
Tenkis davası, Türk Medeni Kanunu’nun [1] 560-571. Maddeleri arasında düzenlenen, saklı pay hakları zedelenen mirasçıların saklı pay haklarının korunmasını sağlayan, inşai bir dava türüdür. İşbu makalemizde miras hukukunda tenkis davası ve tenkis davasının genel özellikleri, tenkis davasında davacı ve davalı, tenkis davasında görevli ve yetkili mahkeme, tenkis davasına ilişkin yüksek yargı kararları gibi hususlara değinilecektir.
Tenkis Davası Nedir?
Tenkis; kavram olarak indirim anlamına gelmektedir. Miras bırakan, sağlığında yaptığı tasarruflar ya da ölüme bağlı tasarrufları ile serbest tasarruf oranını aşarak mirasçıların saklı pay hakkını ihlal etmiş olabilir. İşbu durumda saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçılar, saklı paylarının ihlal edildiği kısmın tenkisini talep ve dava edebilecektir. [2] Zira Türk Medeni Kanunu’nun 560/1 maddesinde “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.” Hükmü mevcuttur. Esasen tenkis, saklı pay hakkına sahip olan mirasçıların, bu paylarının ihlalinin yaptırımı niteliğindedir. [3] Ayrıca tenkis davası, muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davası ile birlikte ve terditli de açılabilir.
Tenkis Davasının Şartları
Tenkis davasının kabul edilebilmesi için birtakım şartları mevcuttur. Bu şartlar; Türk Medeni Kanunu’nun 560/1 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tenkis davasının şartları;
- Mirasbırakanın ölmüş olması
- Mirasbırakan, malvarlığından tasarruf ederken tasarruf oranını aşarak saklı pay hakkı bulunan mirasçıların saklı pay haklarının zedelemiş olmasıdır
Bu şartlar gerçekleştiği takdirde tenkis davası açılabilir. Ayrıca mirasbırakanın yaptığı tasarruf bir bağışlama değil de bir satış ise bu durumda tenkis talep edilemez. Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2013/4753 E., 2013/8026 K. Sayılı kararında [4]; “… Satış yolu ile yapılan temlikler nedeniyle tenkise hükmedilemeyeceği, ancak bağışlarda tenkis talep edilebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca tenkis isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken…” Şeklinde karar verilmiştir.
Mirasçıların Saklı Pay Oranı Nedir?
Mirasçıların Saklı Pay Oranları
Tenkis davası, mirasçıların saklı pay oranları ihlal edildiğinde açılabilecek bir dava türüdür. Mirasçıların saklı pay oranları ise;
- Altsoy için yasal miras payının yarısı
- Ana ve baba için için yasal miras paylarının dörtte biri
- Sağ kalan eş için; altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer durumlarda yasal miras payının dörtte üçü saklı pay hakkıdır.
Tenkis Davasında Davacı
Tenkis davasında davacı, kural olarak saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçılardır. Bu mirasçılar arasında zorunlu değil, ihtiyari bir dava arkadaşlığı vardır. Dolayısıyla saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçıların tamamı bu davayı açabileceği gibi yalnızca bir mirasçı da tenkis davasında davacı olabilir. Tek bir mirasçı dava açtığı takdirde o mirasçının ihlal edilen payı oranında tenkise hükmedilecektir. Diğerlerinin payları mahkemece göz önüne alınmaz. Ayrıca iflas dairesi ve mirasçıya karşı ellerinde aciz belgesi bulunan alacaklılar mirasçıya ihtarname gönderdiğinde mirasçı tenkis davası açmazsa bu durumda alacaklılar ve iflas dairesi tenkis davası açabilirler.
Tenkis Davasında Davalı
Tenkis davasında davalı; murisin yaptığı tasarruftan yararlanan kişidir. Bu kişiler genellikle mirasçı olmakla birlikte, mirasçı olmayan üçüncü bir kişi de davalı olabilecektir. Yine örneğin lehine tasarrufta bulunulan kişi mirasçıların saklı pay hakkı almasını engellemek amacıyla üçüncü bir kişiye tekrar devir yaparsa bu durumda saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçı tenkis davasını üçüncü kişiye karşı açabilir.
Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tenkis davasında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun [5] 2. Maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesidir. Tenkis davasında yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu husus da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11/1-a maddesinde mevcut olup bu yetki kesin yetkidir. Dolayısıyla tenkis davasında görevli ve yetkili mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Tenkis Davasında Harç ve Vekalet Ücreti
Tenkis davasında mahkeme, tenkise tabi miktar üzerinden nisbi harç ve vekalet ücretine hükmeder. İşbu miktar dava dilekçesinde gösterilen değerden fazla ise tespit edilen miktar üzerinden harç tamamlatılacaktır.
Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre
Tenkis davasında hak düşürücü süre mevcuttur. Buna göre tenkis davası açma hakkı; saklı payı zedelenen mirasçıların zedelenmeyi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde mirasın ya da vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren on yıl geçmekle sona erer. Bir ve on yıllık süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Ancak bu sürelerin işlemesi için öncelikle murisin vefat etmesi gerekmektedir.
Tenkise Tabi Kazandırmalar Nelerdir?
Tenkise tabi kazandırmaları iki grupta inceleyebiliriz:
1- Ölüme Bağlı Kazandırmalar
Ölüme bağlı tasarruflar tenkise tabidir. Zira TMK m. 561’de “Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf
edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur…” Hükmü mevcuttur. Hukukumuzda ölüme bağlı tasarruflar;
olmak üzere iki tanedir. Ölüme bağlı tasarrufla ister mal bırakma, ister mirasçı atama işlemi olsun, bu işlem tenkise tabi olacaktır.
Şayet miras bırakanın yaptığı kazandırma karşılıklı (ivazlı) ise bu kazandırmanın tenkis edilmesi durumunda kazandırmadan yararlanan kişi, verdiği karşılığın tenkis oranında kendisine iadesini talep edebilecektir. Bunun dışında örneğin ölüme bağlı bir bağışlama da tenkise tabi tutulacaktır.
2- Sağlar Arası Kazandırmalardan TMK m. 565’te Sayılanlar
Tenkise tabi sağlar arası kazandırmalar, TMK’nun 565. Maddesinde sayılmaktadır. Bu hükme göre aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar tenkise tabidir:
1- Denkleştirmeye tabi olup, denkleştirmeden kurtulmuş olan kazandırmaların tenkisi:
Yukarıda bahsettiğimiz hallerden ilk fıkra, esasen denkleştirmeye tabi kazandırmalardır. Miras hukukunda denkleştirme, Türk Medeni Kanunu‘nun 669-675. Maddeleri arasında düzenlenmektedir. TMK m. 565/1 kapsamında kabul edileceğimiz ilk hal; miras bırakanın; mirasçının miras payına mahsuben yaptığı sağlar arası kazandırmanın, mirasçılık sıfatının kaybedilmesi sebebiyle denkleştirmeye tabi olmamasıdır. Yani mirasçı mirası reddetmişse, mirasçılıktan çıkartılmışsa vb. Bu durumda yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi olmayacak, tenkise tabi olacaktır. Aksi takdirde mirasçılık sıfatının bulunması durumunda kazandırma tenkise değil denkleştirmeye tabi olacaktır.
Maddenin devamında düzenlenen geri verilmeme kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri, borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar, alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi de tenkise tabi olabilmektedir. Ancak bu husus için de miras bırakanın yaptığı kazandırmayı denkleştirmeden muaf tutması gerekmektedir. Zira bu halde denkleştirmeye tabi olmayan kazandırma tenkise tabi olacaktır.
2- Ölümden önce miras haklarının tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmaların tenkisi:
Ölümden önce miras haklarının tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, esasen yasal mirasçının miras hakkından ivazlı feragatindeki ivazdır. Yani yasal bir mirasçı, bir karşılık alarak miras hakkından feragat etmişse bu karşılık tenkise tabidir. Bu sağlar arası kazandırmanın yapılması sonucunda saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçılar, ihlal edilen kısmın tenkisini talep edebileceklerdir. Örneğin; A, B ve C üç kardeştir. A, miras bırakandan aldığı 100.000 TL karşılığında mirastan feragat etmiştir. Bu durumdan bir süre sonra miras bırakan vefat etmiş, terekede toplam 20.000 TL çıkmıştır. Bu durumda tereke toplamı 120.000 TL’dir. B ve C’nin saklı payları ise yasal miras payları olan 40.000/2 = 20.000’er TL’dir. Oysa iki kardeş terekeden çıkan 20.000 TL’yi 10.000’er TL olarak almışlardır. Her iki kardeşin de 10.000’er TL’lik saklı payları ihlal edilmiştir. İki kardeş, saklı payları olan toplam 20.000 TL’nin tenkisini talep edebilecektir.
Ayrıca TMK m. 574 “Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir malı veya diğer bir değeri geri vermekle yükümlü olursa; dilerse tenkise tâbi değeri geri verir, dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır.” Hükmünü içermektedir. Dolayısıyla ivazlı olarak mirastan feragat eden mirasçı, dilerse tenkise tabi değeri öder. Ancak bunu istemediği takdirde aldığı bütün ivazı terekeye geri vererek hiç feragat etmemiş gibi paylaşıma katılabilecektir.
3- Miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamaların tenkisi:
Miras bırakanın dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ölmeden ne kadar önce yapılırsa yapılsın tenkise tabi olacaktır. Buna karşılık miras bırakan dönme hakkını saklı tutmadığı takdirde tenkis, ancak adet üzere verilen hediyeler dışındaki bağışlamaları kapsar. Burada hediyenin adet üzere olup olmadığı miras bırakanın sosyoekonomik durumu dikkate alınacaktır. Örneğin; düğünde takılan bir takı adet üzere verilen bir hediye olup tenkise tabi değildir. Ayrıca miras bırakanın saklı pay haklarını zedeleme kastı olmadan, minnet duygusu ile yaptığı kazandırmalar tenkise tabi olmayacaktır. Nitekim Türk Borçlar Kanunu‘nun [6] 78/2 maddesi; “…Ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.” Hükmüne haizdir. Yine Türk Borçlar Kanunu‘nun 285/3. Maddesi; “Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.” Demektedir. Miras bırakan, ölmeden 1 yıl içerisinde vakıf kurmuşsa bu vakıf da tenkise tabi tutulabilecektir. Ancak bu tenkisin yapılması için, kurulan vakfın saklı pay kurallarını bertaraf etmek için kurulduğunun ispatlanması gerekecektir.
4- Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkisi:
Miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabi olacaktır. Ancak bu kazandırmaların tenkise tabi olabilmesi için ivazsız (karşılıksız) ya da kısmi ivazlı olması şarttır. Zira tam ivazlı bir kazandırma mevcutsa bu kazandırma tenkise tabi olmayacaktır. Burada miras bırakanın asıl amacının net bir biçimde ortaya konması ve ispatlanması gerekecektir.
Tenkis Davasında İspat Yükü
Tenkis davasında ispat yükü, TMK m. 6 gereği davacıdadır. Davacı, bir tenkis davasında şu hususları ispat edecektir:
ispatlamakla yükümlüdür.
Tenkis Davasına İlişkin İçtihatlar
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2010/8673 E., 2010/7490 K. Sayılı Kararı [7] :
“… Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmalarının yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır…”
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2018/2374 E., 2018/13350 K. Sayılı Kararı [8] :
“… Ne var ki, mahkemece mirasbırakanın ölümünden 11 yıl önce yaptığı dava konusu temlikte saklı payı zedeleme kastının varlığı üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca, TMK 565/4 maddesi gözetilerek mirasbırakanın yaptığı temlikte saklı payı zedeleme kastı bulunup bulunmadığının, daha önce dinlenen tanıklar yeniden dinlenerek açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken değinilen yön üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir…”
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/527 E., 2018/832 K. Sayılı Kararı [9] :
“… Öte yandan, bilindiği ve TMK’nın 565/4 maddesinde düzenlendiği üzere mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir. Somut olay gelince, dosya içeriğinden ve toplanan delillerden mirasbırakanın temliki, saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı kanıtlanmış değildir. Dolayısıyla tenkis koşullarının oluştuğundan söz etme olanağı yoktur…”
Şayet bu anlatımlarımızın dışında, miras bırakanın mirasçıya bir muvazaalı devri mevcutsa muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılacaktır. Ayrıca diğer makalelerimize göz atmak isteyebilirsiniz.
Kaynakça
[1] Türk Medeni Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 08.01.2025.
[2] OĞUZMAN, M. Kemal: Miras Hukuku, Gözden Geçirilmiş 6. Baskı, İstanbul 1995.
[3] HATEMİ, Hüseyin: Miras Hukuku, 5. Baskı, İstanbul 2014.
[4] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2013/4753 E., 2013/8026 K. Sayılı kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 08.01.2025.
[5] Hukuk Muhakemeleri Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 08.01.2025.
[6] Türk Borçlar Kanunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, Erişim Adresi: www.mevzuat.gov.tr , Erişim Tarihi: 10.01.2025.
[7] Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2010/8673 E., 2010/7490 K. Sayılı Kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 10.01.2025.
[8] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2018/2374 E., 2018/13350 K. Sayılı Kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 10.01.2025.
[9] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/527 E., 2018/832 K. Sayılı Kararı, Yargıtay Karar Arama, Erişim Adresi: karararama.yargitay.gov.tr , Erişim Tarihi: 10.01.2025.
