Vesayet altındaki kişilerin mallarının satışı, belirli hukuki prosedürleri bulunan bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu, bu süreçte kısıtlının haklarını titizlikle korumaktadır. Zira kısıtlanan kişinin menfaatleri her zaman ön planda tutulmalıdır. Vasinin, kısıtlının haklarına halel getirmeyeceğinin de garanti altına alınması büyük bir zorunluluktur.
İçindekiler
Vesayet Altına Alınma Nedir?

Vesayet altına alınma, kendi kendisine bakma ve işlerini görme yeteneği bulunmayan kişilerin, kendilerine vasi tayin edilmek suretiyle iş ve işlemlerini yapabilmelerine olana sağlayan bir hukuki müessesedir. Şayet kişi hakkında kısıtlılık sebepleri varsa bu durumda açılacak olan bir vasi tayini davası ile vasi atanması mümkündür. Vasi tayini gerektiren haller, Türk Medeni Kanunu’nun 704 vd. Maddelerinde düzenlenmektedir. Bu haller, genel olarak;
- Küçüklük
- Akıl hastalığı
- Akıl zayıflığı
- Savurganlık
- Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı
- Kötü yaşama tarzı
- Kötü yönetim
- Özgürlüğü bağlayıcı ceza
- İstek üzerine kısıtlanma
Şeklindedir.
Kısıtlının Mallarının Yönetimi
Vesayet altındaki kişilerin mallarının satışı konusuna geçmeden önce kısıtlının mallarının yönetimi açıklığa kavuşturulmalıdır. Kısıtlının malları, vasi tarafından yönetilecektir. Nitekim TMK m. 403/1;
“Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür…”
Şeklinde düzenlenmektedir. İşbu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere vasi, küçüğün yahut kısıtlının malvarlığı ile ilgili menfaatlerini korumakla yükümlüdür. Dolayısıyla kendi malları üzerinde tasarruf hakkı bulunmayan, vesayet altındaki kişilerin mallarının satışı da ancak onların menfaati gerektirdiği takdirde yapılacaktır. Kısıtlının yahut küçüğün menfaati gerektirmiyorsa malları satılamayacaktır.
Vesayet Altındaki Kişilerin Mallarının Satışı Şartları
Vesayet altındaki kişilerin mallarının satışı için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar gerçekleşmediği takdirde malların satışı mümkün olmayacaktır. İşbu şartlar, şunlardır:
- Vesayet altındaki kişinin mallarının satışı kısıtlının menfaatini gerektirir.
- Vasi, satış için vesayet makamından mutlaka karar alır.
- Mahkeme, kural olarak açık artırma yöntemini tercih eder.
- Ancak eşyanın değeri düşükse mahkeme pazarlık usulünü seçebilir.
Burada, manevi değeri yüksek olan eşyalar zorunluluk bulunmazsa satılmayacaktır. Dolayısıyla manevi değeri yüksek olmayan malların satışına da genellikle izin verilmemektedir.
Vesayet Altındaki Kişilerin Mallarının Satışı Süreci Nasıl İşler?
Kısıtlının mallarının satışı süreci, vasinin talebiyle başlamaktadır. Burada vasi, Sulh Hukuk Mahkemesi’nden talepte bulunarak vasinin mallarının satılmasını talep edecektir. Vasi, talebinde malların neden satılması gerektiğini mahkemeye sunmalıdır. Dolayısıyla yapılacak olan satışta kısıtlının nasıl bir menfaatinin bulunduğu, detaylarıyla vasi tarafından açıklanacaktır. Zira ancak kısıtlının menfaatinin bulunması durumunda satış gerçekleşecektir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 444/1 maddesi;
“Taşınmazların satışı, vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde mümkündür…”
Hükmüne haizdir. Burada özellikle bir taşınmazın satışı için başvuru yapılacaksa taşınmazın tapu kaydı, bilgileri, bu satışın kısıtlıya ne faydası olduğu gibi hususlar dilekçede detaylıca ortaya konmalıdır. Ayrıca satış, yalnızca borçların ödenmesi amacıyla yapılmak zorunda değildir. Daha çok kira getirisi getiren bir taşınmaz almak gibi, yatırım amaçlı satış da mümkündür. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından incelenen dilekçede gerçekten kısıtlıya faydalı olacağı kabul edilirse talep de kabul edilecektir. Kabul edilen bu talep, denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da incelenecektir. Şayet Asliye Hukuk Mahkemesi de Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kabul ettiği talebi onaylarsa bu durumda satış kesinleşecektir.
Satış kararı verildiği takdirde bilirkişi görevlendirilerek malların değerini belirleyecektir. Burada amaç, malların değerinden daha aşağı bir bedele satılmasının önüne geçmektir. Ayrıca mümkün olduğunca kısıtlının, vasinin ve varsa diğer ilgililerin de görüşü alınacaktır. Ardından malların açık artırma ya da pazarlık usulüyle satılması esastır. İhalenin feshi sebeplerinin varlığı halinde ihalenin feshi davası da açılabilecektir.
İhale Tamamlandıktan Sonra Ne Olur?
İhale bittikten sonra, satış bedeli kısıtlı adına açılmış olan bir banka hesabına vasi tarafından yatırılacaktır. Vasi, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yatırılan paranın ne şekilde kullanılacağını rapor edecektir. Ayrıca işbu para vadeli hesapta nemalandırılacaktır. Satıştan elde edilen gelirin, kısıtlının ihtiyaçları ve menfaatleri doğrultusunda kullanılması elzemdir. Sulh Hukuk Mahkemesi, her sene yapılan harcamaların kısıtlının menfaatine olup olmadığını denetleyecektir. Dolayısıyla vasi; bu süreci, malları ve parayı özenle ve dikkatle yönetmekle yükümlüdür.
