Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin iptali davası, tasarrufun iptalinde menfaati olan mirasçılar ile vasiyet alacaklılarının açabildiği bir dava türüdür. Miras, bir ömrün birikiminin ve son arzuların gelecek nesillere aktarıldığı kutsal bir emanettir. Bu emanetin en önemli belgesi ise vasiyetnamedir. Vasiyetname, mirasbırakanın (murisin) iradesinin ölümünden sonra dahi tecelli etmesini sağlayan, hukukun kendisine tanıdığı en güçlü araçlardan biridir. Ancak bu araç, her zaman mutlak ve sarsılmaz değildir. Bazen bir vasiyetnamenin ardında, hukukun korumadığı irade sakatlıkları, şekil ihlalleri veya ahlaka aykırı emeller gizlenebilir. İşte bu noktada, mirasçıların haklarını korumak için devreye vasiyetnamenin iptali davası girer.

Vasiyetname Ve Hukuki Niteliği

Vasiyetnamenin iptalini anlamak için önce onun ne olduğunu kavramak gerekir. Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre vasiyetname, murisin malvarlığı üzerinde ölümünden sonra geçerli olmak üzere yaptığı, tek taraflı ve her zaman geri alınabilir bir hukuki işlemdir. Üç temel türü bulunur:

  1. Resmi Vasiyetname: Noter, sulh hukuk hâkimi veya yetkili memur huzurunda, iki tanığın katılımıyla düzenlenen, ispat gücü en yüksek vasiyetname türüdür.
  2. El Yazılı Vasiyetname: Murisin baştan sona kendi el yazısıyla yazdığı, tarihi (yıl, ay, gün) belirttiği ve imzaladığı vasiyetnamedir. Pratikliği nedeniyle sıkça tercih edilse de, şekil şartlarındaki eksiklikler nedeniyle iptal davalarına en çok konu olan türdür.
  3. Sözlü Vasiyetname: Sadece olağanüstü durumlarda (yakın ölüm tehlikesi, savaş, doğal afet gibi) başvurulabilen, murisin son arzularını iki tanığa sözlü olarak beyan etmesi ve tanıkların bu beyanı gecikmeksizin yazıya dökerek mahkemeye sunmasıyla geçerlilik kazanan istisnai bir yoldur.

Vasiyetnamenin İptali Davası (TMK m. 557 Vd.) Nedir?

Vasiyetnamenin iptali davası, şartları oluştuğu takdirde mirasçı yahut vasiyet alacaklıları tarafından açılabilen bir dava türüdür. Bu dava, Türk Medeni Kanunu’nun 557 vd. Maddelerinde düzenlenmektedir. Türk Medeni Kanunu‘nun1 557. Maddesi ise;

Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:

1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,

2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,

3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,

4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.”

Hükmüne haizdir. Bu nedenler sınırlı sayıdadır. Dolayısıyla başka bir sebeple vasiyetnamenin iptaline karar verilemeyecektir. Ayrıca bu davada hakim tarafların talebiyle bağlıdır. Yani taraflar hangi yönden iptal talep etmişse hakim bunu inceleyecektir, diğer sebeplerin var olup olmadığını kendiliğinden araştırmayacaktır. Bu hususta Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/17339 E., 2017/4333 K. Sayılı kararında2;

“… TMK. nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1- Ehliyetsizlik, 2- Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3- Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması halleridir.
TMK’nun 557. maddesinde sayılan sebeplerin bulunması halinde vasiyetnamenin iptali gerekir. Bu sebepler dışında kalan durumlara dayanılarak ölüme bağlı tasarrufun iptali istenilemez.

Ölüme bağlı tasarrufun ifasının mümkün olmaması, vasiyet konusunun vasiyetçiye ait olmaması ise bir iptal sebebi oluşturmaz. Vasiyetnamenin ifa imkansızlığının vasiyetnamenin yerine getirilmesine yönelik olarak açılacak olan davada (TMK.m. 600) değerlendirilebilir.
TMK.nun 557.maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı (tahdidi) olarak açıklanmıştır. Mahkemenin, TMK 542. ve 544. maddesi kapsamında iptal sebebi olarak kabul ettiği hal, yukarıda bahsi geçen maddede ifadesini bulan iptal sebeplerinden biri değildir.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının dava dilekçesinde iptal sebebi olarak belirttiği, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı, vasiyetnamenin yasal şekil şartlarını taşımadığı hususları araştırılarak sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir….”

Şeklinde karar vermiştir.

Vasiyetnamenin İptali Davası Sebepleri Nelerdir?

Vasiyetnamenin iptali sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nun 557. Maddesinde sınırlı bir biçimde sayılmıştır. Dolayısıyla başka bir sebebe dayanılarak vasiyetnamenin iptal edilmesi talep edilemeyecektir. Bu iptal sebepleri;

  • Ehliyetsizlik
  • İrade Fesadı
  • Hukuka ve Ahlaka Aykırılık
  • Şekil Eksikliği

Olmak üzere 4 tanedir.

1. Ehliyetsizlik

Bir hukuki işlemin geçerli kabul edilebilmesi için hukuki işlemin taraflarının o hukuki işleme ehil olmaları gerekmektedir.3 Dolayısıyla vasiyetname düzenlendiği anda murisin fiil ehliyetine sahip olması mutlak bir zorunluluktur. Kanun bu ehliyet için üç şart aramaktadır:

  • Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak: Kişinin yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını idrak edebilme yeteneğidir. Alzheimer, demans, ağır akıl hastalığı gibi durumlar veya vasiyetname anında ağır bir ilaç ya da alkolün etkisi altında olmak ayırt etme gücünü ortadan kaldırabilir.
  • On Beş Yaşını Doldurmuş Olmak.
  • Kısıtlı olmamak.

Dolayısıyla tüzel kişiler tarafından vasiyetname hazırlanması mümkün değildir. Ancak tüzel kişilerin lehine vasiyetname hazırlanabilecektir.

İspat Yükü: Bu sebeple dava açan davacı, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte ayırt etme gücüne sahip olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Bu, genellikle vasiyetname tarihinden önceki ve sonraki tıbbi raporlar, hastane kayıtları, tanık beyanları ve Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak uzman raporları ile kanıtlanmaktadır. Mahkeme, “O tarihte murisin zihinsel durumu nasıldı?” sorusuna kesin bir yanıt arayacaktır.

2. İrade Sakatlığı Halleri

Murisin iradesi sağlıklı olsa bile, bu iradenin oluşum sürecinde dış etkenlerle sakatlanmış olabilir. İrade sakatlığı; hata, hile ve korkutma olmak üzere 3 tanedir.

  • Hata (Yanılma): Murisin, vasiyetnamenin içeriği, yararına işlem yaptığı kişi veya o kişinin nitelikleri hakkında esaslı bir yanılgıya düşmesidir. Örneğin, fakir olduğunu zannettiği için miras bıraktığı bir kişinin aslında çok zengin olduğunu bilseydi bu tasarrufu yapmayacak olması gibi.
  • Hile (Aldatma): Üçüncü bir kişinin kasıtlı ve aldatıcı davranışları sonucu murisin iradesinin yanlış yönlendirilmesidir. Diğer mirasçılar hakkında sürekli yalan söyleyerek murisi onlardan soğutan ve mirası kendine yönlendiren bir kişinin eylemleri hileye en klasik örnektir.
  • Korkutma (Tehdit): Murisin veya yakınlarının bir hakkına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına yönelik ciddi bir tehdit altında vasiyetname yapmaya zorlanmasıdır. “Bana mirasını bırakmazsan sana bakmam, huzurevine atarım” gibi manevi cebir de bu kapsama girebilir. Bu husus aynı zamanda ceza hukuku bağlamında tehdit suçu ile yağma suçunu gündeme getirebilir.

Stratejik Not: İrade sakatlığı iddiaları, genellikle ispatı en zor olan iddialardır. Çünkü olaylar genellikle muris ve faydalanan kişi arasında, kapalı kapılar ardında yaşanmaktadır. Güçlü tanık beyanları ve somut deliller hayati önem taşımaktadır.

3. Hukuka veya Ahlaka Aykırılık

Vasiyetnamenin içeriği veya ona bağlanan şartlar, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine veya genel ahlak kurallarına aykırı olamayacaktır.

  • Hukuka Aykırılık: “Mirasımı alabilmen için X kişisini öldürmelisin” gibi bir şart, açıkça hukuka aykırıdır ve vasiyetnamenin iptali sebebidir.
  • Ahlaka Aykırılık: Toplumun genel ahlak anlayışına ters düşen tasarruflardır. Örneğin, evli bir kişinin mirasçısına “Eşinden boşanman şartıyla mirasımı alabilirsin” demesi, aile bütünlüğüne aykırı görüldüğü için ahlaka aykırı kabul edilebilir. Bu konu, hâkimin takdir yetkisinin geniş olduğu, hassas bir alandır.

Bu hususta Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/8350 E., 2016/5797 K. Sayılı kararında4;

“…Dava, vasiyetnamenin iptaline ilişkindir.
TMK 557.maddesinde, vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1-Ehliyetsizlik, 2-Vasiyetnamenin yanılma aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3-Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4-Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılış olması olarak 4 tanedir.
Somut olayda; davaya konu vasiyetname 04.05.1999 tarihinde düzenlenmiş olup, muris…’ ın ilk eşi 22.12.1999 tarihinde ölmüştür. İptali istenen … Noterliği’nin 04/05/1999 tarih 832 yevmiye numaralı vasiyetnamede “… adresinde bulunan ve halen benim zilyetliğimde bulunan tamamı iki katlı gayrimenkulün oturmakta olduğum katı yeni eşim, nüfusuna kayıtlı 15.05.1948 doğumlu …’na sağlığımda benim ölümümden sonra ise kendisinin olmak üzere vasiyet ve temlik ediyorum…” ifadelerinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; muris… evli olduğu halde, vasiyetnamede ” yeni eşim” ibaresi kullanılarak vasiyetnamenin ahlaka aykırı amaçla düzenlendiği, iptal sebepleri arasında olduğunun değerlendirilerek, davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…”

Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere bu uyuşmazlıkta Yargıtay, evli bir şahsın düzenlediği vasiyetnamede başka bir kadından “yeni eşim” olarak bahsetmesini ahlaka aykırı amaçla vasiyetname düzenlenmesi olarak yorumlamıştır. Dolayısıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

4. Şekil Eksikliği

Kanun, vasiyetnamenin nasıl yapılacağını katı kurallara bağlamıştır. Bu kurallara uyulmaması, vasiyetnameyi doğrudan iptal edilebilir hale getirir.

  • El Yazılı Vasiyetnamede: Metnin tamamının murisin el yazısıyla olmaması (örneğin bilgisayar çıktısı olması), tarihin eksik olması veya imzanın bulunmaması gibi durumlar.
  • Resmi Vasiyetnamede: Gerekli sayıda (iki) tanığın bulunmaması, tanıkların kanunda belirtilen yasaklı kişilerden olması (örneğin mirasçının eşi) veya usule aykırı düzenlenmesi.

Önemli Detay: Şekil eksikliği, ispatı en kolay iptal sebebidir. Belge ortadadır ve kanunun aradığı şartları taşıyıp taşımadığı teknik bir inceleme ile rahatlıkla tespit edilebilecektir.

Bu hususta Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/2644 E., 2020/6717 K. Sayılı kararında5;

“…Türk Medeni Kanunu’nun 535. maddesi “Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, dava konusu vasiyetname incelendiğinde, mirasbırakanın okur yazar olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, tanıklar hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetçinin son arzularını içerdiğini belirtmeleri ve bu beyanlarının altını imzalamaları gerekmektedir. TMK’nın 535.maddesinde öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar. Ne var ki, davaya konu vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” gösteren beyanları yoktur. Bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar.
Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; TMK’nın 535. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekil şartlarına aykırı olarak düzenlenen vasiyetnamenin iptali ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken…”

Şeklinde karar vererek, vasiyetnamede tanıkların; mirasbırakanın beyanının önlerinde yapıldığına ilişkin bir beyanları olmamasını vasiyetnamenin iptali sebebi saymıştır.

Bu hususun dışında, Türk Medeni Kanunu’nun 536/1 maddesinde düzenlemeye katılma yasağı düzenlenmiştir. Mezkur hüküm;

“Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşlerivle bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.”

Şeklindedir. Dolayısıyla bir vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamayacak olan kişiler;

  • Kamu hizmetinden yasaklılar
  • Okuma yazma bilmeyenler
  • Mirasbırakanın eşi
  • Mirasbırakanın üstsoy ve altsoy kan hısımları
  • Murisin kardeşleriyle kardeşlerinin eşleri

Şeklindedir. Bu hususta Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/4606 E., 2015/16223 K. Sayılı kararında6;

“…Temyize konu uyuşmazlık, resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamede tanık olarak yer alan kişinin, murisin kardeşinin eşi olmasının vasiyetnamenin iptalini gerektirip gerektirmeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Somut olayda; iptali talep edilen vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında, muris M.. A..’nın baba bir anne ayrı kız kardeşi Kadriye’nin eşi O. T. ‘nın tanık olarak yer aldığı, buna göre vasiyetnamenin TMK’nın 536. maddesine aykırı düzenlendiği, TMK’nın 557 maddesi gereğince vasiyetnamenin iptalinin gerektiği açıktır…”

Şeklinde karar vermiştir. Somut olayda murisin baba bir anne ayrı kız kardeşinin eşinin tanık olması bir iptal sebebi olarak nitelendirilmiştir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Davacı

Vasiyetnamenin iptali davasında davacı, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısıdır. Bu husus, Türk Medeni Kanunu‘nun 558/1 maddesinde;

“İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.”

Şeklinde düzenlenmektedir. Kanun metninden de anlaşılacağı üzere mirasçılar arasında yasal veya atanmış mirasçı ayrımı yapılmamıştır. Dolayısıyla yasal hem de atanmış mirasçılar menfaatleri bulunduğu takdirde vasiyetnamenin iptalini talep edebileceklerdir.7 Ayrıca bu kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Yani menfaati bulunan her bir mirasçı veya vasiyet alacaklısı tek başına bu davayı açabilecektir. Ancak bu durumda vasiyetnamenin iptali yalnızca davacılar için hüküm ve sonuç doğuracaktır.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Davalı

Vasiyetnamenin iptali davasında davalı, iptal talep edilen vasiyetnameden, davacı aleyhine menfaat temin eden kişilerdir.8 Burada davacı, davasını vasiyeti yerine getirme görevlisi atama tasarrufunun iptaline karşı açıyorsa davayı vasiyeti yerine götürme görevlisine karşı açacaktır. Bunun dışında vasiyet alacaklısı, mirasçı, yüklemeden yararlananlar, mirasçılıktan çıkarmadan yararlanan diğer mirasçılara karşı bu dava açılabilecektir. Şayet vasiyetname ile bir vakıf kurma söz konusu ise bu durumda davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü olacaktır. Zira vakfın kurulmasında Vakıflar İdaresi’nin menfaatinin bulunduğu kabul edilecektir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Görev, kamu düzenine ilişkin bir husus olup mahkeme tarafından da her aşamada re’sen gözetilmek durumundadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun9 2. Maddesi;

“MADDE 2- “(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.”

Hükmüne haizdir. Dolayısıyla vasiyetnamenin iptali davasına ilişkin olarak da aksine bir düzenleme bulunmadığından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Vasiyetnamenin iptali davasında yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kesin yetkidir. Zira Türk Medeni Kanunu‘nun 576. Maddesi;

“Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”

Hükmüne haizdir.

Vasiyetnamenin İptali Davası Süresi Nedir?

Vasiyetnamenin iptali davası süresi, davacının; ilgili tasarrufu, iptal sebebini ya da hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinin, diğer tasarruflarda ise mirasın geçtiği tarihten itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşecektir. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir.10 Dolayısıyla bu sürelerin geçmesinin ardından dava açılması durumunda dava reddedilecektir. İşbu sürelerin başlaması için mirasbırakanın ölmesi gerekmektedir. Ayrıca vasiyetnamenin iptali davası süresi, vasiyetnamenin açılmasından önce de başlayabilmektedir. Bu husus doktrinde tartışmalı niteliktedir. Birtakım yazarlar vasiyetnamenin iptali davası süresi için vasiyetname açılmadan sürelerin başlamayacağını savunmaktadır. Ancak vasiyetname açılmadan önce tasarruf, iptal sebebi veya hak sahipliği öğrenildiği takdirde kanımızca iptal süreleri işlemeye başlayacaktır. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/6709 E., 2016/7428 K. Sayılı kararında11 Yargıtay;

“…TMK’nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir…”

Şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla Yargıtay bu uyuşmazlıkta vasiyetname okunup okuma kararı kesinleştikten sonra 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlayacağına karar vermiştir.

Kaynakça

  1. Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: 15.08.2025, Erişim Tarihi: https://www.mevzuat.gov.tr/ . ↩︎
  2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/17339 E., 2017/4333 K. Sayılı kararı, Uyap Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 16.08.2025. ↩︎
  3. OĞUZMAN, M. Kemal / ÖZ, M. Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt-1. Gözden Geçirilmiş 12. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2014. ↩︎
  4. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/8350 E., 2016/5797 K. Sayılı kararı, Uyap Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 20.08.2025. ↩︎
  5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/2644 E., 2020/6717 K. Sayılı kararı, Uyap Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 20.08.2025.  ↩︎
  6. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/4606 E., 2015/16223 K. Sayılı kararı, Uyap Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 20.08.2025.  ↩︎
  7. GÜNERİ, Cemal: Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali. 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018. ↩︎
  8. ANTALYA, O. Gökhan/SAĞLAM, İpek: Miras Hukuku. 3. Baskı, Legal Yayıncılık, İstanbul 2015. ↩︎
  9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: 19.08.2025, Erişim Tarihi: https://www.mevzuat.gov.tr/ . ↩︎
  10. ÇABRİ, Sezer: Miras Hukuku Şerhi (TMK m. 495-574) Cilt- 1. 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2018. ↩︎
  11. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/6709 E., 2016/7428 K. Sayılı kararı Uyap Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim Adresi: https://mevzuat.adalet.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 20.08.2025. ↩︎

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir