Boşanma Davası ve Boşanma Sebepleri

Boşanma davası, genel olarak çekişmeli boşanma ve anlaşmalı boşanma olarak ikiye ayrılır. İşbu makalemizde anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanmayı, boşanma sebeplerini, boşanma davasının hüküm ve sonuçlarını, çekişmeli boşanmaya ilişkin özel hususları, boşanma davasında görevli ve yetkili mahkemeyi ve diğer önemli hususları inceleyeceğiz.

Boşanma Davası Türleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu‘na [1] göre boşanma davası; çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olmak üzere iki şekilde açılabilecektir. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar, evliliğin hüküm ve sonuçları konusunda anlaşmak sureti ile boşanırlar. Böyle bir durumda öncelikle anlaşmalı boşanma protokolü eşler arasında imzalanır ve dava açılır. Çekişmeli boşanma davasında ise eşler arasında tam bir anlaşma yoktur. Eşler, birbiriyle nafaka, velayet, tazminat veya boşanma gibi hususlarda anlaşamamaktadır. Çekişme mevcuttur.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir? (TMK m. 166/3)

Anlaşmalı boşanma davası; eşlerin, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumları hakkında anlaşmaları halinde açılan dava türüdür. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davasında eşler arasında herhangi bir çekişme yoktur. Ancak eşlerin anlaşması yetmeyecektir, hakimin de anlaşmalı boşanma protokolünü onaylaması gerekir. Zira hakim dilerse protokolde uygun görmediği hususları değiştirerek eşlere bu değişikliği kabul edip etmediklerini soracaktır. Eşler değişiklikleri kabul ettikleri takdirde anlaşmalı boşanma kararı verilecektir.

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

1- Evlilik en az 1 yıl boyunca sürmüş olmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesinin şartlarından ilki evliliğin en az 1 yıl boyunca sürmüş olmasıdır. Şayet evlilik 1 yıldan kısa sürmüş ise bu durumda anlaşmalı boşanma davası açılamayacaktır.

2- Eşler, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmalı boşanma protokolü oluşturmalıdır. Hakim de bu protokolü uygun bulmalıdır.

Anlaşmalı boşanmanın bir diğer şartı da eşlerin anlaşmalı boşanma protokolü oluşturması ve hakimin de protokolü uygun bulmasıdır. Anlaşmalı boşanma protokolü en azından şunları içermelidir:

Eşlerin maddi-manevi tazminat talepleri
Yoksulluk ve iştirak nafakası talepleri
Çocuğun velayeti ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemeler

Anlaşmalı boşanma protokolünde önemli olan, hakimin protokolü uygun bulmasıdır. Taraflar bu düzenlemeleri yaparken tamamen serbest değillerdir. [2] Zira hakim TMK m. 166/3 gereği tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

3- Hakim eşleri bizzat dinlemeli ve eşlerin iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir.

Anlaşmalı boşanma şartlarından bir diğeri hakimin eşleri bizzat dinlemesi ve eşlerin iradelerine serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesidir. Bu kanaat ile birlikte boşanmaya karar verilebilir. Dolayısıyla eşlerin avukatları aracılığıyla anlaşmalı boşanma talep edilemeyecektir. Eşler, iradelerini hakime bizzat açıklamalıdırlar.

4- Davayı eşlerden biri açmalı ve diğeri de kabul etmelidir, ya da eşler mahkemeye birlikte başvurmalıdırlar.

Anlaşmalı boşanmanın bir diğer şartı da eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesidir.

İşbu şartların tamamı gerçekleştiği takdirde mahkemece boşanmaya karar verilecektir.

Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma davası ise, eşler arasında çekişmenin bulunduğu boşanma davasıdır. Bu davada eşler birbiri ile nafaka, velayet, maddi-manevi tazminat hatta boşanma talebi gibi hususlarda anlaşamamaktadır. Çekişmeli boşanma davası; özel boşanma sebepleri veya genel boşanma sebebine dayanılarak açılacaktır.

1- Genel Boşanma Sebebi (TMK m.166) Nedir?

Genel boşanma sebebi, TMK m. 166’da düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Uygulamada özel boşanma sebeplerinin bulunmaması yahut ispat edilemeyecek olması durumunda bu sebebe dayalı dava açılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesi gereğince eşler; evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek
derecede temelinden sarsılması durumunda boşanma davası açabilecektir.

Hangi Davranışlar Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Olarak Kabul Edilir?

Aşağıdaki davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına birer örnek teşkil etmektedir.

Aşağılamak
Hakaret etmek
Aşırı kıskançlık
Ağız ve vücut kokusuna rağmen tedavi olmama ve bakım yapmamak
Aşırı borçlanma
Çocuklara karşı şiddet uygulamak
Eşinin ailesi ile görüşmesini istememek

Gibi sebepler evlilik birliğinin temelinden sarsılması anlamına gelecektir. Bunların dışında eşe müşterek konut sağlamamak, evi ve ailesi ile ilgilenmemek, hasta olan eşi ile ilgilenmemek, evin ihtiyaçlarını karşılamamak, eşi tehdit etmek gibi hususlar genel boşanma sebebidir. Ancak her olay doğrudan genel boşanma sebebi sayılamaz. Zira bütün olaylar hayatın olağan akışı içerisinde kendi dinamiklerine göre değerlendirilmek zorundadır.

Bu davranışların dışında ortak hayatın yeniden kurulamaması da evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak kabul edilecektir. Bu husus, TMK’nun 166/4 maddesinde düzenlenmektedir. Düzenlemeye göre, açılan bir boşanma davasının reddine karar verilmişse ve kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürede ortak hayat yeniden kurulamamışsa bu durumda eşlerden birisinin başvurusu üzerine mahkeme boşanmaya karar verir. Zira bu durumda evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.

2- Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Özel boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş olan boşanma sebepleridir. Bu sebepler, kanunda sınırlı sayılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan özel boşanma sebepleri şunlardır:

Zina (TMK m.161)
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163)
Terk (TMK m. 164)
Akıl hastalığı (TMK m. 165)

Zina (Aldatma) Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Zina (aldatma) nedeniyle çekişmeli boşanma davası, TMK m. 161’de düzenlenen zina sebebine dayanılarak açılan boşanma davasıdır. Zina, eşlerden birinin karşı cinsi olan başka birisiyle cinsel ilişkiye girmesi anlamına gelir. Zira aynı cinsten kişiyle ilişkiye girilmesi hukuken zina olarak değerlendirilmeyecektir. Zina sebebiyle boşanma davasında hak düşürücü süre; zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zinanın gerçekleşmesinden itibaren 5 yıldır. Bu süre kaçırıldığı takdirde zina nedeniyle boşanma davası açılamayacaktır. Ayrıca zinayı affeden tarafın dava hakkı yoktur. Bu bağlamda zina olayının ardından eşler birlikte yaşamaya devam etmişse, beraber tatile gidip kutlamalar yapmışsa bu gibi hususlarda mahkeme, affın varlığını kabul ederek davayı reddedebilir. Zina sebebiyle boşanmaya ilişkin daha fazla bilgi almak isterseniz, zina sebebiyle boşanma davası makalemize göz atabilirsiniz.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış; TMK m. 162’de düzenlenmiştir. Bu fiillerden hayata kast; eşin yaşam hakkına müdahale olarak kabul edilebilir. Böylelikle eş, diğer eşi öldürmeye çalışmışsa, intihara sürüklemeye çalışmışsa, zehirlemeye çalışmışsa bu gibi haller hayata kast sebebiyle çekişmeli boşanma davasına konu olacaktır.

Pek kötü muamele ise bir eşin diğer eşi aç bırakması, kilitlemesi, fiziksel şiddet uygulaması, anormal cinsel ilişkiye zorlaması gibi hususlardır. Bu hususlar, pek kötü muamele nedeniyle çekişmeli boşanma davasına konu olacaktır.

Onur kırıcı davranış, bir eşin diğer eşe kasıtlı olarak ağır hakaret, aşağılama, küçük düşürme, şeref ve haysiyeti kıracak şekilde iftira atmak gibi hususlardır. Kişinin doğuştan beri sahip olduğu ya da sonradan toplumun kişiye verdiği değerlerin toplamı kişinin onurunu oluşturur. [3] Onur kırıcı davranış, ağır nitelikte ve eşin onuruna, şerefine yönelik olmalıdır. Dolayısıyla şaka ile söylenen sözler ile eleştiri niteliğindeki sözler onur kırıcı davranış kapsamına girmeyecektir. Onur kırıcı davranışın varlığı halinde onur kırıcı davranış nedeniyle çekişmeli boşanma davası açılabilir.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışı affeden eşin diğer eşi dava etme hakkı yoktur. Af, herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Dolayısıyla affetme yazılı, sözlü veya davranışlar ile olabilecektir. Ayrıca hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle dava açacak olan eş, bu davasını davranışı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay ve her halde davranıştan itibaren 5 yıl içerisinde davayı açmalıdır.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Şayet eşlerden birisi küçük düşürücü bir suç işler ya da haysiyetsiz hayat sürerse diğer eş boşanma davası açabilir (TMK m. 163).

Türk Ceza Kanunu’nda küçük düşürücü suç diye bir kavram bulunmamaktadır. Küçük düşürücü suç; eşin işlediği, ancak diğer eşin de toplumsal olarak kınanmasına ve dışlanmasına sebep olan suç olarak tanımlanabilir. [4] Bu suçlara örnek olarak şunlar verilebilir:

Cinsel taciz
Cinsel istismar
Uyuşturucu ticareti
Kasten öldürmek

Gibi suçlardır. Bu örneklerden başka suçlar da yüz kızartıcı suç kapsamına girebilir. Suçun küçük düşürücü suç olup olmadığı olayın özelliklerine göre hakim tarafından takdir edilecektir. Dolayısıyla örneğin meşru müdafaa kapsamında kasten öldürme küçük düşürücü suç olarak kabul edilemez. Ancak küçük düşürücü suçun varlığı halinde diğer eş suç işleme sebebiyle boşanma davası açabilecektir. Ayrıca işlenen suçun evlenmeden önce işlenmiş olması durumunda suç işleme sebebiyle boşanma davası açılamayacaktır. Böyle bir durumda şartların varlığı halinde hile sebebiyle evlenmenin iptali talep edilebileceği gibi evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası da açılabilir.

Haysiyetsiz hayat sürme ise, kişinin değer yargıları ve etik ile bağdaşmayacak şekilde; onur, şeref ve haysiyet kavramlarından uzak yaşaması olarak tanımlanabilir. Şu davranışlar haysiyetsiz hayat sürmeye örnek olarak verilebilecektir:

Muhabbet tellallığı yapmak
Genel ev çalıştırmak
Esrarkeşlik
Ayyaşlık
Kumarbazlık

Gibi davranışlar haysiyetsiz hayat sürmenin birer örneğidir. Ancak haysiyetsiz hayat sürme bu davranışlarla sınırlı değildir. Toplumun değer yargıları ile bağdaşmayacak, diğer kişiler tarafından ayıplanan davranışların tamamı haysiyetsiz hayat sürme kavramı içinde değerlendirilecektir. Ancak bir davranışın haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilebilmesi için eşin o davranışı bir kere yapması yetmeyecektir. Bir davranışın haysiyetsiz hayat sürme kapsamında kalması için davranışın sürekli bir biçimde tekrarlanması ve bir yaşam tarzı haline gelmesi gerekir. Eşlerden birinin evlilik öncesinde haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda diğer eş haysiyetsiz hayat sürmeye dayalı boşanma davası açamaz. Kanımızca haysiyetsiz hayat sürme ve suç işleme durumunda affeden taraf da dava açabilecektir. Bu dava, her zaman açılabilecektir.

Terk Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Terk sebebiyle çekişmeli boşanma davası; eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi ya da haklı bir sebep olmadan 6 ay boyunca ortak konuta dönmemesi durumunda davacının açtığı davadır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 164. Maddesi gereğince diğer eşin ortak konutu terk etmesi için zorlayan ya da ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılacaktır. Eşlerden biri, terk sebebiyle çekişmeli boşanma davası açmak istiyorsa diğer eşe ihtar çekmekle yükümlüdür. Terk sebebiyle boşanma davası ancak ihtarın sonuçsuz kalması ile açılabilecektir. Çekilecek olan ihtar şu şartları taşımalıdır:

İhtar, terk tarihinden itibaren 4. Ayın bitiminden sonra çekilmelidir.
İhtarda davet edilen evin açık adresi ayrıntılı biçimde belirtilmelidir. Şayet davet eden eş evde değilse bu durumda ihtarda anahtarın yeri belirtilmelidir.
İki ay içinde davete uyulması gerektiği, uyulmazsa sonuçlarının ne olacağı da ihtarda ayrıntılı bir biçimde yer almalıdır.

Bu şartların varlığı halinde ihtarın ardından 2 aylık sürenin geçmesi ile terk sebebiyle boşanma davası açılabilecektir. Bu iki aylık süre, tebliğ tarihinde başlayacaktır. Ayrıca ihtar samimi ve gerçek olmalıdır. Terke dayalı boşanma davası her zaman açılabilir.

Akıl Hastalığı Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Akıl hastalığı sebebiyle çekişmeli boşanma davası, eşlerden birinin akıl hastalığının bulunması ve akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespiti durumunda, ortak hayatın çekilmez hale geldiği diğer eş tarafından açılabilecek bir davadır. Diğer eşin bu davayı açması için akıl hastalığının evlendikten sonra ortaya çıkması gerekmektedir. Zira evlenmeden önce ortaya çıkan akıl hastalığı evliliğin butlanı sebeplerindendir. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasında bir diğer önemli husus, evliliğin diğer eş için çekilmez bir hale gelmesi gerekliliğidir.

Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Boşanma davasında görevli mahkeme, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun‘un 4. Maddesine göre Aile Mahkemesi’dir. Boşanma davalarında yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Aile hukuku ile ilgili diğer makalelerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynakça

[1] Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 23.12.2024.

[2] ERDEM, Mehmet/MAKARACI BAŞAK, Aslı: Aile Hukuku, Ankara 2022.

[3] KILIÇOĞLU, Ahmet: Aile Hukuku, Ankara 2022.

[4] FEYZİOĞLU, Necmeddin Feyzi: Aile Hukuku, 3. Baskı, İstanbul 1986.

{5] Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 24.12.2024.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir