma davası; bir eşin öldürme niyetini birtakım eylemlerle açıklaması1 sonucunda açılabilen, özel bir boşanma sebebini temel alan boşanma davasıdır. Esasen hayata kast, bir eşin bilerek ve isteyerek diğerini öldürmeye teşebbüs etmesidir.2 Hayata kast eylemi aynı zamanda suç teşkil etmektedir. Kasten öldürme suçu Türk Ceza Kanunu‘nun3 81 vd. Maddelerinde düzenlenmiş olup eşe karşı kasten öldürme eylemi de kasten öldürme suçunun cezayı artıran nitelikli hallerinden birisidir. Hayata kast sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun4 162. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur düzenleme;
“Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
Hükmüne haizdir. Görüleceği üzere pek kötü veya onur kırıcı davranış ile hayata kast, aynı maddede düzenlenmektedir.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?
Hayata kast sebebiyle boşanma davasının birtakım şartları bulunmaktadır. Ancak bu şartlar gerçekleştiği takdirde açılan dava kabul görecektir. İşbu şartlar şu şekilde özetlenebilir:
1 – Eşin Hayatına Kast Edilmiş Olması Gerekmektedir.
Hayata kast sebebiyle açılacak olan boşanma davasında ilk şart, eşin hayatına kast edilmesidir. Burada mahkeme, somut olayın özelliklerine göre gerçekleşen eylemin hayata kast niteliğinde olup olmadığını takdir edecektir. Mahkemece eşin öldürme kastının bulunup bulunmadığı takdir edilirken;
- Diğer eşin aldığı darbe sayısı
- darbenin alındığı vücut bölgesi
- atış mesafesi
- kullanılan silah
gibi hususlar incelenerek karar verilecektir. Somut olayın özelliklerine göre;
- eşi ağır bir zehirle zehirlemek
- eşin göğüs bölgesinde doğru silahla ateş etmek
- bakıma muhtaç eşi günlerce aç bırakmak
gibi örnekler hayata kasta örnek verilebilecektir. Ayrıca eşlerden birisinin diğerini öldürmeye karar vermiş, hayata kast eyleminin hazırlık hareketlerini yaptıktan sonra öldürmekten vazgeçmesi durumunda TMK m. 162 bağlamında hayata kast şartı gerçekleşmiş olacaktır.5 Her ne kadar Türk Ceza Kanunu‘nun 36. Maddesinde;
“… Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır…”
Hükmüne haizse de gönüllü vazgeçme kurumu ceza hukukuna özgü bir kurumdur. Dolayısıyla burada diğer eş hayata kast eylemini gerçekleştirmiş olacaktır.
Hangi Eylemler Hayata Kast Olarak Kabul Edilebilir?
Hayata kast sebebiyle boşanma davasında, eş tarafından gerçekleştirilen eylemin “hayata kast” kapsamında kalması gerekmektedir. Aksi takdirde mahkemece hayata kast sebebiyle açılan dava reddedilecektir. Bu durumda somut olayın özelliklerine göre başkaca boşanma sebeplerine dayanılması söz konusu olacaktır. Hayata kasta şu eylemler örnektir:
1 – Ölüm Tehlikesine Sessiz Kalmak
Hayata kast olarak kabul edilebilecek eylemlerden birisi, diğer eşin yaşadığı ölüm tehlikesine sessiz kalmaktır. Dolayısıyla hayata kast doğrudan aktif bir eylemle yapılabileceği gibi pasif bir eylemle de yapılabilmektedir. Örneğin yüzme bilmeyen eşin çırpındığını ve boğulduğunu gören, yüzme bilen diğer eşin hiçbir şey yapmaması durumunda hayata kast gerçekleşmiş olacaktır. Ya da büyük bir kaza geçiren ve kan kaybeden eşini gördüğü halde ambulansı aramayan eş diğer eşin hayatına kast etmiş olacaktır.
2 – Ölüm Sonucunu İstediği Halde Başaramama
Hayata kast sebebiyle boşanma davası kapsamında eşin, diğer eşi öldürme girişiminde bulunup başaramaması da hayata kast sayılacaktır. Dolayısıyla hayata kast eyleminin varlığı eşin ölüp ölmemesine bağlı değildir. Hayata kast eyleminin varlığı için öldürme niyetine delalet eden fiilin gerçekleşmesi gerekli ve yeterlidir.
3 – İntihara Yönlendirme
İntihara yönlendirme de hayata kast kapsamındadır.6 İntihara teşvik eylemi her şekilde yapılabilmektedir. Bir eş diğerini yüz yüze konuşarak intihara teşvik edebileceği gibi sms, e-posta, mektup gibi farklı araçlarla da intihara teşvik edebilir.
4 – Öldürme İçin Elverişsiz Araç Kullanma
Hayata kast sebebiyle boşanma davasında öldürme için elverişsiz araç kullanma durumunda hayata kast gerçekleşmiş olur. Burada önemli olan işlenen fiilin öldürme amacına yönelik olmasıdır. Örneğin, bir eş zehir olduğu düşündüğü maddeyi eşinin yiyeceğine koyduktan sonra o maddenin aslında şeker olduğunu öğrenmesi durumunda hayata kast eylemi gerçekleşmiş olacaktır.
5 – Eşin Rızası Ve Hayata Kast
Eşin rızası, hayata kast eyleminin varlığını ortadan kaldırmaz. Zira kişilerin yaşam hakkı üzerinde tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla örneğin eşlerden biri, hastalığı sebebiyle çok acı çekse ve diğer eşten ısrarla kendini öldürmesini istese diğer eş de buna karşılık eşini öldürmeye çalışıp başarısız olsa bu durumda hasta olan eş hayata kast sebebiyle boşanma davası açabilecektir.
6 – haksız Tahrik Ve hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davası
Haksız tahrik, mağdur tarafından yapılan eylem sonucunda failin kendini kontrol kabiliyetinin azalmasıdır. Eşlerden biri haksız tahrik altında diğer eşin hayatına kast ettiği takdirde de kanımızca hayata kast sebebiyle boşanma davası kabul edilmelidir. Zira her ne kadar hayata kast tepki niteliğinde olsa da bu kast eden eşin kusurunu ortadan kaldırmamaktadır. Kanımızca böyle bir durumda açılan hayata kast sebebiyle boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Hakim; haksız tahrikin varlığını ve ağırlığını göz önüne alınarak tazminat miktarını takdir etmelidir. Dolayısıyla haksız tahrikin ancak tazminat miktarında göz önüne alınması gerekmektedir.
7 – Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Zorunluluk Hali
Zorunluluk hali, Türk Ceza Kanunu’nda ceza sorumluluğunu kaldıran sebeplerden biridir. Ancak kanımızca hayata kast eyleminde zorunluluk halinin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Bu kapsamda hayata kast sebebiyle boşanma davasında zorunluluk hali savunması yapılması da yersizdir.
2 – Eylem, Diğer Eşin Hayatını Hedef Almalıdır.
Hayata kast sebebiyle boşanma davasında davanın kabulü için gereken şartlardan biri de eylemin diğer eşin hayatını hedef almasıdır. Dolayısıyla diğer eşe yönelik olmayıp eşin bir yakının hayatını hedef alan eylemler hayata kast sebebiyle boşanma davası kapsamında kabul görmeyecektir. Böyle bir durumda TMK m. 163 (suç işleme sebebiyle boşanma) ile genel boşanma sebebine dayalı olarak dava açılabilecektir. Bu kapsamda örneğin müşterek çocuğun hayatına kast edilmesi durumunda bu hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ancak kanaatimizce bu düzenleme genişletilmeli, diğer eşin altsoy ve üstsoyunun hayatına kast edilmesi durumunda da uygulama alanı bulmalıdır.
3 – Hayata Kast Eden Eş Kusurlu Olmalıdır.
Hayata kast sebebiyle boşanma davasında bir diğer şart hayata kast eden eşin kusurlu olmasıdır. Dolayısıyla hayata kast eden eşin ayırt etme gücüne sahip olması gerekmektedir.7 Şayet ayırt etme gücüne sahip olmayan eş diğer eşin hayatına kast etmişse bu durumda dava hayata kast sebebine değil, akıl hastalığına dayandırılacaktır.
4 – Hayata Kast Ölüm Sonucunu doğurmamalıdır.
Hayata kast sebebiyle boşanma davasının bir diğer şartı ise ölüm sonucunun doğmamasıdır. Zira ölüm sonucunun doğması durumunda evlilik ölüm sebebiyle sona erecektir.8
5 – Dava Hakkı Ortadan Kalkmamış Olmalıdır.
Hayata kast sebebiyle boşanma davasının kabul görebilmesi için dava hakkının ortadan kalkmamış olması gerekmektedir. İşbu davalarda dava hakkı iki durumda ortaya kalkacaktır:
- Kanunda öngörülen sürenin geçirilmiş olması
- Hayatına kast edilen eşin diğer eşi affetmesi
Bu durumlar, dava hakkını ortaya kaldıracaktır. Türk Medeni Kanunu‘nun 162/2 maddesi;
“Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.”
Hükmüne haizdir. Dolayısıyla hayatına kast edilen eş eylemi öğrendikten sonra altı ay ve her halde hayata kast eyleminin üzerinden 5 yıl geçmesiyle dava hakkını kaybedecektir. Bu süre hak düşürücü süre olup hakim tarafından re’sen dikkate alınması gerekmektedir. Dava hakkını ortadan kaldıran bir diğer husus eşin, diğer eşi affetmesidir. Affetmek; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun9 2017/2411 E., 2021/995 K. Sayılı kararında şu şekilde açıklanmaktadır:
“…Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için üzerinde durulması gereken diğer olgu “af” hususudur. “Af” sözlük anlamı ile bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama olarak tanımlanmış olup, ceza hukukunda yer verildiği gibi özel hukuk bakımından da kanunlarımızda düzenleme yeri bulan, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya bir davranış şeklidir (HGK’nın 14.03.2019 tarihli ve 2017/2-2067 E., 2019/296 K.). Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse, artık bu davranışlar, boşanma davasının reddine gerekçe oluşturur. Boşanma davalarında af olgusunun gerçekleştiğinin kabul edilebilmesi için öncelikle bu yönde bir iddia ve bu iddianın kayıtsız şartsız bir irade beyanı, eğer yoksa en azından affı gösterir nitelikte tutum ve davranış ile ispatlanmış olması gerekmektedir. Genel bir ifadeyle af niteliğinde sayılabilecek davranışlar; barışmış olmak, af iradesini göstermek, hoşgörü ile karşılamak ve olaylara rağmen birliği sürdürmek şeklinde sıralanabilir. Eşlerin evlilik birliğini kurtarmak maksadıyla birliğin devamı yönünde iyi niyetli girişim ve barış müzakerelerinin veya somut olayda olduğu gibi, kusurlu eylemleriyle boşanmaya sebep olan olayları gerçekleştiren eşe karşı dava açma hakkının kullanılmaması haâinin, boşanma davalarında af veya hoşgörü niteliğinde sayılamayacağı kuşkusuzdur…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, bu kararında; barışmak, hoşgörü ile karşılamak ve olaylara rağmen evlilik birliğini sürdürmek gibi hususları af niteliğinde kabul etmiştir. Ancak eşlerin evlilik birliğini kurtarmak için yaptıkları barış müzakereleri ile iyi niyetli girişimlerin af niteliğinde olmadığını vurgulamıştır. Ancak burada hayata kast eylemini gerçekleştiren eş, diğer eşin kendisini affettiğini iddia ediyorsa ispat yükümlülüğü altındadır.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasının Mal Rejiminin Tasfiyesine (Mal Paylaşımına) Etkisi
Hayata kast sebebiyle boşanma davasına karar verilmesi durumunda hayata kast eden eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verilmesi mümkündür. Dolayısıyla hayata kast sebebiyle boşanma davasının kazanılması, boşanmada mal paylaşımına da oldukça büyük etki edecektir. Bu husus, Türk Medeni Kanunu’nun 236/2 maddesinde;
“… Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir…”
Şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla hakim, boşanmada mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davasında diğer eşin artık değerdeki pay oranının azaltılması veya kaldırılmasına karar verebilecektir. Bu husus hakimin takdirindedir. Hakim somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet ilkesi ışığında bir karar verecektir. Ayrıca hakim bu kararı yalnızca hayata kast sebebiyle boşanma davasında değil aynı zamanda zina sebebiyle boşanma davasında da verebilecektir. Kanun koyucu; zina ve hayata kast sebeplerine dayanan boşanma davalarına böylelikle ayrı bir önem atfetmiştir. Bu hususta Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2016/15105 E., 2018/18680 K. Sayılı kararında10;
“… Hakim, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK mad. 236/2). Hayata kast nedeni ile boşanma sebebi kanunda, eşlerden birinin diğeri tarafından hayatına kastedilmesi halinde boşanma davası açabileceği şeklinde düzenlenmiştir (TMK mad. 162/1). Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece, TMK’nin 236/2 maddesindeki hayata kast teriminin müşterek çocuğa yapılan eylemi de kapsayacağından katılma alacağının tamamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de; tarafların eşit kusurlu kabul edilerek TMK’nin 166/1 gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeni ile boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. TMK’nin 236/2. maddesi, her şeyden önce boşanmanın TMK’nin 162/1 maddesi gereğince gerçekleşmesi ve hayata kast eyleminin eşlerden biri tarafından diğer eşe karşı yapılması halinde uygulanabilecektir. O halde, mahkemece usul ve yasaya uygun bulunan 17.05.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre artık değere katılma alacağına karar verilmesi gerekirken…”
Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere Yargıtay bu içtihadında hayata kast sebebiyle boşanma davasında müşterek çocuğa yapılan eylemin sonuç doğurmayacağını, hayata kast sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için hayata kast eyleminin bir eşten diğer eşe karşı yapılması gerektiğini, dolayısıyla mezkur davada eşlerden birinin artık değerdeki pay oranının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Hususu
Çocukla kişisel ilişki kurulması, velayeti altında bulunmayan çocuğuyla anne ve babadan her birinin, olağanüstü durumlarda ise çocuğun menfaatine uygun olmak koşuluyla diğer kişilerin çocukla görüşmesi, konuşması ve vakit geçirmesini içeren karşılıklı haktır.11 Dolayısıyla çocukla kişisel ilişki kurulmasını istemek kural olarak her anne ve babanın hakkıdır. Ayrıca kişisel ilişki kurulmasını çocuk da talep edebilecektir. Zira bu hak aynı zamanda çocuğun da hakkıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 324/2 maddesi;
“… Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir…”
Hükmüne haizdir. Esasen eşler arasındaki boşanma sebepleri ve yaşanan olaylar çocukla kurulacak kişisel ilişkiyi etkilemez. Ancak hayata kast sebebiyle boşanma davasında çocuğun da sağlık durumunu tehlikeye düşürebilecek durumlar yaşanmışsa kişisel ilişki tesisinde bu hususun göz önüne alınması gerekecektir. Örneğin çocukların da yiyeceği yemeğe eşinin hayatına son vermek için zehir atan eş esasen çocuklarının da hayatına kast etmiş olacaktır. Kanaatimizce böyle bir durumda kişisel ilişki tesisi çocuğun üstün yararına yönelik olmayacağından kişisel ilişki kurulmaması gerekmektedir. Yine somut olayın özelliklerine göre bir kurum veya refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına da karar verilebilir.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme
Hayata kast sebebiyle boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Şayet Aile Mahkemesi yoksa onun yerine Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla davayı inceleyecek ve karara bağlayacaktır. Hayata kast sebebiyle boşanma davasında yetkili mahkeme;
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
- Boşanmadan önce eşlerin en az 6 ay birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir.
Bu iki mahkeme de yetkili olup herhangi birindeki Aile Mahkemesi’nde dava açılabilecektir.
Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasına İlişkin Yargıtay İçtihatları
Hayata kast sebebiyle boşanma davasına ilişkin birçok Yargıtay içtihadı bulunmaktadır. Uyuşmazlıklarda bu Yargıtay içtihatları oldukça yol gösterici niteliktedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/21301 E., 2016/14788 K. Sayılı kararında12;
“… Dava; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, (TMK m.162) bu kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166/1) sebebiyle boşanma talebine ilişkindir. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış fiilleri özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK m. 166/1) sebebide oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Davacı öncelikle hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayanarak boşanma davası açmış olduğundan, öncelikle hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi halinde, deliller genel boşanma sebebi (TMK m. 166/1-2) çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir…”
Şeklinde karar vermiştir. Yargıtay bu kararında özetle hayata kast sebebiyle boşanma davasının terditli olarak açılması durumunda öncelikle özel sebep olan hayata kastın incelenmesi, ardından genel sebebin incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/3254 E., 2023/2586 K. Sayılı kararında13;
“… erkeğin hayata kast sebebiyle boşanma talebi yönünden; erkek, kadının evden ayrılmasından sonra şahsi bilgisayarı ve telefonundaki mesajlardan defalarca kanda çıkmayan zehir araştırması yaptığının, doktor arkadaşlarına danıştığının ortaya çıktığını, araştırdığı zehrin de şahsi eşyaları arasında bulunarak karakola teslim edildiğini ileri sürerek aynı zamanda 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesi uyarınca hayata kast sebebiyle de boşanma kararı verilmesini istediği, Mahkemece, “…polise teslim edilen permasol isimli ilaç esas alınarak kadının, kocanın hayatına kast ettiği ileri sürülmüş ise de bu ilacın antiseptik ve dezenfekte özellikleri dikkate alındığında, kadının öldürme amaçlı zehir ararken kocanın muayenehanesinde ona tabi olarak çalışan tanık Ülkü’ye bu amaçla soru sorduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki bu hususta kadın hakkında yapılan tahkikat sonucu takipsizlik kararı verildiği göz önünde bulundurulduğunda kadının, kocasının hayatına kast ettiğinden söz edilemez…” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, erkeğin, kadına ait telefon ve bilgisayardan elde ettiği bilgi ve belgeler hukuka aykırı elde edilen delil niteliğinde olup hükme esas alınmaları olanaklı olmadığı, öte yandan, erkeğin bu konuda yaptığı şikayet üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/12198 sayılı soruşturma evrakında yapılan soruşturma sonunda “…potasyum permenganatı ne niyetle alırsa alsın müştekiyi zehirlemek üzere harekete geçmediği ve atılı suçun icrai hareketlerine başlamadığı sübuttur dolayısıyla şüpheli Elif’in üzerine atılı adam öldürmeye teşebbüs suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, şüpheli M.A.’nın da üzerine atılı suçu işlemediği toplanan deliller ve dosya kapsamıyla anlaşıldığı..” belirtilerek 22.03.2016 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması gözetildiğinde, Mahkemece erkeğin 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesi kapsamındaki boşanma talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği…”
Şeklinde karar verilmiştir. Görüleceği üzere Yargıtay bu içtihadında; kadının kanda çıkmayan zehir araştırması yaptığı, permasol isimli ilacın kadında bulunduğu olayda kadının, kocanın muayenehanesinde çalışana ilacı sormasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca kadına bu konuda takipsizlik kararı verildiği ve kadının telefon ve bilgisayarından erkeğin elde ettiği bilgi ve belgelerin hukuka aykırı bir biçimde elde ettiğinden hükme esas alınamayacağı, bu anlatımlar ışığında da hayata kastın gerçekleşmediğine karar vermiştir.
Kaynakça
- HELVACI, Serap/ERLÜLE, Fulya: Medeni Hukuk, Legal Yayıncılık, 2021. ↩︎
- ÖZTAN, Bilge: Aile Hukuku, 6. Baskı, Turhan Kitapevi, Ankara 2015. ↩︎
- Türk Ceza Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 31.10.2025. ↩︎
- Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 31.10.2025. ↩︎
- KÖPRÜLÜ, Bülent: Medeni Hukuk. : Orhan Mete ve Ort. Kol. Şti Matbaası, İstanbul 1968. ↩︎
- GENÇCAN, Ömer Uğur: Boşanma Hukuku. Yetkin Yayınları, Ankara 2022. ↩︎
- YALÇINKAYA, Namık /KALELİ, Şakir: Boşanma Hukuku. 2. Bası, Türk Hava Kurumu Basımevi, Ankara 1987. ↩︎
- KILIÇOĞLU, Ahmet M.: Aile Hukuku. 7. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2024. ↩︎
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2411 E., 2021/995 K. Sayılı Kararı, Policase, Erişim Adresi: https://policase.com/ , Erişim Tarihi: 07.11.2025. ↩︎
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2016/15105 E., 2018/18680 K. Sayılı kararı, Policase, Erişim Adresi: https://policase.com/ , Erişim Tarihi: 07.11.2025. ↩︎
- KAYA KIZILIRMAK, Cansu: İstanbul Sözleşmesi’nin 31. Maddesi ve 6284 Sayılı Kanun’un Düzenlemeleri Çerçevesinde Velayet Hakkı ve Kişisel İlişki Kurma Hakkına Dair Değerlendirmeler. Prof. Dr. G. Sermet Akman’a Armağan, Editör Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Prof. Dr. Azra Arkan Serim, Prof. Dr. Atilla Altop, Filiz Kitabevi, s. 429-468, İstanbul 2020. ↩︎
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/21301 E., 2016/14788 K. Sayılı kararı, Policase, Erişim Adresi: https://policase.com/ , Erişim Tarihi: 08.11.2025. ↩︎
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/3254 E., 2023/2586 K. Sayılı kararı, Policase, Erişim Adresi: https://policase.com/ , Erişim Tarihi: 08.11.2025. ↩︎
