
Delil başlangıcı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun [1] 202. Maddesinde düzenlenmiştir. Bir usul hukuku müessesesi olan delil başlangıcı; senetle ispat zorunluluğuna bir istisnadır. İşbu makalemizde senetle ispat zorunluluğu, delil başlangıcı müessesesi, müessesenin özellikleri, senetle ispat sınırının bir istisnası olan müesseseye ilişkin Yargıtay kararları gibi hususları inceleyeceğiz.
Delil Başlangıcı’na İlişkin Düzenleme
Delil başlangıcı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre şunları söyleyebiliriz.
- Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa mahkeme tanık dinleyecektir.
- Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmaz. Ancak söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösterir ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Bu düzenleme uyarınca hukukumuzda senetle ispat zorunluluğu kural olmakla birlikte delil başlangıcı bulunduğu takdirde davacı mahkemeye tanık dinleterek iddiasını ispat edebilecektir.
Senetle İspat Zorunluluğu
Senetle ispat zorunluluğu iki durumda gündeme gelir. Bu durumlar;
- Senetle ispat sınırının üzerinde kalan miktarlar için senetle ispat zorunluluğu
- Senetle ispat edilen bir vakıayı hükümden düşürmek amacı ile öne sürülen vakıaların yine senetle ispatına ilişkindir.
Senetle ispat zorunluluğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200/1 maddesinde; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir…” Şeklindedir.
2024 Yılı Senetle İspat Sınırı
2024 Yılında senetle ispat sınırı 23.450 TL’dir. Dolayısıyla 2024 yılında 23.450 TL’yi geçen her miktar kural olarak senetle ispata tabidir ancak delil başlangıcı bulunduğu takdirde davacı, davasını tanık ve sair delillerle ispat edebilecektir. Ayrıca bu miktar her sene güncellenmekte ve değişmektedir.
Delil Başlangıcı Müessesesi
Delil başlangıcı, senetle ispat zorunluluğunun önemli istisnalarından birisidir ve HMK m. 202/2’ye göre iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmaz. Ancak söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösterir. Ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Bu müessese ile davacıya davasını ispat etme noktasında bir kolaylık sağlanmaktadır. Davacı delil başlangıcının varlığı ile serbest delil sisteminden faydalanacaktır. Bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için şu şartlar gerçekleşmelidir:
- Bir belge mevcut olmalıdır. Belge, HMK’nun 199. Maddesinde düzenlenmiştir.
- Belgenin aleyhine ibraz edilecek olan taraftan sadır olması gerekir. Yani belgenin, o kişinin elinden çıkması gerekir.
- Delil başlangıcına dayanan taraf, iddia ettiği vakıayı gerçeğe yakın olarak ispat etmelidir.
Bu şartlar gerçekleştiği takdirde mahkeme delil başlangıcının varlığını kabul edecektir. Ardından iddia eden iddiasını serbest delil sistemine dayanarak ispatlamaya çalışır.
Delil Başlangıcı Hmk Madde 202 Emsal Yargıtay Kararları
Davalı Tarafından Yazılmış Mektup Delil Başlangıcı Niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2021/4173 E., 2022/1380 K. Sayılı kararında [2];
“…Kabule göre de, davalı tarafından yazılan mektup, HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olduğundan, dinlenmiş olan tanıkların beyanlarının da dahil olduğu tüm deliller incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafından yazılan mektubun yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmemesi suretiyle tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı yönündeki gerekçe de doğru değildir …”
Delil Başlangıcının Varlığı Halinde Davacı İnanç Sözleşmesini Her Türlü Delille İspat Edebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/688 E., 2023/1659 K. Sayılı kararında [3];
“…Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli ayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir… Kanundaki tanımına göre bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için; yazılı bir belge bulunması, bu belgenin kendisine karşı ileri sürülen kişi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olması ve iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel göstermesi gerekir. Buna göre, davacı tarafça dayanılan söz konusu belgelerin delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu açıktır…”
Kambiyo Senedi Niteliğinde Olmayan Senet Yazılı Delil Başlangıcı Niteliğindedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/1821 E., 2016/8657 K. Sayılı kararında [4];
“… Dava konusu senetler tarafların da kabul ettiği gibi üzerinde davacının isim ve imzası dışında kalan kısımları boş olarak davalıya verilmiş ve diğer unsurları doldurulmamıştır. Bu vasfı ile kambiyo senedi niteliğinde olmayan senedin yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. HMK’nun 202. maddesi hükmünde “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil Başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme yapılarak bu tür belgeler yazılı delil başlangıcı yapılarak tanık deliline başvurma imkânı getirilmiştir. Tarafların delilleri az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir …”
Facebook Yazışmaları Delil Başlangıcı Niteliğindedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2018/2233 E., 2018/5317 K. Sayılı kararında [5];
“… Davacı yanca dosyaya sunulan Facebook yazışmalarında davacının ödünç verdiği parayı talep ettiği davalının ise “paranı göndereceğim hiç şüphen olmasın” “paran en kısa zamanda hesabında olacak” şeklinde beyanda bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. 6100 sayılı HMK’nun 199.maddesinde belge kavramı ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde düzenlenmiştir.Bu halde davacı yanca delil olarak dayanılan facebook kayıtlarının 6100 sayılı HMK’nun 199. maddesi anlamında belge niteliğinde olduğunun kabulü gerekir…”
Usul hukuku ile ilgili diğer makalelerimize buradan göz atabilirsiniz.
Kaynakça
[1] Hukuk Muhakemeleri Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.11.2024.
[2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2021/4173 E., 2022/1380 K. Sayılı kararı, Yargıtay İçtihat Merkezi, Erişim Adresi: https://www.yargitayictihatmerkezi.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.11.2024.
[3] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/688 E., 2023/1659 K. Sayılı kararı, Yargıtay İçtihat Merkezi, Erişim Adresi: https://www.yargitayictihatmerkezi.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.11.2024.
[4] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/1821 E., 2016/8657 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: https://karararama.yargitay.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.11.2024.
[5] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/1821 E., 2016/8657 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: https://karararama.yargitay.gov.tr/ , Erişim Tarihi: 21.11.2024.
