Menfi Tespit Davası (İİK m. 72)

Menfi tespit davası, borçlu tarafından icra takibinden önce ya da sonra açılan, “borcun bulunmadığının tespiti” istemine dayanan bir dava türüdür. Yani menfi tespit davasında kişi, karşı tarafa bir borcunun bulunmadığının tespitini talep etmektedir. İşbu makalemizde menfi tespit davasının esaslarını ve davaya ilişkin özel hususları inceleyeceğiz.

Menfi Tespit Davası Nedir?

Menfi tespit davası, borcun bulunmadığının tespiti amacıyla açılan bir davadır. Burada davacıya yönelen bir icra takibi olabileceği gibi, davacı kendisine icra takibi yapılacağını bir şekilde öğrenmiş de olabilir. Yani menfi tespit davası icra takibinden sonra yapılabileceği gibi icra takibinden önce de yapılabilecektir. Menfi tespit davası, İcra ve İflas Kanunu‘nun [1] 72. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur madde;

“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.


İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.


İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.

Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.

Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.”

Şeklindedir. Menfi tespit davası açmak için borçlunun hukuki yararının bulunması gerekmektedir. Hukuki yararın bulunmadığı durumda menfi tespit davası açılamayacaktır.

Menfi Tespit Davasında Görevli Mahkeme

İcra ve İflas Kanunu, menfi tespit davasında görevli mahkemeyi düzenlememiştir. Dolayısıyla menfi tespit davasında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun [2] göreve ilişkin hükümlerine göre belirlenecektir [3]. Menfi tespit davasında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir [4]. Ancak bu durum kural olup, istisnalar da mevcuttur. Zira menfi tespit davasında görevli mahkeme, her olay için değişebilecektir. Örneğin;

  • Taraflar arasında bir ticari iş ve tacirlikten doğan bir alacak söz konusu ise menfi tespit davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olabilir.
  • Taraflar arasındaki uyuşmazlık bir işçilik alacağından kaynaklanıyorsa menfi tespit davasında görevli mahkeme iş mahkemesi olacaktır.
  • Taraflar arasındaki uyuşmazlık bir tüketici uyuşmazlığı ise bu durumda da menfi tespit davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır.

Özetle; menfi tespit davasında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesi olmakla birlikte somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösterecektir.

Menfi Tespit Davasında Yetkili Mahkeme

Menfi tespit davasında yetkili mahkeme, davanın icra takibinden önce mi yoksa sonra mı açıldığına göre değişkenlik göstermektedir. Zira İcra ve İflas Kanunu’nda takipten sonra açılan menfi tespit davasında yetkili mahkemeye ilişkin düzenleme bulunmakta iken takipten önce açılacak olan menfi tespit davasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

1- İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davasında Yetkili Mahkeme:

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme:

  • Davalının yerleşim yeri mahkemesi
  • İcra takibinin yapıldığı mahkeme

olmak üzere iki tanedir. Bu husus, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. Maddesinde düzenlenmektedir. Mezkur madde;

“…Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir…”

Hükmüne haizdir. Bu yetki kuralı, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasını kapsamaktadır [5].

2- İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davasında Yetkili Mahkeme

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda bulunan yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla HMK’da bulunan genel yetki kuralları geçerli olup yetkili mahkeme;

  • Davalının yerleşim yeri mahkemesi
  • Birden fazla davalı varsa davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi
  • Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılan davalarda o yer mahkemesi
  • Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında açılacak menfi tespit davasında mutad mesken mahkemesi
  • Sözleşmeden doğan bir menfi tespit davası varsa sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi

Yetkili olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda bulunan diğer yetki kuralları da geçerli olup yukarıdaki hususlar birer örnek olarak verilmiştir.

Menfi Tespit Davası Açılmasının Sonuçları Nelerdir?

Hukukumuzda her davanın birtakım sonuçları bulunmaktadır. Menfi tespit davası, borçlu tarafından “borcunun bulunmadığının tespitine” yönelik olarak icra takibinden önce ya da sonra açılan bir davadır. Bu davaya da birtakım sonuçlar bağlanmıştır. Buna göre menfi tespit davasının sonuçları genel olarak şunlardır:

  • Derdestlik olması: Derdestlik, hukukumuzda aynı olay sebebiyle tekrar dava açılamaması anlamına gelir. Böylelikle davalı da birden fazla mahkeme önünde aynı olay sebebiyle kendini savunmak zorunda kalmayacaktır [6]. Örneğin alacaklının icra takibi yaptığı alacak hakkında borçlu menfi tespit davası açtığı takdirde, alacaklı bunlardan ayrı yeni bir alacak davası açamayacaktır. Açtığı takdirde derdestlik itirazı gündeme gelir. Zira borçlu tarafından açılan dava da alacağın varlığı/yokluğuna yönelmekte olup tekrara alacak davası açılması mümkün olmayacaktır.
  • İcra tazminatı ile para cezasının tahsilinin dava sonuna kadar ertelenmesi: Menfi tespit davasının sonuçlarından bir diğeri de icra tazminatı ile para cezasının tahsilinin davanın sonuna ertelenmesidir.
  • Zamanaşımının kesilmesi: Alacaklı tarafından açılan menfi tespit davasında zamanaşımı kesilmektedir. Ancak borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında zamanaşımı kesilmeyecektir.

İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının İcra Takibine Etkisi Nedir?

İcra takibinden sonra borçlunun açtığı menfi tespit davasının icra takibine birtakım etkileri bulunmaktadır. Ancak icra takibinin ardından açılan menfi tespit davası icra takibini durdurmaz. Ancak, İcra ve İflas Kanunu‘nun 72/3 maddesi;

“İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla icra takibinin ardından açılan bir menfi tespit davasında borçlu, teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep edebilecektir. Menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulması talep edilemeyeceğinden alacaklı menfi tespit davası sırasında mahkemeden itirazın kaldırılmasını talep edebilecektir [7].

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü

İspat kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. Hukukumuzda genel ispat kuralı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190/1 Maddesidir. Mezkur madde;

“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla genel kural olarak kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında olmaktadır. Bu sebeple bazı yazarlara göre menfi tespit davalarında ispat yükü borçlu üzerindedir [8].

Ancak menfi tespit davalarında ispat yükü hususu tartışmalıdır. Birtakım yazarlar ise menfi tespit davalarında alacaklıya ve borçluya düşen ispat yükleri bulunduğunu iddia etmektedirler. Bu görüşe göre borçlu borcun varlığını inkar ederek menfi tespit davası açtığı takdirde alacaklı borcun varlığını ispat yükü altındadır [9] . Ancak borçlu hakkın varlığını kabul etmiş, buna karşılık hakkın geçerli olmadığını, hakkın ileri sürülmesinin mümkün olmadığını vs. İddialara dayanarak davayı açmış ise bu durumda ispat yükü davacı borçluda olacaktır.

Menfi Tespit Davalarına İlişkin İçtihatlar

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/335 E., 2022/706 K. Sayılı İlamında [10] ;

“…Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir…”

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/152 E., 2025/169 K. Sayılı İlamında [11] ;

“…Dava, İİK. 72 mad gereği menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer…”

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/564 E., 2023/289 K. Sayılı İlamında [12] ;

“…Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır ——— Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır…”

Kaynakça

[1] İcra ve İflas Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 02.04.2025.

[2] Hukuk Muhakemeleri Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 03.04.2025.

[3] KURU, Baki/BUDAK, Ali Cem: Tespit Davaları, İstanbul 2010.

[4] DEMİR, Ömer Faruk: İstirdat Davası, Ankara 2020.

[5] TÜRK, Ahmet: Menfi Tespit Davası, Ankara 2006.

[6] TANRIVER, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007.

[7] KURU, Baki: İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tesbit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003.

[8] KOSTAKOĞLU, Cengiz, Banka Kredi Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar ve Akreditif, İstanbul 2001.

[9] YEŞİLDAL, Gül Sema: Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Yolu İle Takipte Menfi Tespit Davaları, TL Tezi, 2010

[10] İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/335 E., 2022/706 K. Sayılı İlamı, Dejure AI, Erişim Adresi: https://www.dejure.ai/ , Erişim Tarihi: 07.04.2025.

[11] İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/152 E., 2025/169 K. Sayılı İlamı, Dejure AI, Erişim Adresi: https://www.dejure.ai/ , Erişim Tarihi: 07.04.2025.

[12] İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/564 E., 2023/289 K. Sayılı İlamı, Dejure AI, Erişim Adresi: https://www.dejure.ai/ , Erişim Tarihi: 07.04.2025.

Son Yazılar

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir