
Terk nedeniyle boşanma davası, Türk hukuk sistemi içerisinde özel boşanma sebeplerinden birisi olup TMK m. 164’te düzenlenmektedir. İşbu makalemizde terk nedeniyle boşanma davasını, terk sebebiyle boşanma davası şartlarını ve davaya ilişkin sair hususları inceleyeceğiz.
İçindekiler
Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Terk nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu‘nun [1] 164. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye (m. 164/1) göre:
“Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.”
Daha önce, boşanma davası ve boşanma sebeplerini incelemiştik. Terk, Türk hukukunda özel boşanma sebepleri arasında kabul edilmektedir. Terk eyleminin boşanma sebebi kabul edilmesinin temel sebebi ise TMK m. 185/3 hükmüdür. Zira bu hükme göre;
“Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”
Oysa terk eden eş birlikte yaşama yükümlülüğünü ihlal etmektedir. Terk, şartları gerçekleştiği takdirde başkaca bir boşanma sebebi aranmadığından “mutlak” ve “kusura dayanan” bir boşanma sebebidir. [2]
Terk nedeniyle Boşanmanın Koşulları Nelerdir?
Terk nedeniyle boşanmanın koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şunlardır:
1- Ortak Hayata Son Verilmiş Olması Nedir?
Ortak hayata son verilmesi, terkin asıl unsurudur. Burada eşlerden biri, ortak olarak yaşadıkları aile konutunu terk ederek başka yerde yaşamaktadır. Aile konutu, Türk hukukunda eşler tarafından birlikte seçilir ve yaşam orada sürdürülür. Şayet eşlerden birisi aile konutu seçmeyi reddederek birlikte yaşama yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer eş terke dayanarak boşanma davası açabilecektir [3] . Ayrıca terk mutlaka ortak konuttan ayrılma suretiyle gerçekleşmektedir. Örneğin; eşlerin aynı ev içerisinde birbiri ile görüşmemeleri, cinsel ilişkiden kaçınmaları, yatak odalarını ayırmaları gibi eylemlerde terk oluşmayacaktır [4].
2- Evlilik Birliğinden Doğan Yükümlülükleri Yerine Getirmeme Amacının Olması Nedir?
Evlilik, sadece duygusal bir birliktelik değil, aynı zamanda tarafların hukuki ve sosyal sorumluluklarını üstlendiği bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürme, sadakat, ekonomik dayanışma ve çocukların bakımı gibi çeşitli yükümlülükleri kapsar. Ancak bazı durumlarda eşlerden biri veya her ikisi, bu yükümlülükleri kasıtlı olarak yerine getirmekten kaçınabilir. Terk sebebiyle açılan boşanma davasının kabul görebilmesi için evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme amacının bulunması gerekmektedir. Bu amaç, terkin manevi unsurudur. Dolayısıyla eşin isteği ve amacı ile gerçekleşmeyen terk, hukuki anlamda bir boşanma sebebi olarak kabul edilmeyecektir [5] . Örneğin kişinin askere gitmesi, hürriyeti bağlayıcı bir hapis cezası alması, işi veya görevi gereği başka bir yerde bulunmasının gerekmesi gibi hallerde eşin ortak konuttan ayrılması hukuken terk olarak kabul edilemez.
3- Terkin Haklı Bir Sebebe Dayanmaması Nedir?
Haklı sebep, eşin ortak konuttan ayrılmasını veya eve dönmemesini hukuken meşru hale getiren bir durumdur. Yani, terk eylemi belirli bir gerekçeye dayandığında ve bu gerekçe hukuki olarak kabul edilebilir nitelikte olduğunda, terk eden eşin eylemi kusurlu sayılmaz. Bu durumda terk sebebiyle boşanma davası açılması mümkün olmaz. Haklı sebep kavramı, evlilik birliği içindeki temel yükümlülüklere ve eşlerin birbirlerine karşı olan sorumluluklarına aykırı bir durumun varlığı halinde gündeme gelir. Örneğin, eşlerden birinin diğerine şiddet uygulaması, ağır hakaretlerde bulunması veya evlilik birliğinden doğan sorumluluklarını ihlal etmesi gibi durumlarda, mağdur olan eşin ortak konutu terk etmesi haklı bir sebebe dayanır ve bu durumda terk edilen eş, terk sebebiyle boşanma davası açamaz. Hukukumuzda “haklı sebep” kavramına şunlar örnek verilebilir:
- Ortak konutun ailenin ihtiyaçlarına uygun durumda olmaması.
- Konutun bağımsız nitelikte olmaması.
- Mahkemenin eşler hakkında ayrılık kararı vermesi.
- Boşanma davası açılmış olması.
Gibi hususlar haklı sebep olarak kabul edilecektir [6] .
4- 6 Aylık Süre Koşulu Nedir?
Terk sebebiyle açılan boşanma davasının kabul edilebilmesi için 6 ay boyunca ortak konuta dönmeme şartı aranmaktadır. Nitekim TMK m. 164/1:
“Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.”
Hükmüne haizdir. Nitekim bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/2-136 E., 2008/117 K. Sayılı ilamında [7] :
” … Görüldüğü üzere, yasada, eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir…
Şeklinde karar vermiştir.
5- İhtar Yapılması Ve İhtarın Sonuçsuz Kalması Ne Demektir?
Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi belirli şartları öngörmektedir. Bu şartlardan biri de ihtar yapılması ve bu ihtarın sonuçsuz kalmasıdır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk ettiğinde, terk edilen eşin doğrudan boşanma davası açması mümkün değildir. Hukuk düzeni, boşanma davası açmadan önce, terk eden eşe resmi bir ihtarda bulunulmasını zorunlu kılmıştır. Bu ihtarın amacı, evlilik birliğini mümkün olduğunca sürdürmek ve terk eden eşe ortak konuta dönme fırsatı vermektir.
Ancak, ihtar çekilmesine rağmen terk eden eş belirlenen süre içinde eve dönmezse, ihtar sonuçsuz kalmış sayılır ve terk edilen eş, terk sebebiyle boşanma davası açma hakkına sahip olur. Bu durumda ihtar, bir dava şartı olarak kabul edilebilir.
A- İhtar Kavramı
htar, terk eden eşe resmi bir şekilde ortak konuta dönmesi için yapılan hukuki bir bildirimdir. Terk sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için ihtarın belirli şekil kurallarına uygun olarak yapılması gerekmektedir.
İhtarın geçerli olabilmesi için:
- Terk eden eşe noter aracılığıyla gönderilmelidir.
- İhtar, hukuki geçerlilik kazanabilmesi için resmi bir belge niteliğinde olmalıdır. Bu nedenle, terk edilen eşin noterden ihtarname çektirmesi gerekir.
- Telefon, mesaj veya sözlü uyarılar hukuken geçerli bir ihtar sayılmaz.
- İhtarda belirli hususlar açıkça belirtilmelidir:
- Eşin ortak konuta dönmesi gerektiği,
- Ortak konuta dönüş için en az iki aylık bir süre tanındığı,
- Eşin belirtilen süre içinde dönmemesi halinde terk sebebiyle boşanma davası açılacağı ifade edilmelidir.
- İhtar, terk olayından en az dört ay geçtikten sonra gönderilmelidir.
- Terk edilen eş, dört ay boyunca sabretmeli ve beklemelidir.
- Dördüncü aydan sonra ihtar gönderilmeli ve eşe en az iki aylık bir süre tanınmalıdır.
- Toplamda altı ay dolmadan terk sebebiyle boşanma davası açmak mümkün değildir.
- İhtar, terk eden eşin yaşadığı veya bulunabileceği adrese gönderilmelidir.
- İhtarname, terk eden eşin bilinen son adresine gönderilmelidir.
- Eşin ihtarı aldığı resmi olarak kanıtlanmalıdır.
B- İhtarın Sonuçsuz Kalması Durumu
Terk eden eşe noter aracılığıyla ihtar gönderildiğinde, onun ortak konuta dönmesi için hukuki bir fırsat tanınmış olacaktır. Ancak, terk eden eş:
- İhtarın tebliğ edilmesine rağmen ortak konuta dönmezse,
- İhtarı dikkate almaz ve geri dönmeyi reddederse,
- Belirlenen iki aylık süre içinde herhangi bir girişimde bulunmazsa,
İhtar sonuçsuz kalmış sayılır ve terk edilen eş, mahkemeye başvurarak terk sebebiyle boşanma davası açabilir.
İhtarın sonuçsuz kalması, terk eden eşin evlilik birliğini sürdürme yönünde iyi niyet göstermediğinin ve evlilik sorumluluklarını yerine getirmediğinin hukuki bir göstergesidir. Bu durum, mahkemede terk sebebiyle boşanma davasının kabul edilme olasılığını güçlendiren bir etkendir.
C- İhtar Sonrasında Terk Eden Eşin Eve Dönmesi Durumu
İhtarın ardından, terk eden eş süre dolmadan eve dönerse, terk sebebiyle boşanma davası açılamaz. Ancak, eş eve döndükten kısa bir süre sonra tekrar ortak konutu terk ederse, süreç yeniden başlar ve yeni bir ihtar çekilmesi gereklidir.
Özellikle, terk eden eşin ihtara rağmen samimiyetsiz bir şekilde geçici olarak dönüp, kısa süre sonra tekrar evi terk etmesi halinde, mahkeme süreci dikkate alarak eşin gerçekten evlilik birliğini sürdürme niyetinde olup olmadığını değerlendirecektir.
Boşanma Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
Boşanma davası açmak isteyen kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, hangi mahkemeye başvurmaları gerektiğidir. Çünkü hukuk sisteminde her dava, belirli bir görevli ve yetkili mahkemede görülür. Boşanma davalarında da doğru mahkemeye başvurulması davanın usul açısından geçerli olması için oldukça önemlidir.
Yanlış mahkemeye başvuru yapılması, sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle boşanma sürecini başlatmadan önce görevli ve yetkili mahkeme kavramlarının ne anlama geldiğini bilmek ve başvurunun doğru şekilde yapılması gerekir.
1- Görevli Mahkeme
Boşanma davalarında görevli mahkeme, Aile Mahkemesi’dir.
Aile Mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’ndan doğan aile hukukuna ilişkin tüm davalara bakmakla yükümlüdür. Ancak, bazı yerleşim yerlerinde Aile Mahkemesi bulunmamaktadır.
Eğer Aile Mahkemesi yoksa, bu durumda boşanma davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar ve aynı kurallar çerçevesinde karar verir.
📌 Özetle:
✅ Görevli mahkeme: Aile Mahkemesi
✅ Aile Mahkemesi yoksa: Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)
2- Yetkili Mahkeme
Yetkili mahkeme, davaya hangi şehir veya ilçedeki mahkemenin bakacağını belirleyen kuralları ifade eder.
Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma davası şu yerlerde açılabilir:
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi
- Evliliğin son altı ay boyunca sürdüğü yer mahkemesi
Bu seçenekler davacıya esneklik sağlar. Yani, davacı eş iki farklı yetkili mahkemeden birini seçebilir.
Örneğin:
- Eşlerden biri İstanbul’da, diğeri Ankara’da yaşıyorsa, boşanma davası İstanbul veya Ankara’daki Aile Mahkemesi’nde açılabilir.
Örneğin:
- Eşler son altı ay boyunca Bursa’da birlikte yaşadıysa, ancak sonradan biri İzmir’e, diğeri Konya’ya taşındıysa, dava Bursa Aile Mahkemesi’nde açılabilir.
Kaynakça
- [1] Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 31.01.2025.
- [2] HATEMİ, Hüseyin: Aile Hukuku, 8. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020.
- [3] KILIÇOĞLU, Ahmet: Medeni Kanunu’muzun Aile-Miras-Eşya Hukukuna Getirdiği Yenilikler, B. 3,
- [4] KANDİL, Seher: Türk Hukukunda Terk Sebebiyle Boşanma, Seçkin Yayınevi, Ankara 2006.
- [5] İNAL, Nihat: Aile Mahkemeleri Davaları, B. 1, Ankara 2016.
- [6] FEYZİOĞLU, Necmi Feyzeddin: Aile Hukuku, Genişletilmiş 3. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul 1986.
- [7] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/2-136 E., 2008/117 K. Sayılı İlamı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 31.01.2025.
Sıkça Sorulan Sorular
Terk sebebiyle boşanma, eşlerden birinin ortak konutu haklı bir sebep olmaksızın terk etmesi ve belirli hukuki şartların gerçekleşmesi durumunda diğer eşin boşanma davası açabilmesine imkan tanıyan hukuki bir düzenlemedir. Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi kapsamında düzenlenmiştir.
Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekir:
Eşlerden biri ortak konutu haklı bir sebep olmadan terk etmiş olmalıdır.
Terk süresi en az altı ay olmalıdır.
Terk eden eşe noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi gerekmektedir.
İhtarnameye rağmen terk eden eş iki ay içinde ortak konuta dönmemiş olmalıdır.
Terk ihtarının hukuki geçerliliği için şu kurallar takip edilmelidir:
Noter aracılığıyla gönderilmelidir.
Ortak konuta dönmesi için en az iki ay süre tanınmalıdır.
Eşin ortak konuta dönmesi için gerekli koşullar sağlanmalıdır (örneğin, evin güvenli olması, barınma şartlarının yeterli olması).
Hayır. Eğer bir eş, şiddet, kötü muamele, tehdit, ağır hakaret gibi haklı bir sebeple ortak konuttan ayrılmışsa, terk sebebiyle boşanma davası açılamaz. Bu tür durumlarda terk eden eş kusurlu kabul edilmeyecektir.
Evet. Eğer terk edilen eş, bu süreçte psikolojik zarar görmüşse, kişilik hakları zedelenmişse veya bu durum kendisi için ciddi bir mağduriyet yaratmışsa manevi tazminat talep edebilecektir.
